All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

MANSET GÜNDEM

MANSET GÜNDEM (83)

Amerika’nın lider forklift ve istif makineleri üreticisi Yale, Quick Lift firması ile imzaladığı yeni distribütörlük anlaşmasıyla robotik ürünlerini Türkiye’ye taşıyor. Yeni yatırımlar Türkiye pazarını 5 yıl içinde 30 bin adetlere ulaştıracak.

AMERİKAN HYSTER - YALE GRUP TÜRKİYE’DE YALE İÇİN YOL ARKADAŞINI SEÇTİ:

QUICK LIFT YALE QUICK LIFT İLE TÜRKİYE PAZARINDA LİDERLİĞİ HEDEFLİYOR TASARRUF ODAKLI YALE ROBOTİK ÜRÜNLER TÜRKİYE’DE PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ 5 YIL SONRA 30 BİN ADETE ULAŞACAK

Amerika’nın lider forklift ve istif makineleri üreticisi Yale, Quick Lift firması ile imzaladığı yeni distribütörlük anlaşmasıyla robotik ürünlerini Türkiye’ye taşıyor. Yeni yatırımlar Türkiye pazarını 5 yıl içinde 30 bin adetlere ulaştıracak

140 yılı aşkın deneyimle forklift ve istif makineleri üreten Yale, Türkiye’de TSM Global’in iştiraki Quick Lift ile distribütörlük anlaşması imzaladı. Hyster - Yale Grup EMEA Bölgesi Kıdemli Başkan Yardımcısı Harry Sands ve TSM Global CEO’su Taner Sönmezer düzenledikleri bir toplantıyla iş birliği anlaşmasının detaylarını paylaştı.

Yale: Türkiye’nin büyümesine büyük önem veriyoruz

Quick Lift’in Yale’in forklift ve depo içi ekipmanlarının satış, kiralama ve satış sonrası hizmetlerinden sorumlu olacağını söyleyen Hyster - Yale Grup EMEA Bölgesi Kıdemli Başkan Yardımcısı Harry Sands, bu iş birliği sayesinde Türkiye’nin tüm bölgelerinde yaygın ve etkin satış ve satış sonrası hizmetler sunabileceklerini aktardı. Türkiye’yi lojistik üssü olarak gördüklerini belirten Sands, Yale Türkiye’deki potansiyeli gördükleri için buraya yatırım yaptıklarını söyledi. Türkiye pazarını öneminin altını çizen Sands, Quick Lift ile önemli bir yol kat edeceklerini bildirdi.

Türkiye’de 8 bin kişiye 1 forklift düşüyor

TSM Global CEO’su Taner Sönmezer ise TSM Global’in 2014 yılından bu yana Türkiye’nin yanı sıra Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Özbekistan’da satış ve satış sonrası hizmetler alanında faaliyet gösterdiğini söyledi. Sönmezer: “Türkiye forklift pazarı normal dönemlerde yılda 10 bin adet ortalamasına sahiptir; ama bu sene maksimum 6 bin civarında bir pazar büyüklüğü söz konusu olacak. Biz 2019 yılını fırsat yılı olarak görüyoruz; pazarın önü açılıyor, bu yıl beklenenden iyi durumdayız. Pazarda yükselen ivme 2020 Mart’ından sonra katlanarak artacak. İngiltere ve Fransa’da her 600-2.000 kişiye 1 forklift düşerken Türkiye’de her 8 bin kişiye 1 forklift düşüyor. Türkiye de kısa zamanda bu seviyeye çıkacaktır. İngiltere ve Fransa’da pazar yıllık yaklaşık 80-100 bin adet. Türkiye’nin bulunduğu coğrafi konumu düşünürsek, liman ülkesi olmamız ve kıtalar arası köprü görevi görmemiz açısından potansiyelimiz oldukça yüksek. Pazar büyüklüğünün önümüzdeki 5 yıl içinde 30 bin adede çıkmasının öngörüyoruz. TSM Global iştiraki olan Quick Lift firması da Yale iş birliği ile gelişen bu pazarın lideri olacak” diye konuştu.

500 kişilik yeni istihdam fırsatı

Yale ve Quick Lift arasındaki bu iş birliği ile özellikle lojistik, otomotiv, perakende, içecek, gıda, ambalaj, beyaz eşya ve elektronik sektörlerini hedeflediklerini açıklayan Sönmezer, yatırımları artırmayı planladıklarını bildirdi. Türkiye’nin tüm sanayi şehirlerine yatırım yapmayı hedeflediklerini açıklayan Sönmezer, bünyelerine 10-12 yeni bölge ve bayi ağı ekleyeceklerini açıkladı. Sönmezer, yeni yapılanmalarda satış, servis, yedek parça, kiralama ve eğitim akademileri kurduklarını da bildirdi. Sönmezer: “3 sene içerisinde Quick Lift ve tüm bayi ağı olmak üzere 500 kişilik yeni istihdam oluşturarak ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacağız” dedi.

Robotik ürünler Türkiye’ye geliyor

Her yıl 40 milyon Euro’luk Ar-Ge yatırımı yapan Yale Grup’un 10 yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı robotik ürünlerinin Türkiye pazarına gireceğini söyleyen Sönmezer, bu yeni endüstri 4.0 teknolojisi ürünlerin çalışma maliyetlerini düşürüp verimliliği artırdığını bildirdi. Sönmezer, Yale robotik ürün gamının farklılaşma noktasının navigasyon teknolojisinde yattığına vurgu yaptı. Bu teknoloji sayesinde Yale robotik ürünlerin özel bir altyapı yatırımına ihtiyaç duymadığını ifade eden Sönmezer, bu çözümü tek bir makineden büyük bir filoya kadar sunabildiklerine dikkat çekti. Sönmezer, yakıt yerine batarya ile çalışan forklift teknolojisinin de maliyetleri oldukça düşürdüğünü kaydetti. Gelecek 10 yılın teknolojisini bu günden öngörerek robotik ürünlerin üretildiğini bildiren Sönmezer, bu yeni ürünlerin hem KOBİ’ler hem de büyük ölçekli firmalar için önemli bir kaynak tasarruf kalemi olacağının altını çizdi.

24 saat içinde ürün ve yedek parça temin edebiliyoruz

Yale’in Avrupa’daki geniş dağıtım ağı sayesinde gerek makine teslimatlarını gerekse ihtiyaç halindeki yedek parça teminlerini çok hızlı gerçekleştirebildiklerini belirten Sönmezer, Quick Lift’in geniş bayi ve servis ağı ile 24 saat içinde Türkiye’nin her noktasına erişebildiklerini, özellikle yedek parça taleplerinin yaklaşık yüzde 90’lık bir oranınını raftan karşılayabildiklerini bildirdi.

Servet Ayhan Yeniden Platformder Başkanı seçildi.

Personel Yükseltici Platform Sektörünün İşletmeci, İmalatçı, Distribütör, Tedarikçi ve Hizmet Sağlayıcıları 2 yıl gibi kısa bir sürede tek çatı altında toplamayı başaran Platformder 2.Olağan Genel Kurul Toplantısını 11 Mayıs 2019 Cumartesi günü üyelerinin yoğun katılımı ile Park Inn Radisson Istanbul Asia Kavacık’ta gerçekleştirildi. Yapılan Genel Kurul Toplantısı sonucunda 2016 yılından beri Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini başarıyla yürüten Servet AYHAN yeniden başkan seçildi.

PLATFORMDER’in 2. Olağan Genel Kurul Toplantısında oy birliği ile seçilen Yeni Yönetim ise aşağıdaki şekilde oluştu:

 

YÖNETİM KURULU ASİL ÜYE LİSTESİ

1. Servet AYHAN – Biglift Makine

2. Kenan AYDIN – Fatih Vinç

3. Saruhan GÜNAYDIN – Toro Makine

4. Fatih AYDIN – AVK Aydın Vinç

5. Kemal İÇER – İstanbul Vinç

6. Kerem BAYRAK – ELS Lift

7. Buhan Okan ACAR – Genie Lift

YÖNETİM KURULU YEDEK ÜYE LİSTESİ

1. Ali Murat ULUS – Melek Platform

2. Erkan DİLEK – Mas Platform

3. Seddar Sacit GÜRSU – Renth İş Makinaları

4. Fatih Mehmet AYDIN – Masif Makina

5. Mahir POLAT – Mak-Ser Platform

DENETLEME KURULU ASİL ÜYE LİSTESİ

1. MUHAMMED ÇİMEN – Tekmak İstif

2. Kadir APARAN – Galaksi Platform

3. Ezgi Genç ESER – S Emek Platform

DENETLEME KURULU YEDEK ÜYE LİSTESİ

1. Necip AYHAN – Ayhanlar Platform

2. İbrahim Halil KARAGÖL – Eksen Vinç

3. Bekir ERDEMLİ – Kaulas Lastik

MESLEKİ ETİK KURULU VE HAKEM HEYETİ

1. Orhan FİDANCI – Fidancılar Sigorta

2. Emre APA – Apa Yayıncılık

3. Sibel AYGÜL – Sidea Danışmanlık

Marmara bölgesinin önemli firmalarından Forklas Otomotiv firmasının Kurucusu Veysel Kılıç, Otomotiv ve forklift lastiklerinde 25 yıldan beri “Güven, Saygı ve Uzmanlık” ilkelerine dayalı çalışma yaklaşımları ile müşterilerine her zamankinden daha yakın olmayı hedeflediklerini belirterek Konteyner’ci olarak adlandırdığı bazı kişi ve kuruluşların ülkemizde pek bilinmeyen ucuz, kalitesiz lastikleri ithal ederek dengeleri bozduklarından şikayet etti.

Bursa’da faaliyet gösteren Forklas Ortomotiv,Lastik Makine Sanayi ve Ticaret Ltd.şti.’nin kurucusu Veysel Kılıç, kendisi ve firması hakkında bilgiler verirken lastik sektörü hakkında da görüşlerini dile getirdi.

Veysel Kılıç’ı tanıyabilirmiyiz?

“1960 Trabzon doğumluyum, çocukluğum ve eğitim hayatım Ankara’da geçti. Ankara Hacettepe Üniversitesi İstatistik bölümü mezunuyum.35 yaşıma kadar Ankara’da hayatımı idame ettirdim. Bu ilde lastik sektöründe 4 yıl çalışmışlığım oldu.”

Forklas firmasını kurma fikri ne zaman ve nasıl oluştu ?

1995 yılında Bursa’ya lastikçi ve rulmancı olarak geldiğimde forklift lastiğini pek bilmiyordum ancak, Eczane gibi bir rulmancı dükkanında  forklift lastiği satmaya başlayınca bu iş oldukça ilgimi çekti. 2000 yılının sonlarında çalıştığım firmadan ayrılarak bu işi yapmaya karar verdim ve 2001 yılında resmi olarak Forklas firmasını faaliyete geçirdim. O günden bugüne kadar geçen süreçte  işimizi geliştirerek ve yenileyerek  müşterilerimize en iyi hizmeti vermeye devam ediyoruz.

Firmamızın Endüstüriyel Lastik sınıfında bayisi olduğumuz , ülkemizde en çok tutulan ve kalitesine güvenilen lastik markaları olan Solideal, Continental, BKT marka lastikleri Bursa ve Güney Marmara bölgesinde firmamıza yakışır bir şekilde temsil etmeye azami gayreti gösteriyoruz. Bunun yanı sıra 25 yıldan beri “Güven, Saygı ve Uzmanlık” ilkelerine dayalı çalışma yaklaşımlarımız ile müşterilerimize  her zamankinden daha yakın olmayı hedeflediğimiz için Mobil dolgu lastik servisimizi  de hizmete sunarak Bursa ve çevre il ve ilçelerindeki müşterilerimize ve ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Türkiye Endüstriyel lastik piyasası hakkında bizi bilgilendirir misiniz? Ayrıca Türkiye endüstriyel lastik piyasasının geleceği hakkında düşünceleriniz nelerdir ?

Türkiye’de sanayi geliştikçe buna paralel olarak her sektörde büyümeler olduğunu gözlemliyoruz  Lastik sektörü ve  forklift kiralama sektörü de önemli ölçüde büyüdükçe işin rengi değişiyor ve karmaşık bir hal alıyor dolayısıyla yeni stratejiler yapmak gerekiyor.

Türkiye’de yaşanan lastik markası enflasyonu için neler söyleyeceksiniz?

Bu en önemli konulardan birisi bence bu cebine 3-5 dolar koyan adı sanı bilinmeyen marka lastikleri Türkiye’ye getiriyor  Ben bunlara” Konteynerci “diyorum. Yaklaşık 25 yıldır sektördeyim adını bilmediğim lastikler var. Piyasayı hem fiyat hem kalite ile bozuyorlar. Durum böyle olunca dengeler sarsılıyor. Maalesef özellikle 2-4 satan lastikçiler ve kiralama yapan forkliftçiler en ucuz hangi marka lastik var ise onu alıyor. Sadece çok bilinçli nihai kullanıcılar öncelikle kaliteyi tercih ederek  uzun  vadede maliyeti dikkate alıyorlar, dolayısı ile bu konteynerci olarak tabir ettiğim bu kesim piyasayı inanılmaz  bir şekilde bozuyor.

Forklift lastikleri hangi aşamada değiştirilmelidir?

Öncelikle üretici firmaların ürettikleri lastiklerin özelliklerine göre bilgi ve uyarılarına dikkat etmek gerekir. Sonrada lastiğin aşınması sonucunda fiziki görüntüsüne bakılmalıdır, deforme olmuş lastikler kesinlikle kullanılmamalıdır. Aksi takdirde forklifte  telafisi olmayan zararlar verir.

Peki kısa kısa cevaplarsanız Endüstriyel sınıfında hangi tür lastiklerden daha fazla talep alıyorsunuz?

Sektör hızlı bir biçimde dolgu lastiklere doğru gitmektedir.

Hangi tür uygulamalardan hangi lastik türleri tercih edilmelidir?

Yine bunu üretici firmalar çok detaylı bir şekilde ifade etmişlerdir. Çünkü kendi lastiklerinin özelliklerini onlardan daha iyi bilemeyiz.

Farklı lastik sırt tasarımlarının kullanımda ne gibi etkileri olur?

Uzun vadede maliyeti düşüren ve konforu arttıran durumlar söz konusu olur.

Forklift lastikleri hangi aşamada değiştirilmelidir?

Fiziken deforme olduğu ve ekonomik ömrünü tamamladığı zaman mutlaka değiştirilmelidir.

Endüstriyel lastik kullanıcılarına ne gibi tavsiyeleriniz olabilir?

Lütfen ucuzluğu değil uygunluğu tercih etsinler ve kaliteden şaşmasınlar.

Sürekliliği olmayan ve satış sonrası hizmeti ve geri dönüşleri olmayan markalardan uzak dursunlar, kısacası arkasında durulmayan markaları tercih etmesinler. Güven veren istikrarlı firmalar tercih etsinler.

Forklas firması olarak ileriye dönük ne gibi projeleriniz var?

Forklas firması sektöründe gidebileceği yere ilkelerinden taviz vermeden gelmek istiyor. Konusunda  ihtisasına devam edecek ve hedefe ulaşmak için tüm gayretini sarf edecektir.

Türkiye Forklift yedek parça piyasasında adı yeni ama yöneticileri oldukça tecrübeli olan bir firma adından oldukça söz ettirmeyi başardı. GPS Global Makine Yedek Parça San.Tic.Ltd.şti.(GLOBAL PART SOURCE) İstanbul Tuzla’daki işyerlerinde forklift sektörü ve ihtiyaç sahiplerine geniş ürün çeşitleri ile hizmet vermeye devam ediyor.

“Forklift sektöründe uzun yıllar edinmiş olduğumuz tecrübeyi piyasanın talepleri ile harmanladığımız firmamızda günümüz forklift sektörünün ihtiyacı olan hizmeti; güleryüz, samimiyet, müşteri ihtiyaçlarını doğru anlayan, çözüm odaklı, prensipli çalışma ile müşterilerimize daima ihtiyaç duydukları ürünleri ; dinamik , ürününün arkasın da durarak ve kaliteli hizmet ile sunmayı hedefleyen bir firma olmak için yola çıktık” diye konuşan firma Genel Müdürü Nuran Aşıkhan, Material Handling Dergisinin kendisine yönelttiği soruları cevapladı.

Sizi tanıyabilir miyiz?

İstanbul Üniversitesi Makine Müh. Bölümü mezunuyum, evliyim, 10 yaşında bir oğlum var. İş hayatına 1992 yılında  satış elemanı olarak başladım, uzun yıllar sektöründe lider firmaların satış departmanı, kredi kontrol, müşteri hizmetleri ve yönetim kadrolarında görev yaptım. 2005 yılında forklift sektörüne tamamen tesadüf eseri girdim. Yabancı dilimi geliştirmek amacıyla son çalıştığım firmadan ayrıldıktan sonra İngiltere’ye gittim, bir süre orada kaldıktan sonra Türkiye’ye geri döndüm.

Sektöre ne zaman adım attınız, hangi firmalarda ne gibi görevlerde bulundunuz ?

2005 yılında Formak Forklif Pazarlama firmasının Dragos’taki yerinde Satış Sonrası Hizmetler ve Yedek Parça bölümü için işe girdim, bir süre sonra firma grup şirketlerinin yedek parça satışını tek bir firma üzerinde topladı ve yedek parça satışını tek firma üzerinden yapma kararı aldı bunun üzerine Forklift İstif Yedek Parça piyasada bilinen adıyla ‘’EUROPART’’ firmasında çalışmaya başladım. Doğum iznine ayrıldığım dönemde Belçika firması olan TVH firması Europart firmasını satın alınca doğum iznim bittikten bir hafta sonra bu firmanın İkitelli şubesinde çalışmaya başladım. 2014 yılında Tuzla şubesinin açılması ile birlikte Şube Sorumlusu olarak Tuzla şubesine geçtim. 2018 yılında yabancı dilimi geliştirmek amacıyla firmadan kendi isteğimle ayrıldım.

Global Part Source hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?

Forklift sektöründe uzun yıllar edinmiş olduğumuz tecrübeyi piyasanın talepleri ile harmanladığımız firmamızda günümüz forklift sektörünün ihtiyacı olan hizmeti; güleryüz, samimiyet, müşteri ihtiyaçlarını doğru anlayan, çözüm odaklı, prensipli çalışma ile müşterilerimize daima ihtiyaç duydukları ürünleri ; dinamik , ürününün arkasın da durarak ve kaliteli hizmet ile sunmayı hedefleyen bir firma olmak için yola çıktık.

Ürün gruplarımız arasında piyasada yoğun bulunan motorların rektifiye parçaları, yan ürünleri, marş motorları, devridaimler, radyatörler, radyatör hortumları, gaz ve el fren telleri , v.s. satışını

yaptığımız ürünlerin bir kısmını teşkil ediyor, bunların yanı sıra forklift çatalları, çatal kılıfları, vites ve sinyal kolları, akü fişleri , aydınlatma ürünleri ve aksesuarlar bulunmaktadır.

Türkiye forklift yedek parça piyasası hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz?

Son yıllarda forkliftlerin her alanda kullanımının artması yedek parça sektörünün de aynı oranda hareketlenmesini sağladı. Öyle ki servis hizmeti veren firmalar ya da son kullanıcı olarak tabir ettiğimiz firmalar internet üzerinden kendi yedek parçalarını ithal eder duruma geldiler. Önemli olan doğru yedek parçayı, doğru zamanda, iyi kalite ile uygun fiyata piyasaya sunabilmektir.

Hangi ülkelerden yedek parça ithal ediyorsunuz?

İç piyasa dahil, kaliteli ve uygun yedek parça bulduğumuz her ülkeden ithalat yapabiliriz. Bu konuda herhangi bir sınırımız yok

Yerli yedek parça üreticilerimizle çalışıyor musunuz? Çalışıyorsanız ürünlerinin kalitesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yerli üretimi desteklemek için iç piyasadan bulabileceğimiz kalitesine güvendiğimiz uygun maliyetli ürünlerin raflarımızda olması bizim açımızdan önemli bir değer taşımaktadır. Elbette yerli üretici ile çalışırız, yerli üreticilerin küçümsenmeyecek bir bölümü ürünlerini ihraç etmektedir

Sizce Türkiye’de yedek parça imalatçılarının sayısı yeterli mi?

Diğer sektörlerde de olduğu gibi ülkemizde özellikle forklift yedek parça üretimi yapan birçok firma bulunmaktadır. Ancak; bu firmaların bir kısmı iç piyasada yeterince reklam yapmadıkları ve kendilerini tanıtamadıkları için hak ettikleri değeri alamıyorlar. Çin’in ucuz parça temin etmesi üreticilerin rekabet gücünü zayıflattığından bu alanda bir daralma olduğunu düşünüyorum.

Firma olarak nasıl bir pazarlama stratejisi içerisindesiniz. Ürünlerinizi tezgah satışıyla mı, plasiyerler veya bayiler kanalı ile mi müşterilerinize ulaştırıyorsunuz?

Müşterilerimizle öncelikle telefonla irtibata geçiyoruz, zaman zaman kendi ofislerinde ziyaret ediyoruz. İnternet ve teknolojiyi de kullanarak her kanaldan iletişim içerisindeyiz.

İş hayatında kadınların erkeklerden farklı olan yanı nedir? İş hayatında kadınların ne gibi özellikleri var?

İş dünyasında yapılması gereken bir iş vardır ve bunu kim layıkıyla yapıyorsa kutlamak gerekir. İş ortamında kadın erkek ayrımı yapan bir düşünceye sahip değilim. Asıl olan işin hakkını vererek yapmaktır. Herkesin yapabileceği ve her kişiye uygun bir iş mutlaka vardır.

İş hayatınızda kendinizi başarılı buluyor musunuz?

Evet başarılı olduğumu düşünüyorum ancak şunu unutmamak gerekir, başarı hiçbir zaman tesadüfen olmaz, çok çalışmak, işini benimsemek ve özveride bulunmak gerekir. İnsanlar adınızı

duyduklarında ya da sizi gördüğünde içten bir gülümsemeyle karşılıyorsa benim için en güzel başarı budur.

Ülkemizde kadınlar sizce hak ettikleri yerde midir?

Aslında çok detaylı cevap verilmesi gereken bir soru ama ben konu hakkındaki düşüncelerimi özetlemeye çalışacağım. Türkiye’de kadınların yeterince iş hayatına dahil olmadıklarını düşünüyorum. Üniversite bitirip, doktora yapıyorlar ancak bir kısmının kariyeri ya evlendikten ya da çocuk sahibi olduktan sonra sona eriyor. Ben bilginin ve tecrübenin paylaşıldıkça artacağına, artarken gelişeceğine yeni fikirler üreteceğine inanırım bu nedenle insanların yaşlarına ve cinsiyetlerine bakmadan çalışması gerektiğine inanıyorum.

Bir bayan olarak iş hayatınızda kendinizde ne gibi avantajlar ve dezavantajlar görüyorsunuz? Kadın olduğum için sorularınız hep bu yönde oldu açık söylemek gerekirse ben herhangi bir

dezavantajım olduğunu düşünmüyorum, varsa da avantaja çevirebilmişim demek ki erkeklerin hüküm sürdüğü bir sektörde çalışabiliyorum.  :)

Global Part Source firması olarak ileriye dönük ne gibi projeleriniz var bahseder misiniz? Aslında sektöre yenilikler katacak bir takım projelerimiz olacak ama zamanı geldikçe açıklamayı uygun buluyoruz.

Derginizde benim aracılığımla GPS GLOBAL PART SOURCE’ e yer verdiğiniz için teşekkür ederiz.

Vinç & Platform gazetesinin bu sayısında, istifleme sektörü ve bu sektörün kullanıcıları için dikkat edilmeyen bir tehlike olan, akü patlamalarına ve bu patlamaların önüne geçilmesi adına alınması gereken önlemlerin neler olduğuna değinmek istiyorum.

Forklift sektöründe son yıllarda akülü ekipmanların dizel ve tüplü ekipmanlara göre satışlarının ciddi oranlarda arttığı görülmekle birlikte, gelecek 10 yılda, sağladığı ciddi yakıt tasarrufu nedeniyle diğer yakıt türlerine göre daha çok tercih ediliyor olacağını net olarak söyleyebiliriz. Yılda 12.000-13.000 adet civarında forklift ve depo içi ekipman satışının yapıldığı sektörde, satılan araçların yarısına yakının akülü olduğunu ve bu araçların vardiyalı çalışan işletmeler için yedek akülü olarak temin edildiğini düşündüğümüzde, yılda ortalama 8.000-9.000 adet civarında kurşun-asit yapısına sahip traksyoner akü satışının yapıldığını söylememiz yanlış olmayacaktır.

Bu adetlerin her yıl, Türkiye de en ufak işlemelerden en büyük işletmelere kadar giriş yaptığını ve bu sayının da mevcut akü parkına her yıl eklendiğini düşündüğümüzde patlama tehlikesine aday olan akü sayının ne kadar önemli adetlere ulaştığını söylemek kolay olacaktır.

Akülü ekipmanların satışlarının her geçen gün katlanarak arttığı ülkemizde, forklift ve istifleme sektöründe satış veya servis alanında fark etmeksizin hangi yönetici veya sorumlu ile görüşürseniz görüşün, akülü ekipmanların kullanıcılarının aküleri çok kötü, yanlış veya hiç bilmeden bilinçsizce kullandığından şikayet ediyor olacağını görüyor olursunuz. Bunun sebebi de maalesef ki, ülkemizde her iş alanında olduğu gibi, önce çalışılmaya başlanması, kullanımının ve servisinin nasıl olacağını daha sonra düşünmemizden kaynaklı olmaktadır. Aynı alanda Avrupa da ki kullanıcı profiline baktığımızda bahsi geçen şikayetlerin neredeyse söz konusu olmadığını görmekteyiz.

Türkiye gibi, akü kullanımları konusunda son derece bilinçsiz ve eğitimsiz kullanıcılara sahip olduğumuz bir ortamda bu kadar yüksek adetli akü parkının her işletme içerisinde ki varlığı, ciddi oranlarda tehlike arz etmektedir. Tehlikeden kastım, akülerde kullanım hatalarından kaynaklı yüksek orandaki patlama riskleridir.

Eksik ve hatalı uygulamalar :

Akünün kısaca tanımını incelediğimde, şarj olurken dışarıdan verilen elektrik enerjisini, içyapı değişimi ile kimyasal enerji olarak depolayabilen ve istenildiği zamanda bu depoladığı kimyasal enerjiyi, içyapısında gerçekleşen ters reaksiyon sonucu elektrik enerjisi olarak geri verebilen bir yapıdan bahsettiğimizi görmekteyiz. Sağladığı elektrik enerjisi ile de bağlı olduğu ekipmanın hareket kazanmasını ve çalışmasını sağlayan aküler, içyapılarında gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar nedeni ile de sürekli olarak patlayıcı gaz olan Hidrojen gazını açığa çıkarmakta ve bu gazlar içlerinden tamamen tahliye oluncaya kadar Hidrojen gazı ihtiva etmektedirler.

Bu patlayıcı gaz çıkışları ülkemizdeki işletmelerde;

Yanlış redresör seçimleri (aşırı akım beslemeleri, akülerde aşırı sıcaklık artışına ve bunun sonucu olarak akülerde aşırı patlayıcı gaz çıkışına sebep olunmaktadır).

Açık alanlarda akülerin şarj edilmesi (özellikle yaz aylarında yüksek sıcaklar altında şarj edilen akülerde sıcaklığa bağlı olarak aşırı patlayıcı gaz çıkışı). gibi başta gelen iki önemli neden ile daha fazla oranlarda gerçekleşmektedir.

Yine ülkemizdeki işletmelerde;

Akülerin şarj işlemlerinden sonra 1 ile 3 saat arasında dinlendirilmeden çalışmaya alınması akülerin yüzeylerinin düzenli temizlenmemesi Kullanıcıların akü değişimlerinde eldiven kullanmaması

Akü değiştirme aparatlarının ve redresör kablolarının yalıtkan malzeme ile kaplanmaması

Şarj alanlarının kıvılcım ihtimali yüksek alanlarda konuşlandırılması, gibi eksik ve hatalı uygulamalar nedeni ile, ortamdaki aşırı patlayıcı gaz statik elektrik ile temas etmekte ve bu durumda kaçınılmaz son olan akü patlamaları meydana

gelmektedir. Patlama anında ortaya çıkan enerjinin büyüklüğüne göre akü patlamaları ölümle sonuçlanabilecek iş kazalarından, maddi zayiatla sona erecek tesis hasarlarına neden olabilmektedir.

Burada akü tedariki yapan satıcı veya son kullanıcı durumdaki firmalara, akü patlamalarının önüne geçebilmeleri için nelere dikkat etmeleri gerektiği noktasında önemli bazı paylaşımlarda bulunmak istiyorum.

Redresör seçimlerini yaparken, eğer ki standart bir şarjör kullanacaklarsa bu redresörlerin Wa değil, WaWo karakteristiğe sahip bir cihaz olmasına dikkat etmeleri gerekmektedir. Bu sayede redresörler, akü şarjının son %2 lik kısmında (bu kısım, patlayıcı gazların açığa çıktığı şarjın son 2-4 saatlik bölümdür) akım sınırlamasına gidecek olup akülerin her 100AH değeri için maksimum 4A akım beslemesi yapacaktır. Bu sayede, akülere fazla akım verilmesine engel olunacak ve aşırı ısınmalarının ve akabindeki patlayıcı gaz çıkışı artışının önüne geçilmiş olacaktır. Wa karateristiğe sahip standart redresörlerde ölçüm aldığınızda akülerin her 100AH değeri için 8A e kadar çıkan yüksek akım beslemeleri söz konusu olmaktadır.

Redresör seçimlerinde, eğer ki yine standart redresör kullanacaklarsa, akülerin AH değerlerinin maksimum %15 i kadar redresör kapasitesi seçmeye özen göstermeli, hatta mümkünse %12-13 gibi değerleri baz almalıdırlar. Yani 80V 620AH akü için seçecekleri redresörün, maksimum 80V 93A, mümkünse 80V 75A seçilmesi daha uygun olacaktır. Bu sayede redresörlerde akım sınırlaması bölümünde problem yaşandığında basılan fazla akımların kısıtlanması sağlanacaktır.

Redresör seçimlerinde mümkünse yüksek frekanslı redresörleri tercih etmeleri kendileri için daha faydalı olacaktır. Bu sayede IUIa profilinde şarj yapacak olan redresörler kesin olarak akım sınırlamasına gidecek ve bu durumda redresör kapasite seçimi daha yüksek amper değerlerinde yapılabilecektir. %15 gibi maksimum değer sınırlamasına gidilmeye gerek kalmayacaktır. Redresör şarjın son %2 lik kısmında kesin olarak akımı sınırlayacağı için, %15 değil %25 değerde bile redresör seçimi yapılabilecektir. Bu sayede ayrıca akünün daha kısa sürede şarj edilmesi sağlanacaktır. Yüksek frekanslı redresör seçimi sadece akü patlamalarının önüne geçilmesinde değil, akü ömrünün daha uzun olmasında katkı sağlayan bir faktördür. Aküde akım sınırlaması sayesinde aşırı sıcaklık oluşmayacağı için, aşırı buharlaşma ve plakalarda korozyon oluşumu söz konusu olmayacak ve bu sayede akünüz daha uzun ömürlü olacaktır. Aküler için unutulmaması gereken altın kural “ iyi akü + iyi bir şarj cihazı” yöntemidir. Her iki ürünün iyi olması birbirini tamamlayan etkenlerdir.

Akülerin şarj edileceği alanların, 25-30C sabit sıcaklık değerlerine sahip ve iyi havalandırılan kapalı alanlarda olması gerekmektedir. Yüksek sıcaklık farklılıkları ve şiddetli rüzgar gibi hava etkenlerinin söz konusu olduğu açık alanlar akülerin patlama risklerini artırmakta ve aynı zamanda akü ömrüne olumsuz yönde etki etmektedir.

Akülerin şarj işlemleri bittikten sonra minimum 1 saat olacak şekilde, 3 saate kadar boşta dinlendirilmesi ( redresörden çekilmiş olması gerekmektedir) ve çıkarmaya devam ettiği patlayıcı gazları tam anlamı ile tahliye etmesi sağlanmalıdır.

Statik elektrik sonucu akü patlamalarının önüne geçilmesi için, akülerin yüzeylerinin hafta 1 kez olacak şekilde kimyasal içermeyen nemli bir bez ile temizlenmesi oldukça önemli olup, bunun dışında kullanıcıların eldiven kullanmasına, akü değişim aparatlarının ve redresör kablolarının yalıtkan malzemeler ile kaplı olmasına oldukça dikkat edilmelidir. Ayrıca, şarj alanlarında kıvılcım riski oluşturacak hiçbir etkene yer verilmemelidir.

Sonuç olarak, akü patlamaları iş ve işçi güvenliği açısında son derece tehlikeli bir durum olup, önüne geçilmesi ve oluşmadan önlemlerinin alınması noktasında oldukça fazla dikkat gerektiren bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün her akünün ve çalıştığı işletmelerin birer milli servet ve insan sağlığının her şeyden daha önemli olan bir unsur

olduğunu düşündüğümüzde, ülkemizdeki güvenlik önlemlerinin ve doğru akü kullanımlarının geliştirilmesi ve kaliteli hale getirilmesi gerektiğini açıkça dile getirmemiz gerekmektedir. Tüm forklift ve istifleme sektörüne başarılar dileklerimle...

“Makinede hedef 100 milyar dolar”

Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu‘nun (MAKFED) düzenlediği “Makine Zirvesi –Vizyon 2030” ekonomiye yön veren üst düzey isimleri buluşturdu. Makine üreticileri iddialı hedefler ortaya koydu.

MAKFED Başkanı Adnan Dalgakıran: “Türkiye’de Kamu, makineye bir sektör olarak bakmaktan vazgeçmeli, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olarak görmeli. Makineyi Türkiye ekonomisinin lokomotifi yapabilirsek, 2030 yılında yıllık 100 milyar dolarlık üretime ulaşabiliriz. Biz buna hazırız.”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank: “Uçtan Uca Yerlileştirme Programı'mızda önceliği makine sektörümüze vereceğiz. Bu programla Türkiye’yi yüksek teknoloji üreten ülkeler ligine taşıyacağız."

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal: “7 bileşende sanayiye güçlü destekler gelecek.”

Makine üreticisi 2 bin firmayı temsil eden 21 derneğin çatı kuruluşu Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu‘nun (MAKFED) düzenlediği “Makine Zirvesi –Vizyon 2030” İstanbul Fairmont Hotel’de gerçekleştirildi. MAKFED Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran’ın ev sahipliği yaptığı zirve Türkiye ekonomisine yön veren isimleri bir araya getirdi.

Zirveye, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı

Mustafa Varank’ın yanı sıra, Türk sanayinin duayenleri, ilgili bakanlık, kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri, MAKFED ve üye dernekleri yönetim kurulları, makine imalat sanayi firmaları üst düzey yöneticileri katıldı.

Varank: Türkiye’yi yüksek teknoloji üreten ülkeler ligine taşıyacağız."

Açılış oturumunda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye’nin sağlıklı, dengeli ve dinamik bir ekonomi için, güçlü bir makine sektörüne sahip olması gerektiğini vurgulayarak, “Milli teknoloji hamlemizin temellerinden birini oluşturacak yeni destek programımızın nihai hedefi, dünyanın geçirdiği teknolojik dönüşüm sürecinde Türk sanayisini öncü konuma getirmektir” dedi.  Varank, “Uçtan Uca Yerlileştirme Programı'mızda önceliği makine sektörümüze vereceğiz. Bu programla Türkiye’yi yüksek teknoloji üreten ülkeler ligine taşıyacağız" diye konuştu.

Ağbal: “7 bileşende sanayiye güçlü destekler gelecek”

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal, Hükümet’in çok doğru adımlar atarak makine sektörünü teşviklerle destelediğini kaydetti. Ağbal, “Önümüzdeki süreçte 7 bileşende sanayiye güçlü destekler gelecek. Odaklı Ar-Ge ve İnovasyon, İleri Dijital Dönüşüm, Güçlü Ulaşım ve Enerji Altyapısı, Lojistik, Nitelikli İnsan Kaynağı, Eğitim ve Gelişmiş Yatırım Ortamı, Sağlam Finansal Yapı… Makine sektörü için önümüzdeki dönemde ciddi bir iç pazar talebi olması söz konusu olacaktır” şeklinde konuştu.

Dalgakıran: “Kamu makineyi Türkiye ekonomisinin lokomotif olarak görmeli”

Zirveye ev sahipliği yapan MAKFED Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, Türkiye’nin makine sektöründe gerçekleştireceği dönüşümle refah toplumu haline gelebileceğini vurgulayarak, “Kamu makineye bir sektör olarak bakmaktan vazgeçmeli, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olarak görmeli. Makineyi Türkiye ekonomisinin lokomotifi yapabilirsek, 2030 yılında yıllık 100 milyar dolarlık üretime ulaşabiliriz. Biz buna hazırız” dedi. 

Makine sektörünün dünya ticaretinin yüzde 25’ini oluşturduğunu kaydeden Dalgakıran, “Eğer petrol ve doğalgazı yoksa, makine üretmeden zenginleşmiş bir tane ülke gösteremezsiniz. Son 60 yılda orta gelirden, yüksek gelir seviyesine çıkabilen sadece iki ülke var.  Kore ve Tayvan. Bunu makine, elektronik ve yazılımla başardılar. Türkiye gelişmekte olan bir ülke. Yaklaşık 300 yıldır dünya ticaretinden aldığı pay aynı. Daha uzun vadeli, daha stratejik ve daha nitelikli bakmamız lazım” diye konuştu.

“10 yılda farklı bir hikaye yazar hale gelebiliriz”

Hedef ve strateji olmadan hiçbir şey olmayacağının altını çizen Adnan Dalgakıran şöyle devam etti:

“Çin'in 1992 yılında makine ihracatı 3 milyar dolardı. 2005'te 300 milyar. Bunu sadece 13 yılda yapabildi. Türkiye’nin gelişmeden çok sıçramaya ihtiyacı var. Her yıl yüzde 20-25 büyümeyi başarmamız lazım. 10 yıl önceki 2023 hedefimiz 100 milyar dolardı. Ama ekosistemdeki sorunlar nedeniyle olmadı. Hiçbir şey için geç değil. Bu hedefe 2030’da ulaşabiliriz. Türkiye refah ülkesi olmak istiyorsa teknoloji üretmek zorundadır. Türkiye’de teknoloji üretmeye en yakın alan makinedir. Makine üretmek için paradan çok çok daha önemli nitelikli insan kaynağına ihtiyacımız var. Çünkü teknoloji sıradan insanlarla oluşturacağınız bir şey değildir. Biz toplumda yüzde 3-5 seviyesindeki daha akıllı, daha çalışkan, daha yaratıcı insanlarımızı özel olarak yetiştirmek ve bunların yaşayacağı ekosistemi kurmak zorundayız. Bunun yanında sonradan gelmenin avantajını kullanan ülkelerin yaptıkları gibi, dışardan teknolojiye hakim insan kaynağını ve teknoloji üreten yabancı sermayeyi Türkiye'ye getirmemiz lazım. Başarabilirsek, Türkiye 10 yılda başka bir hikayeyi yazar hale gelecektir.”

MAKFED Genel Sekreteri Zühtü Bakır: “Yol haritasını çıkardık”

Makine üreticilerinin, 2018’de 13 bin işletme ve 240 bin istihdam ile 99,4 milyar TL ciro, 24 milyar TL

katma değer ürettiğini ve 17,15 milyar dolarlık ihracat yaptığını kaydeden MAKFED Genel Sekreteri Zühtü Bakır, son derece başarılı bir zirve gerçekleştirdiklerini kaydetti. İlgili tüm çevrelerden en üst düzeyde yoğun katılım sağlandığını vurgulayan Bakır, “Bu zirvede makine üreticileri olarak kendimizi masaya koyduk ve dünyayla karşılaştırdık. Neleri yapıyoruz, nerelerde geriyiz, neleri yapamıyoruz… Bunları samimiyetle ortaya koyduk. Uluslararası rekabette güçlü, yüksek teknoloji üreten ve ekonomiye yön veren bir noktaya ulaşmak için neler yapabileceğimize ilişkin bir yol haritası çıkardık ve bir deklarasyonla tüm kamuoyuna açıkladık” diye konuştu.

Karavelioğlu: “Makine ihracatı ilk 5 ayda 7,6 milyar dolar oldu”

Makine imalat sanayiinin tüm alt sektörüyle birlikte kendi gelecek vizyonunu ortaya koyduğunu ve Türkiye sanayiinin tüm dallarında katma değer artışı sağlayacak bir etki gücü olduğunu belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu ise şunları söyledi:

“Makine Zirvesi’nin önemi ve burada ortaya koyulan projeksiyon, sanayi için teknoloji üreten ve uluslararası rekabette mevcut pazar payını daha fazla artırma potansiyeli olan ana sektörün makine olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Türkiye’yi teknolojik rekabette hak ettiği konuma taşıyacak stratejik sektör makinedir. Makine ihracatçılarımız inovasyon ve teknolojiye yaptıkları yatırımlarla bu alandaki gücünü her defasında göstermiş, Türkiye’nin ihracat performansına önemli bir katkıda bulunmuştur. Yılın ilk 5 ayında geçtiğimizin yılın aynı dönemine göre yüzde 8,4 artan ihracatımız 7,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Yurtiçinde sabit sermaye yatırımlarını artırmaya yönelik desteklerin ve finansmana erişim imkânlarında sağlanan kolaylıkların rekabet gücümüze olumlu bir katkısı olacaktır. Sektörümüzün 2030 vizyonunda ortaya koyduğu talep ve beklentilerin karşılanması, bu düzenlemelerin gerçek etkisini göstermesini sağlayacaktır.”

“İVME” için bankalarla protokol imzalandı

Zirve sırasında, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, 23 Mayıs tarihinde ilan ettiği, 3 kamu bankasının katılımıyla, içerisinde makine sektörünün de yer aldığı “İVME (İleri, Verimli, Milli) Endüstri Finansman Paketi” çerçevesinde önemli bir protokole de imza atıldı. Sektörde farkındalığın oluşturulması ve etkinliğinin artırılması amacıyla hazırlanan protokol, MAKFED Başkanı Adnan Dalgakıran, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, Vakıfbank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih, Ziraat Bankası Pazarlama Grup Başkanı Turgut Gülcihan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal’ın nezaretinde imzalandı.

Dünyaca ünlü Prof. Dr. Albayrak geleceğin makinelerini anlattı

Açılış konuşmalarının ardından, yapay zeka konusunda çalışmalarıyla dünyada saygı uyandıran Berlin Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahin Albayrak, “Dijitalleşmenin Geleceği – Geleceğin Makineleri” başlıklı sunumu büyük ilgi gördü.

Prof. İlber Ortaylı geçmişten günümüze sanayiyi anlattı

Zirvede gerçekleştirilen, “Milli Teknoloji Hamlesinde Makine Sektörü”, “Makine Sektörü Dönüşümünde Devletin Rolü” başlıklı diğer oturumlarda, HAVELSAN Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay, TSE Başkanı Prof. Dr. Adem Şahin, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan’ın da aralarında bulunduğu çok önemli isimler görüşlerini paylaştı. Günün sonunda düzenlenen Gala Yemeği’nde Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın “Geçmişten günümüze sanayileşme” başlıklı sohbeti katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi.

Platformder İstanbul Arel üniversitesi tarafından 15 Mayıs 2019 Çarşamba günü Sefaköy Yerleşkesinde organize edilen İş Sağlığı ve Güvenliği Sempozyuma katıldı.

Sempozyumda, Platformder Yönetim Kurulu Başkan Vekili Saruhan Günaydın, Yüksekte Çalışmalarda Personel Yükseltici Platform Uygulamaları konulu bir sunum gerçekleştirdi.

Günaydın sunumunda, Platformder hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra, Personel Yükseltici Platformların tarihsel gelişimini anlattı. Sonrasında Personel Yükseltici Platform çeşitleri ve uygulama alanları hakkında İş Sağlığı ve Güvenliği Programında okuyan öğrencilere detaylı bilgilendirme yaptı.

Sunumunun son kısmında, Avrupa’daki Personel Yükseltici Platform sayısı ile Türkiye’dekini karşılaştıran Sayın Günaydın; bize en yakın nüfusa sahip Almanya’da her yüz bin kişiye 60 adet platform düşerken, ülkemizde bu sayı maalesef 13 adet civarında. Bu sayıyı artırmak siz gençlerin elinde. Bu ekipmanların sadece inşaatta değil, yüksekte çalışma gerektiren her yerde kullanılmalı. Ancak sizler sahada bu bilinçle çalışırsanız başarabiliriz dedi.

Günaydın’a sunumu sonrasında Arel Üniversitesi Meslek Yüksekokulu  Mülkiyet Koruma ve Güvenlik Bölüm Başkanı Yrd.Doç.Dr. Levent UZUNÇIBUK tarafından Teşekkür Belgesi takdim edildi.

Operatörün güvenliği ve konforuna daha önce olmadığı kadar önem veriliyor. Operatörlere en iyi kullanım deneyimini yaşattığınızdan ne kadar eminsiniz? O zaman TCM’nin gelişmiş FB Electric 3-4 tekerlek denge ağırlıklı çakasının bu konuda size neler vadettiğine bir bakalım.

Malzeme elleçleme işlemi sırasında konfor, ilk akla gelen konu olmayabilir; ancak operatörün sağlığı ve güvenliğini ile yakından ilgilidir.

Konforsuz malzeme elleçleme çalışması, operatörün işini en iyi şekilde yapmasını etkileyecek sağlık sorunlarına neden olabilir. Eğer depo ekibiniz için verimlilik kesinlikle sağlanması gereken bir kriterse, kötü tasarlanmış denge ağırlıklı çaka işlerin arzuladığınız şekilde ilerlemesinin önünde bir engel teşkil edebilir.

Yenilikçi özellikleri ile enerji verimliliği belgesine uygunluğuyla TCM’nin FB Electric 3-4 tekerlekli denge ağırlıklı çakası, aradığınız çözüm olabilir.

Etkileyici özellikleri ve belgelerine ilave olarak FB Electric 3-4 tekerlekli denge ağırlıklı çakası, denge ağırlıklı istif makinaları arasında ayrıcalıklı bir tasarıma sahiptir.

Operatörünüzün işini konforlu ve verimli bir şekilde yapabilmesini sağlayan özellikler nelerdir?

Mini Direksiyon Azami Operatör Konforunu Garanti Eder

FB Electric 3-4 tekerlekli denge ağırlıklı çakasında, konvansiyonel kolonlu direksiyon yerine üzerinde mini direksiyon bulunan sol serbest salınımlı kol dayanağı mevcuttur. Ayrıca araçta bir güvenlik barı ve belgelerin yerleştirilebileceği bir bölme de vardır.

Kol yatağını uzunluğu ve yüksekliği, mini direksiyonun operatörün en iyi konforu sağlayacak şekilde kendi boyutlarına göre ayarlanabilir. İşletme için çok az bir hareket yeterli olur. Avuç içi ile idare edilebilen kolay döndürülebilen mini direksiyon, az enerji harcanarak çok iş yapılmasına olanak sağlar.

TCM FB Electric Tekerlekli Denge Ağırlıklı Çakası, Operatör Konforunu Garanti Eder

Kol dayanağı kilitleme fonksiyonu ve güvenlik barı, kaza durumunda operatörün kol dayanağını savrulma ve düşmeye karşı tutacak olarak kullanmasına mümkün kılar.

Kullanım esnasında doğal vücut pozisyonun değişimine gerek olmaması, ergonomiyi optimize eder ve sürekli şekilde desteklenen operatörün kolları daha az strese maruz kalır. Hâlihazırda TCM, bu çözümleri müşterilerine sunan tek üreticidir.

Ergologic Joystick Stres ve Kas Yorgunluğunu Hafifletir

FB Electric 3-4 tekerlekli denge ağırlıklı çakası modelleri, operatöre sıklıkla kullandığı fonksiyonları kolaylıkla erişmesine olanak sağlayan çok amaçlı Ergologic joystick ile donatılmıştır.

Güç kavrama tasarımı sayesinde bu joystick, sürücünün boyun, omuzunun en çok yük binen bölgesindeki ve el bölgesindeki stresi azaltırken istifleme makinasının kontrollerine kolay ulaşım sağlayan yapısı ile kas yorgunluğunu düşürür.

TCM FB Electric Tekerlekli Denge Ağırlıklı Çakası

Ergologic joystick, operatörün doğal vücut duruşunu bozmadan ve kontrol ekipmanlarına bakmadan aracı idare etmesine imkân sunarak malzeme elleçleme konfor ve etkinliğini artırır.

En Geniş Görüş Açısı, Operatör Güvenliğini Garanti Eder

Yeni istif makinasının ergonomik özelliklerini yeterli bulmadıysanız, FB serisinin sizlere en geniş görüş açısını sunduğunu da dikkate alın.

Güvenilir malzeme elleçleme ekipmanlarının üretici TCM, özellikle zorlu yüksek trafikli çalışma ortamlarında kazaların olabildiğini gözden kaçırmıyor.

Bu nedenle FB Electric 3-4 tekerlekli denge ağırlıklı çakası, görüşü artıracak şekilde ince arka direk, çepeçevre düz bar koruma, alçak gösterge paneli ve şeffaf panel ile donatılmıştır.

TCM’nin güvenlik önlemleri, günümüzün gerçek forklift kullanıcılarından yaşadığı deneyimler temel alınarak belirlenmiştir.

İşletme Maliyetlerinizi Düşürmeye Yardımcı Olur

Azami güvenlik ve konfor sağlayan tasarımının yanı sıra FB Electric 3-4 tekerlekli denge ağırlıklı çakası, işletme maliyetlerinizi düşürecek şekilde kendi sınıfında lider enerji verimliliğine sahiptir.

İstif makinesi satışlarını müşterileri ile uzun süreli stratejik bir ortaklık olarak gören TCM, karşılıklı istişarelerle sizlerin çalışma, süreç ve iş gücünüzü anlamaya önem veriyor. Bu çalışma, kullanıcının bakım, onarım ve idame maliyetlerinin belirlenmesini de içeriyor. Malzeme elleçleme sürecindeki bu bütünsel yaklaşımla TCM, verimliliği artırıp maliyetleri düşürecek ve en önemlisi daha mutlu ve sağlıklı bir işgücüne sahip olacağınız daha etkili istif makinasını tanımına ulaşmanızda sizlere yardımcı olacaktır.

TCM: www.tcm.eu

Kompakt ve becerikli; Haulotte'İn yeni teleskobik yükleyicisi HTL 3207, dar çalışma alanlarında azami randıman sağlıyor. Mükemmel hareket ve dikkate değer otonom çalışabilme kabiliyetiyle araç, en üst düzeyde güvenli ve rahat çalışma koşulları sunuyor.

Yüksek Verimlilik ve Hassasiyet

Hidrostatik güç aktarma organı ile donatılan HTL 3207, böylelikle en verimli tork, güç ve sürati benzersiz sürüş konforu ile bir araya getiriyor. Santim santim hareket etmeye olanak tanıyan hassas gaz ve fren pedalların sağladığı yenilikçi ve sorunsuz sürüş imkânı sayesinde yapılara rahatlıkla yaklaşılabiliyor.

HTL 3207, her tipteki 3,2 ton ağırlığındaki azami yükü 6,85 metre yüksekliğe kaldırabiliyor. 4,97 metre gibi oldukça kısa dönüş mesafesi ile yeni araç, dar alanlara kolaylıkla ulaşabiliyor. Kompakt tasarımın ihtiyacının en çok kendini gösterdiği inşaat ve endüstri kollarının taleplerine en iyi şekilde cevap veriyor.

Konfor ve Kolay Kullanım

Yenin teleskobik yükleyici, kullanıcı dostu tasarıma sahip. Ferah ve ergonomik kabin, oldukça geniş bir görüş açısı sağlıyor. Şok dalgalarını sönümleyen ayarlanabilir koltuk, tüm gün süren sürüşten kaynaklanan yorgunluğu azaltıyor. Tüm hareketler, hassas bir şekilde konsol üzerinden gerçekleştirilebilir. Park fren butonu dâhil tüm kontrol düğmeleri, kullanım sıklıkları dikkate alınarak en rahat şekilde erişilebilecek şekilde konumlandırılmıştır. Son olarak dönüş esansında taşınan yükün ağırlığından kaynaklanabilecek devrilme riskine karşı araca bir ikaz sistemi yerleştirilmiştir. Operatör tarafından kolaylıkla görülebilecek şekilde yerleştirilen bu sistem, risk arttığında otomatik olarak dönmeyi durdurduğu gibi hata vermesi durumunda kendini yeniden başlatır.

Çok Amaçlı Kullanım

HTL 3207, zemin koşullarına göre kendini ayarlarken operatörün güvenli bir şekilde yükleme boşaltma işlemine odaklanmasına olanak sağlar. 20-ich tekerlekleri sayesinde araç, kolaylıkla boşluktan geçebilir. Çalışma alanı modunda, azami sürat, daha yüksek güvenlik sağlanması amacıyla 8 km/sa ile kısıtlanmaktadır. Bununla birlikte yol üzerinde 25 km/sa sürate ulaşabilen teleskobik yükleyici, her çeşit yüzey koşuluna en iyi şekilde uyum sağlayan üç farklı sürüş moduna sahiptir. Haulotte’nin yeni aracı, hızlı bir şekilde sökülüp takılabilen kaldırma çatalı ve kepçe gibi ekipmanlarla birçok farklı görevi yerine getirebilir.

Kolay Bakım

HTL 3207, kolay bakım imkânı sunan tasarımı ile güvenilir bir araçtır. Operatör, hata / arıza tespit ekipmanı ile teleskobik yükleyicinin çalışabilirlik durumuna yönelik kilit bilgilere ulaşabilir. Arkadan aydınlatmalı elektronik gösterge panelinden, aracın çalışabilirlik durumuna ait tüm verileri kesintisiz olarak takip edilebilir. Bakım ve onarım işleminin süresine paralel olarak artan masrafların asgari düzeyde tutulabilmesi için motora ait tüm parçalara kolaylıkla ulaşılabilmesine olanak sağlayan bir tasarım tercih edilmiştir. Bakım işleminin basit ve hızlı bir şekilde halledilebilmesi sayesinde idame masrafları önemli ölçüde düşürülmüştür.

Çarşamba, 03 Temmuz 2019 10:48

Linde Alçak Seviye Sipariş Toplama Aracı

Yazan

Linde Material Handling, sektördeki en kapsamlı çözümler olarak lanse ettiği yeni sipariş toplama aracı / istifleme makinaları ile bu alandaki ürün gamını genişletiyor. Firma, ilk etapta Linde N20 C alçak seviye sipariş toplama aracının sekiz yeni modelini piyasaya sürecek. Araçların, 1,2 ve 2,5 ton yük kaldırma kapasiteli sipariş toplama makinaları sınıfında rahatlık, güvenlik ve maliyet etkinlik konularında adından söz ettirmesi bekleniyor.

Ev dekorasyonundan gıda toptancısına, otomotiv endüstrisinden sözleşmeli lojistik sektörüne, mallarının etkin şekilde istiflenmesi, her depo için ana görevdir. Bu işlem esnasında otomasyonun yeterince sağlanamaması nedeniyle yoğun insan gücüne ihtiyaç duyulması da maliyetleri ciddi ölçüde artırır. Linde, yeni istif makinalarını geliştirirken kullanıcının en iyi koşullarda işini yapabilmesine özel bir önem veriyor. Öyle ki sipariş toplama makinalarının standart modelleri bile 14 km/sa’nın üstünde sürate ulaşabiliyor, sürücü için yüksek konfor sunuyor ve isteğe bağlı tercih edilebilen ilave ekipmanlarla farklı görevlere uyarlanabiliyor.

Son yıllarda sürekli kullanıcılardan sürekli yeni talepler geliyor. Malların istiflenme ve stoklardan toplanma süreci düşülürken makinanın aralıksız çalışma süresi artırılmalı, hata verme oranı asgari düzeyde tutulmalı ve işçilerin sağlık nedenleriyle çalışamıyor olma durumu ortadan kaldırılmalı. Linde Material Handling’in Uluslararası Üretim Müdürü Eloïse Lévêque; çeşitli modelleri ile birlikte yeni sipariş toplama araçları sayesinde müşterilerinin geleneksel inşadan mala uygulamaları içinde lojistik giderlerini kontrol altında tutabileceklerini ve depolarında verimliliği artıracaklarının altını çiziyor.

Daha Verimli Süreç için Artırılmış Ergonomi

Linde Material Handling, Linde N20 C’nin akü, sürücünün ayakta durduğu bölüm ve yükleme kontrol modülü için piyasadaki standart tasarımı kullanmayı tercih etmiştir. Farklı üreticilerin bu alandaki araçlarını bünyesinde barından firmalarda sürücüler, bu sayede kolaylıkla bir araçtan diğerine geçerken zorluk yaşamaz. Sürücü bölmesine giriş çıkış, günlük sipariş toplama işlemlerinde talep edildiği gibi oldukça rahattır. Bölmenin tabanının yerden yüksekliği yalnızca 130 milimetredir. Genişliği ise modele bağlı olarak 428 veya 418 milimetre olarak değişmektedir.

Ergonomik bir şekilde konumlandırılan kontrol kolları, geri geri giderken bile etkili bir şekilde aracın idare edilebilmesini sağlar. Kullanıcı isteğine bağlı olarak sipariş toplayıcının sürücü mahalline, özellikle düz olmayan yüzeyde çalışıldığında sürücünün hissedeceği şok etkisini azaltan pnömatik şok sönümleyici ile donatılabilir. Araçta standart olarak bulunan yumuşak malzeme dolgulu sürücü arkalığı, talebe göre fabrikadan kişinin boyuna göre ayarlanmış olarak gönderilebilir. Araca, uzun mesafede gerçekleştirilen taşıma işlemleri veya bekleme sürecinde kullanılması amacıyla üzerinde sürücünün varlığını tespit eden bir sensor bulunan kıvrımlı sürücü koltuğu da yerleştirilmiştir. İsteğe bağlı olarak konforu artırmak amacıyla yumuşak malzeme dolgulu diz korumaları da talebe göre takılabilmektedir.

Her Şey Kontrol Altında

Linde N20 C, yeni endüstriyel istif makinalarının en dikkate değer özelliklerinden biri olan yüksekliği ayarlanabilir direksiyonu kullanılarak idare edilir. İleri ve geri sürüşte kullanılan basmalı anahtarlar, daha iyi kavramayı sağlayan kauçuk yüzeyli yuvarlak şekilli kontrol kollarına yerleştirilmiştir. Eller kontrol kolu üzerindeyken bu anahtarlara, başparmak veya işaret parmakla erişmek mümkündür. Linde mühendisleri, çok fonksiyonlu renkli göstergeleri, sürüş esnasında sürücünün dikkatini tek doğrultuda toplayabilmesine olanak sağlayacak şekilde, özellikle direksiyonun hemen altına yerleştirmiştir. Gösterge, istifleme makinasının kullanımı esansında, akünün doluluk oranından görev talimatlarına en ilgili bilgileri, karışıklığa mahal vermeyecek bir basit bir ulaşılabilirlikle gösterir.

Bir Arada ve Güvenli

Malzemenin istiflenme süreci, genellikle iş yoğunluğuna paralel olarak malların zarar görmesi ve kazalara açık hâle gelir. Bu olumsuzluklar hem planlanmamış ek maliyetlere hem de işlerin aksamasına neden olur. Sorunu önlemek için Linde N20 C’de birçok standart ve opsiyonel güvenlik sistemi mevcuttur. Araç, sürücüler için en önde gelen ihtiyaçlardan olan sürüş yolu ve yükleme alanı için mükemmel bir görüş alanı sunar. N20 C’de biri hidrolik destekli olmak üzere üç fren sistemi bulunur. Bu yapı sayesinde taşınan yüke göre en uygun frenleme tercih edilebilir. Linde’nin kavis kontrol sistemi, dönüş açısına bağlı olarak sürati düşürerek, dönüşlerde aracın devrilme riskini azaltmaktadır. Raflara, mallara veya aracın zarar görmesini engelleyecek şekilde N20 C2nin önüne özel tasarım tamponlar takılabilir. İsteğe bağlı olarak istifleme makinasına, güçlü LED ön farlar, Linde üretimi BlueSpot mavi güvenlik ışığı, ön panoramik ayna ve koruyucu kafes, bar veya camlar yerleştirilebilir.

Sayfa 1 / 6
We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…