All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

Sadi GÜLER

Sadi GÜLER

Cuma, 01 Kasım 2019 14:45

ÜRETİM…ÜRETİM…ÜRETİM.

Ekonominin özellikle sektörümüz için çokta iyi seyretmediğini hepimiz deneyimledik, Gerek yatırımlar, gerek istihdam, gerek büyüme ve gerekse istikrar açısından makro dengelerimiz büyük ölçüde sarsıntı yaşadı.

İyisi ve kötüsü ile 2019 yılını uğurlamayacağımız  günlere yaklaşıyoruz.2020 yılında  barış, huzur, iyi ilişkiler ile olumsuzlukların peyderpey aşılacağı ve tüm sektörlerimizin yeniden yükselişe geçeceği umudunu taşıyorum.

Ne yapabiliriz?

Sosyal ve kültürel düzeyde barış ve huzuru hem ülke içine hem de ülke dışına yayacak politikalar ve tavırlar geliştirebiliriz. Kültürel, inançsal ve etnik zenginliğimizi saygıyla koruyarak hem ülke içinde hem de dünyada sürdürülebilir kılmaya dönük yaygın sosyal projeleri hayata geçirebiliriz.

Ekonomik düzeyde hazır ithalata dayalı tüketim yerine ülke içinde yerli üretime, yerli istihdama ağırlık verebiliriz. Katma değeri yüksek, inovatif, yeni ürünleri üretmeye odaklanabiliriz. Düşen büyüme ve istihdam oranlarını bu yolla yeniden yükseltme şansı yakalayabilir, ülke dışına gitmekle burada kalmak arasında kararsız kalmış nitelikli nüfusumuzu, büyük emeklerle yetiştirdiğimiz yeteneklerimizi ülkemizde tutmanın yollarını inşa edebiliriz.

Bir ülkenin kalkınması için maddi anlamda güçlü olması gerekir. Maddi anlamda güçlü olmak içinde üretim yapması gerekir.

Yerli malların üretilmesi ve kullanılmasının temeli yurdun bağımsızlığının korunması için 1923 yılında İzmir İktisat Kongresinde atılmıştı.

Her köşesi cennet olan, her karışından zenginlik fışkıran ülkemiz, yabancı malların işgali altındadır. Daha vahimi ise; Türk Milletinin bu işgale karşı olan duyarsızlığıdır. Türk işçisinin ürettiği; tekstilden televizyona, demirden buzdolabına, salçadan makarnaya kadar birçok ürün tüm dünyada satılıyor. Bizde TÜRK MALI tükettikçe firmalarımızın üretim kapasitesi artacak ve yeni elemanlara ihtiyaç duyulacaktır. Türk Milleti, kendi arabasını, uçağını, silahını, gemisini, sütünü, meyvesini, kalemini, İş makinalarını, endüstriyel makinalarını üretecek güçtedir ve üretiyor da. Ama halkımız, birçok alanda aynı kalitede onlarca TÜRK MALI varken özentileri yüzünden kat kat fazla para vererek yabancı malı almaya devam ediyor. Tek suçlu tabi ki millet değil. Yasalarımız yerli malını korumak adına çok yetersiz.

Hoş Geldin SANİCA

İş makinaları sektöründe SANKO ve  HİDROMEK  Beko loder ve Ekskavatör üreterek hem iç hem de dış piyasaya pazarlayabiliyor.

Forklift ve İstif makinaları sektöründe marka enflasyonu yaşanan ülkemizde CEYTECH yerli forklift imalatı yaparak güçlü yabancı markalara karşı rekabet Etmeye çalışıyor yine ülkemizin güçlü kuruluşlarından  Fatinoğlu Holding bünyesindeki Sanica Isı San A.Ş.  SANİCA markası ile elektrikli  forklift imalatına başladı. Bu girişimlerinden dolayı Fatinoğlu Holding yöneticilerini kutlamak, alkışlamak gerektiğine inanıyor ve “Aramıza hoş geldin SANİCA “ diyorum.

Ülkemizin yeni elektrikli  forklifti SANİCA ile ilgili geniş bilgiyi bir sonraki sayımızda okurlarımızla paylaşmak istiyorum.

Türkiye ekonomik ve siyasi güç dengelerinin değişim içerisinde olduğu uluslararası arenada eğer bir aktör olacaksa, üretimden, ticarete kadar bir çok alanda hem kendine yeten bir ülke olmalı hem de ekonomide dışarıya bağımlı olduğu ülkelerin yaptıkları ve yapacakları tehditleri bertaraf etmelidir.

Bugün, ekonomileri ülkemiz ekonomisiyle karşılaştırılamayacak kadar güçlü olan ülkelerde düzenlenen kampanyalar ile ülke insanı kendi ülkesinin malını satın alması için örgütleniyor. Diğer ülkelerin kendi ekonomilerinde söz sahibi olması engelleniyor.

Örneğin; Amerika'da her yıl çok ciddi şekilde 'Buy American (Amerikan Satın Al) 'kampanyaları düzenleniyor. Bu kampanyalarla Amerikan vatandaşlarına kaliteli ürünün sadece Amerika'da üretildiği propagandası yapılıyor. Amerikan vatandaşlarının beynine ülke çıkarları için Amerikan malı tüketmeleri kazınıyor. Üstelik bu kampanyalar, ABD'de federal yasa ile güvence altına alınmıştır.

Almanya'da ise; Otomotivde dünya markası olmuş. Bir Alman otomobil üreticisi firma, çalışanlarının rahatça okuyabileceği büyüklükteki şu yazıyı fabrika duvarına yazdırmış:

“Japon arabası almayı düşünen gitsin kendine Japonya'da iş arasın”

'İşte bizim eksiğimiz burada. Bizde sadece bir haftaya sıkıştırılmış, sözüm ona geçiştirme kampanyalar, kuru söz ve demeçlerle fındık-fıstık, portakal yeme törenleri yapılıyor.

“Kendi yerli malına sahip çık ey TÜRKİYE, üç beş yüz dolar fazla olsa da sahip çık…TÜRKİYE kazansın”

Çarşamba, 11 Eylül 2019 07:32

Kiralama.

Forklift çalıştırmak, işimizin pahalı ancak vazgeçilmeyen bir kısmı

Bir işletme yeni bir forklift ekipmanına  sahip olmayı düşündüğünde  bu bir tüketicinin yeni bir otomobil alma ,kiralama  yada finansal kiralamaya gitme konusunda  verdiği karara benzer.

Bazı tüketiciler bir otomobili sadece sadece işe gidip gelmek için  kiralayacaklardır. Filo sahipleri için durum farklıdır.

Büyük sanayi kuruluşlarına olduğu kadar küçük işletmelere  de finansal kiralamanın sağlayacağı sayısız  yararlar mevcut.

Finansal kiralama, varlık mülkiyetinin bir çok risk ve  giderlerini azaltırken bir vergi ve muhasebe labirentine girmekten kurtarmak yanı sıra nakit kaynaklarını da  maksimize edecek  şekilde yapılandırılabilir.

Giderek daha fazla sağduyu sahibi forklift filosu yöneticisi; satın alma, kiralama ve leasing (Finansal kiralama)  uygulamalarının gelecekteki tasarruf düzeyini belirleyecek en önemli faktör olduğunu artık anlamış bulunuyorlar.

 Forkliftlerin yanı sıra yükseklik platformları ve telehandler kiralamasında da taleplerin arttığı gözlemlenirken kiralama  konusunda yeni yeni firmalarında sektöre girdiğini görüyoruz.

Kiralama her konuda cazip duruma geliyor ki…

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde Kiralama Komitesinin kurulması bu sektöre ayrı bir heyecan katacaktır.

Bu komitenin kurulması fikrinin  Platformder’ den çıkması ve kabul edilmesi sektör adına  platformder’in kısa sürede  kazandığı lobi gücünün göstergesi olarak kabul etmek ve Platformder yöneticilerini de ayrıca kutlamak gerekiyor.

Dergimizin bu sayısında da yurt içi ve yurt dışından sektörle ilgili haberleri ilgi ile okuyacağınızı umuyoruz. Önemli haberlerden birisi İş ve endüstriyel makinelerde ülkemizin mihenk taşlarından  Temsa’nın yüzde 41 hissesinin Marubeni firmasına satışı sektörümüzün en fazla konuşulan konularından birisiydi.

Yine dergimizin sayfaları arasında yer alan “ 2019 yılının en büyük Forklift imalatçıları” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

2019 yılının ilk altı ayında adeta dibe vuran sıfır forklift satışlarından hiçte memnun olmayan ithalatçı firmaların yanı sıra biraz daha hareketli olan 2.el  forklift piyasasında alıcılar daha ucuz olur düşüncesi ile kötünün iyisine arama uğraşı içerisindeler.

Forklift lastikleri piyasası da biraz olsun hareketli dolayısıyla Türkiye’deki yerli forklift lastiği imal eden ve  ithalatını  yapan firmaların  bir tablo halinde  listesini okuyucularımıza sunduk.

Her sayımızda  olduğu gibi  bir sonraki sayımızda da  sektörle ile ilgili haberleri, sektöre yeni giren ürünleri ve yeni yeni firmaları tanıtmaya devam edeceğiz.

Hoşçakalın.

Çarşamba, 03 Temmuz 2019 11:11

Kendi Gücümüz Nispetinde

Bu sayımızda birazda kendimizden, İstif-Material Handling dergimizden bahsetmek istiyorum.

1998 yılında yayın hayatına başlayan dergimiz 2016 yılının son ayına kadar aylık periyodlar halinde okuyucularına ulaştırılmış olup 2017 yılından itibaren iki ayda bir olmak üzere halen yayın hayatına devam etmektedir.

Forklift ve İstif makinaları sektörü o kadar büyüdü ve gelişti ki artık sektörü takip edebilmekte güç hale geldi.

Geçtiğimiz günlerde bir okurumuz dergimizle ilgili şu sözleri sosyal medyada paylaşmıştı “Bu derginin yayınlanmaya başlamasıyla birlikte Türkiye’nin her ilindeki sektör mensupları birbirleriyle tanışarak ticaret yapmaya başladılar. Birbirlerini tanımayan insanlar birbirleri hakkındaki bilgileri bankadan değil de bu derginin yöneticilerinden almaya başladılar. Zor şartlar altında yaşamını sürdüren bu dergiye sahip çıkmak sektördeki tüm firmaların görevi olmalıdır”

Bu yazıyı kaleme alan arkadaşımıza teşekkür ediyorum. Evet… yolumuz zor ve meşakkatli olmasına rağmen inançla yolumuza devam etmeye kararlıyız.

6 ay evvel doların yükselişe geçmesi ile birlikte kağıt, müteakiben baskı ve diğer yan malzemeleri, kargo fiyatları Gazete ve dergilerin sırtına saplanan bir bıçak olmuştur. Hızlı bir şekilde kan kaybeden sektördeki gazete ve dergiler artık kendi ölçülerinde tedbirler almaya yönelmişlerdir.

Kimi bir Holdinge, bir derneğe sırtını dayar yoluna devam etmeye çalışır.

Kimi ya tiraj düşürür veya Abone sistemine geçmeye çalışır.

Biz Abone sistemine geçmeyi tercih ettik.

İstif-Material Handling Hakkında.

Bu dergi, Türkiye’de tüm sektör mensuplarını birbirleriyle tanışmasını sağlamış.

Bu dergi, Türkiye’de forklift ve istif makinaları sektörü ithalatçılarını bir araya getirerek sorunlarının tartışılmasına, çözüm arayışlarına öncülük etmiş.

Bu dergi, Yabancı dillerde de hazırlanarak 6 ortadoğu ülkesi ve Bulgaristan’daki fuarlarda stand açarak

Üretici firmalarımızın ihracat yapabilmelerini sağlamış.

Bu dergi, Dünyaca ünlü markaların Türkiye’de distribütör firma bulabilmesine yardımcı olabilmiş, bazı markalar bu dergi sayesinde ülkemizde faaliyetlerine bugün bile devam etmektedir.

Artık ABONE SİSTEMİ’ne Geçiyoruz.

Bilindiği gibi İstif-Material Handling Dergisi yayıncılık etik ve ilkelerinden asla taviz vermeden, gücünü siz değerli okuyucularından almaktadır. Daha öncede yazılarımızda belirttiğimiz gibi hiç bir kurum ve kuruluşa, herhangi bir Holding'e ve bir derneğe sırtını dayamamış olan dergimiz 1998 yılından beri kendi gücü nispetinde yayın hayatını sürdürmeye devam etmekte ve bunu ilelebet sürdürme kararlılığında ve azmindedir.

Bu yüzden İstif-Material Handling Dergisi, değerli dostlarımızla diyaloğunu, kendisi dışında bir referansla sürdürme peşinde olmamıştır. Hiç bir firmanın Yönetim Kurulu Başkanına, Genel Müdürüne, Dernek Başkanına, Genel sekreterine kısaca etkili ve yetkili kişilerin kartvizitlerine "Hamili kart sahibi yakınımdır " misali yazı yazdırmamıştır.

Şimdiye kadar Sizlerin karşısına tamamen kendi kimliğimiz ile çıktık ve halende çıkmaktayız. Çünkü, aksini düşünmek hem icra ettiğimiz mesleğe, hem de yaptığımız işin önemini ve değerini derhal fark edecek kadar hassas ve titiz olan siz değerli dostlarımıza ihanet olur.

Hem şahsım hem çalışma arkadaşlarım kimseyi referans olarak kullanmayı içine sindiremez, sindirebilseydi çok daha farklı olurdu. Ortada bir referans varsa bu ancak bizlere işyerlerinin kapılarını açan destek veren değerli dostlarımızdır.

Artık Dergimiz Abone sistemine geçmiştir.

20 yıldan beri ücretsiz olarak dağıttığımız dergimiz bundan böyle sektördeki firmalardan abone olanlara gönderilecektir. Okuyucularımıza buradan duyuralım istedim.

Sizi derginizle baş başa bırakıyorum. Bir sonraki sayımızda buluşmak dileğiyle…

Perşembe, 02 May 2019 22:58

Lityum İyon çağı

Satılan tüm forkliftlerin yaklaşık yüzde 70'inin IC motorlara sahip olduğu 1960'lı yılların dikkat çekici noktalarından itibaren, IC motorlu forkliftin global forklift satış pazarındaki payı, akülü forkliftlerin artan popülaritesi nedeniyle giderek erozyona uğradı. ve özellikle LP Gaz tahrikli forklift satışları büyük bir darbe aldı.

Akünün sağladığı elektrik gücüyle karşılaştırıldığında LP Gazının maliyeti yüksek ve küresel petrol fiyatlarıyla bağlantılı olup, operasyonel perspektiften bakıldığında, her bir gaz silindirinin değiştirilmesi ve depolanması için harcanan zaman, yığın olarak bir tank düzenlemesi yapılmadığı sürece yüksek miktarlarda kullanım yapan müşteriler için forkliftin duruş süresini bir problem haline getirebilmektedir.

“Ayrıca, LPG motorlardan kaynaklanan karbon monoksit emisyon riskini azaltmak için gereken kontrol sistemleri ve katalitik konvertörler, bir forkliftin işletme maliyetlerini oldukça yükseltmektedir. Motorlu paletlerin tedarik edilmesini ve çalıştırılmasını birçok pazarda zorlaştıran birçok farklı emisyon kontrolü ve güvenli operasyonel gürültü seviyesi standartları ve kuralları mevcut

Elektrikli araçların çağı geldi ve birçok insan Lityum-İyon akülerin endüstriyel forklift gücünün geleceği olduğunu düşünüyor. İlk Lityum İyonla çalışan forkliftin ortaya çıkmasından bu yana 10 yıl geçti ve şimdi endüstriyel ekipman imalatındaki en büyük isimlerden bazıları fosil yakıtların yerine lityumun gücünü kullanıyor. Lityum-İyon teknolojisinin kullanımı başlangıçta oldukça yavaştı, ancak şimdi daha fazla forklift kullanıcısı Lityum-Iyon teknolojisinin sunduğu birçok avantajı anlamaya başladı.

“Lityum-İyon pillerin daha yüksek enerji verimliliği, enerji maliyetlerinde önemli tasarruflara yol açıyor ve hızlı yatırım dönüşü sürelerine olanak sağlıyor. Ayrıca, hızlı şarj etme yetenekleri sayesinde, Lityum İyon aküler akü değişim işlemini ortadan kaldırarak forkliftlerin daha az servis dışı kalmasını sağlayabiliyor."

Forklift kullanıcılarının Lityum-İyon akü teknolojisinin avantajlarını takdir etmelerinin sebebi Günün her saati modern bir depo işletmek söz konusu olduğunda, verimliliğin en önemli husus olmasıdır.

Elektrikle çalışan araçların sayısı, depolama endüstrisinde her zaman yüksek olmuştur ancak bu eğilim artık tüm lojistik sektöründe, tıpkı otomotiv endüstrisinde olduğu gibi artmaktadır ve modern Lityum-İyon teknolojisinin sunduğu avantajlarla, Lityum- İyon, sektördeki tüm endüstriyel forkliftlerin geleceği için temiz, sessiz ve uygun maliyetli bir güç kaynağının anahtarı olarak giderek daha fazla kabul edilmeye başlandı bile.

Bir sonraki sayımızda buluşmak dileğiyle...

Salı, 05 Mart 2019 21:44

Sektörde 21 Yıl.

20 yıldır Türkiye forklift ve İstif makinaları konusunda bir otorite ve sektörünün nabzını elinde tutan bir dergi.

Her sayıda kendi özünü değiştirmeden renklenen, yenilenen, sadık okuyucu kitlesi ile sektörün medya gücü ve 1 numarası. Material Handling Dergisi.

Editoryal misyonu daima geleceği ,geçmişin üzerine ekleyerek çoğaltmak olan Material Handling ekibinin yurt içinden ve yurt dışından özenle derlediği haberleri, röportajları, yayınladığı firma reklamları ile Forklift ve İstif makinaları sektörünün son 20 yıldaki gelişimini ve değişimini gösteren bir almanak niteliğinde.

Sektörüne daha iyiyi, daha çok seçeneği sunmaya devam etmeye kararlı, Okuyucu sadakati çok yüksek olan ve okurlarının sevdiği bir marka haline gelen Material Handling Dergisi 21’nci yıla adım atmanın heyecanıyla yurtta ve dünyada sektörle ilgili gelişmelere okuyucularına sunmaya devam edecek.

Material Handling Dergisini bu günlere gelmesini sağlayan okurlarımıza yürekten teşekkür ederiz.

Alkışlar Akü Sektörüne

Bir zamanlar iş makinaları yedek parçaları imalatçılarımızdan bazılarının yurt dışına ihraç ettikleri ürünlerin kalitesiz olmasından dolayı bu konuda “TM” markası büyük yaralar almıştı.

Kaliteli ürün imal eden ciddi firmalarımız ise yurt dışına ihraç ettikleri ürünlere kendi markalarını koyamıyorlardı çünkü yurt dışındaki firmalar “TM” Türk Malı damgasının kalitesiz ürünler sınıfına konduğu için ürünlerin üzerine yabancı bir marka konmasını istiyorlardı.

Kaliteli ürünler imal eden Türk firmaları tarafından üretilen üzerine yabancı marka konmuş ürünler güzelce ambalajlanarak yurt dışından dünya piyasalarına pazarlanırken işin ilginç tarafı “Yabancı Marka” hastası olan Türk firmaları da bu ürünlerden ithal ediyorlardı.

Bu durum bugün bile devam etmektedir.

Türkiye’de bir sektör var ki…Bütün alkışları hak ediyor.

Mutlu Akü, İnci GS Yuasa, Yiğit Akü firmaları ürettikleri gerek otomotiv gerekse endüstriyel aküleri her kıtada yüzlerce ülkeye ihraç ederek ülkemiz ekonomisine katkıda bulunuyorlar.

Bu firmalarımız sayesinde akü sektöründe İthal akülerin Türkiye pazarında hiç şansı bulunmuyor.

Yerli üretime önce halkımızın önem vermesi gerekiyor ki… Ülke kalkınsın.

Son yıllarda herkes her zamankinden daha fazla barış huzur ve umut istiyor. Dünya buna çok ihtiyaç duyuyor. Artık huzura ve barışa susadık.

Bu özlemin dışa vurumu olarak insanlar, toplumlar ve ülkelerin de birbirlerine karşı daha anlayışlı, uyumlu, işbirliğine açık bir hava içine girmelerini beklemek artık hayalcilik değil.

İnsan olan herkes insanlık yönünde bir tavır içinde olacaktır diye düşünüyorum 2019’da..

2019 yılının geçtiğimiz yıllara göre umut dolu, dipten yavaş yavaş yükselişe geçmeye başladığımız bir dönem olacağı inancı ve beklentisindeyim. Bu inanç ve beklentiyi ne kadar çok herkes sahiplenir ve bu yönde tavır koyarsa 2019 yılının bize, insanlığa, huzura, barışa ve güzelliklere daha çok hizmet edeceğini göreceğiz.

Ekonominin özellikle geçtiğimiz yıl çokta iyi seyretmediğini hepimiz deneyimledik, Gerek yatırımlar, gerek istihdam, gerek büyüme ve gerekse istikrar açısından makro dengelerimiz büyük ölçüde sarsıntı yaşadı.

Bir çok sektör özelliklede iş makinaları sektörü çok kötü etkilendi.

2019’da barış, huzur, iyi ilişkiler ile olumsuzlukların peyderpey aşılacağı ve tüm sektörlerimizin yeniden yükselişe geçeceği umudunu taşıyorum.

2019 yılına büyük bir tecrübe birikimiyle girdik. Hepimizin bildiği gibi tecrübe çok güzel, değerli bir şeydir, ama ne yazık ki acıların, zorlukların meyvesidir aynı zamanda... kimileri acılar ve zorluklar sonrasında isyankarlaşır, kimileri de o acının, zorlukların içinde yatan gizli anlamı, değeri, mesajı, tecrübeyi alır ve kendini toplumunu bir adım üste taşımak için “sermaye” olarak kullanır. Biz ikincilerdeniz.

Ne yapabiliriz?

Sosyal ve kültürel düzeyde barış ve huzuru hem ülke içine hem de ülke dışına yayacak politikalar ve tavırlar geliştirebiliriz. Kültürel, inançsal ve etnik zenginliğimizi saygıyla koruyarak hem ülke içinde hem de dünyada sürdürülebilir kılmaya dönük yaygın sosyal projeleri hayata geçirebiliriz.

Ekonomik düzeyde hazır ithalata dayalı tüketim yerine ülke içinde yerli üretime, yerli istihdama ağırlık verebiliriz. Katma değeri yüksek, inovatif, yeni ürünleri üretmeye odaklanabiliriz. Düşen büyüme ve istihdam oranlarını bu yolla yeniden yükseltme şansı yakalayabilir, ülke dışına gitmekle burada kalmak arasında kararsız kalmış nitelikli nufusumuzu, emek emek yetiştirdiğimiz yeteneklerimizi ülkemizde tutmanın yollarını inşa edebiliriz.

Tüm bunlar benim dileklerim, temennilerim.

2018 yılının bu son sayısında elbette yazmak istemediğimiz üzücü haberlerde vardı.

Ülkemizin gurur kaynaklarından birisi olan Hidromek firmasının Kurucusu değerli insan Hasan Basri Bozkurt’u ve Türkiye’de İlk forklift imalatını gerçekleştiren isimlerden olan Teoman Günsür’ü, Ankara’da uzun yıllardan beri İş makinası ve forklift sektörüne hizmet veren Gazi İş Makinaları’nın kurucusu Arif Ahmet Arslan’ı 2018 yılının son aylarında kaybettik. Merhumlara Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerinin ve tüm dostlarının başı sağolsun, nur içinde yatsınlar.

Cumartesi, 01 Eylül 2018 10:26

“TÜRK SATIN AL”

Bir ülkenin kalkınması için maddi anlamda güçlü olması gerekir. Maddi anlamda güçlü olmak içinde üretim yapması gerekir.

Yerli malların üretilmesi ve kullanılmasının temeli yurdun bağımsızlığının korunması için 1923 yılında İzmir İktisat Kongresinde atılmıştı.

İstanbul Milli Sanayi Birliğinin yerli mallar sergisinde Mustafa Kemal Atatürk şunları söylemişti:

''Türk yurdu, Türk iktisadı, Türk eliyle, Türk tarihiyle yükselir. Türkler, TÜRK MALI alınız, TÜRK MALI kullanınız; Türk parası Türk toprağında kalsın. ''Başbuğ Atatürk o yıllarda TÜRK MALININ önemini vurgulamış. Sanki şimdiki tehlikeyi görmüş gibi. Bugün 5 kıtada 135 ülkeye mal satmakta olan, dış satımının %90'ını sanayi ürünlerinin oluşturduğu, dış satımın yarıdan fazlasını gelişmiş zengin ülkelere yapan ve bu ülkelerin tüketicilerinin tereddütsüz mallarını aldığı ülkemiz, bugün maalesef birçok alanda yerli üretimin durma noktasına geldiği, deyim yerindeyse ithal ürün cehennemine dönüşmüş bir ülkedir.

Her köşesi cennet olan, her karışından zenginlik fışkıran ülkemiz, yabancı malların işgali altındadır. Daha vahimi ise; Türk Milletinin bu işgale karşı olan duyarsızlığıdır. Türk işçisinin ürettiği; tekstilden televizyona, demirden buzdolabına, salçadan makarnaya kadar birçok ürün tüm dünyada satılıyor. Bizde TÜRK MALI tükettikçe firmalarımızın üretim kapasitesi artacak ve yeni elemanlara ihtiyaç duyulacaktır. Türk Milleti, kendi arabasını, uçağını, silahını, gemisini, sütünü, meyvesini, kalemini, ceketini üretecek güçtedir ve üretiyor da. Ama halkımız, birçok alanda aynı kalitede onlarca TÜRK MALI varken özentileri yüzünden kat kat fazla para vererek yabancı malı almaya devam ediyor. Tek suçlu tabi ki millet değil. Yasalarımız yerli malını korumak adına çok yetersiz

Türkiye ekonomik ve siyasi güç dengelerinin değişim içerisinde olduğu uluslararası arenada eğer bir aktör olacaksa, üretimden, ticarete kadar bir çok alanda hem kendine yeten bir ülke olmalı hem de ekonomide dışarıya bağımlı olduğu ülkelerin yaptıkları ve yapacakları tehditleri bertaraf etmelidir. “Yerli Malı Yurdun Malı, Her Türk onu kullanmalı” sloganlarının tüm yurda yayıldığı yıllar

'Kendi ürünümüzü insanımızın ürettiği yıllardı o yıllar'

Dışarıya döviz kaybının önlendiği ve Türk insanının bununla gururlandığı yıllardı o yıllar'

O yıllardaki ulusal uyanışın sağladığı, Cumhuriyet tarihimizin %17'lik en yüksek kalkınma hızı, yabancı paralara karşı TL'nin değerli kılınışı (1 TL = 1.25 Dolar. Dikkat değersiz değil), dış ticaret fazlası, açık vermeyen bütçe ve daha neler neler, Şimdi neden olmasın diye düşünmüyor değil insan.

Bugün, ekonomileri ülkemiz ekonomisiyle karşılaştırılamayacak kadar güçlü olan ülkelerde düzenlenen kampanyalar ile ülke insanı kendi ülkesinin malını satın alması için örgütleniyor. Diğer ülkelerin kendi ekonomilerinde söz sahibi olması engelleniyor.

Örneğin; Amerika'da her yıl çok ciddi şekilde 'Buy American (Amerikan Satın Al) 'kampanyaları düzenleniyor. Bu kampanyalarla Amerikan vatandaşlarına kaliteli ürünün sadece Amerika'da üretildiği propagandası yapılıyor. Amerikan vatandaşlarının beynine ülke çıkarları için Amerikan malı tüketmeleri kazınıyor. Üstelik bu kampanyalar, ABD'de federal yasa ile güvence altına alınmıştır.

Almanya'da ise; Otomotivde dünya markası olmuş. Bir Alman otomobil üreticisi firma, çalışanlarının rahatça okuyabileceği büyüklükteki şu yazıyı fabrika duvarına yazdırmış:

“Japon arabası almayı düşünen gitsin kendine Japonya'da iş arasın”

'İşte eksiğimiz burada. Bizde sadece bir haftaya sıkıştırılmış, sözüm ona geçiştirme kampanyalar, kuru söz ve demeçlerle fındık-fıstık, portakal yeme törenleri yapılıyor.

FORKLİFT SERVİSLERİ DERNEĞİ.

Geçen sayımızda ülkemizde küçükten büyüğe bir çok meslek kuruluşunun kendilerine has bir derneği olduğunu ama forklift servislerinin bir derneği olmadığını yazmıştım.

Bu yazıma öyle olumlu tepkiler aldım ki…özellikle İstanbul, Bursa, İzmir ve Ankara forklift servisleri sesi en gür çıkan illerdi. öyleyse hadi bakalım bu fitili ateşleyecek babayiğitler meydana çıksın artık.

En büyük destek ise derginiz Material Handling’den gelecek.

Çarşamba, 11 Temmuz 2018 07:25

“Asaletimiz Kendimizle Başlar”

Bu sayımızı bir bayram tatili ve 24 Haziran seçimlerinin ardından elinize alacaksınız… O nedenle gecikmelide olsa hem Ramazan Bayram’ınızı kutluyor hem de seçimi kazanan partimizin kuracağı yeni hükümetin vatanımıza milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bilindiği gibi İstif-Material Handling Dergisi yayıncılık etik ve ilkelerinden asla taviz vermeden, gücünü siz değerli okuyucularından almaktadır. Daha öncede yazılarımızda belirttiğimiz gibi hiç bir kurum ve kuruluşa, hiç bir oda veya sivil toplum örgütüne herhangi bir Holding'e ve bir derneğe sırtını dayamamış olan dergimiz 1998 yılından beri kendi gücü nispetinde yayın hayatını sürdürmeye devam etmekte ve bunu ilelebet sürdürme kararlılığında ve azmindedir

  Napolyon'un dediği gibi "Asaletimiz kendimizle başlar"...

  Bu yüzden İstif-Material Handling Dergisi, değerli dostlarımızla diyaloğunu, kendisi dışında bir referansla sürdürme peşinde olmamıştır. Hiç bir firmanın Yönetim Kurulu Başkanına, Genel Müdürüne, Dernek Başkanına, Genel sekreterine kısaca etkili ve yetkili kişilerin kartvizitlerine "Hamili kart sahibi yakınımdır " misali yazı yazdırmamış, telefon açtırmamış, e-posta gönderttirmemiştir.

 Şimdiye kadar Sizlerin karşısına tamamen kendi kimliğimiz ile çıktık ve halende çıkmaktayız. Çünkü, aksini düşünmek hem icra ettiğimiz mesleğe, hem de yaptığımız işin önemini ve değerini derhal fark edecek kadar hassas ve titiz olan siz değerli dostlarımıza ihanet olur.

 Hem şahsım hem çalışma arkadaşlarım kimseyi referans olarak kullanmayı içine sindiremez, sindirebilseydi çok daha farklı olurdu. Ortada bir referans varsa bu ancak bizlere işyerlerinin kapılarını açan destek veren değerli dostlarımızdır.

“FORKLİFT SERVİSLERİ DERNEĞİ”

Bireyler, karşı karşıya geldikleri problemleri çözebilmek için başkalarıyla bir araya gelirler ve ortak görüş ve çıkarları paylaşan diğer kişilerle güç birliği yaparlar.

 Dernek, çoğu durumda genel bir yarar için çalışmak, sorumluluklar almak ve sosyal gelişmeler karşısında bir ölçüde etkili olmak üzere kişilerin bir araya gelmesiyle oluşan, gönüllülük esasına dayanan ve kar amacı gütmeyen kişi topluluğudur. Bir başka tanım uyarınca, dernek az çok kalabalık bir kişi topluluğunun belirli bir amacı sağlamak veya ortak olan bir menfaati gerçekleştirmek üzere oluşturduğu tüzel kişidir.

Kişilerin tek başına yaptığı beyanlar toplumda yer bulmaz ya da etkili olmaz. Kişi birliklerini ifade eden dernekler adına yapılan faaliyet ve açıklamalara ise daha çok değer verilir. Bir başka anlatımla dernek vasıtası ile daha güçlü bir birliktelik sağlanır.

Örneğin bir İnşaat Mühendisi veya Avukatın tek başına yaptığı açıklamanın etkisi ile bir baro başkanı veya inşaat mühendisleri odası başkanının yaptığı açıklamanın etkisi bir değildir.

Aynı şekilde bir parti altında örgütlenmiş milletvekillerinin gücü ile bağımsız milletvekilinin gücü de bir değildir. O nedenle ne kadar büyük örgütlenilirse, o derecede etkinlik kazanılır.

Ülkemizde küçükten büyüğe üye sayısı az veya çok birçok meslek kuruluşlarının kendilerine has dernekleri vardır ama “Forklift servislerinin” bir derneği maalesef bulunmuyor. Oysaki o kadar çok sorunları var ki…

 Dernek kuruluşu ile ilgilenecek kişilerin bu işe start vermesi halinde her ilimizden sektör mensuplarının dernek çatısı altında toplanabileceğine eminim.

Bu konu ile ilgili yayınlarımız “FORKLİFT SERVİSLERİ DERNEĞİ” kurulana kadar devam edecektir.

Bir sonraki sayımızda buluşmak dileğimle… Hoşçakalın.

Pazartesi, 30 Nisan 2018 15:22

Bir izah eden bulunur mu?

Bu sayımızdaki yazımda hem sektörümüzün hem de sektörel yayıncıların sorun ve şikayetlerinden bahsetmek istiyorum.

İlk önce de fuar organizasyonu yapan firmalardan başlamak istiyorum.

Sektörel yayıncılığa başlamadan evvelde gerek katılımcı olarak ve gerekse ziyaretçi olarak bir çok fuarlarda bulundum. Medya mensubu olduğum için tabi ki önce medya sektörünün bulunduğu holleri ziyaret ediyordum.

Medya sektöründeki firmaların devamlı şikayet ettikleri konu “Stand yerlerinin iyi olmadığı” dip köşelerde ve kimsenin uğramayacağı yerlere stand açtıklarını, dolayısıyla fuardan bir verim alamadıkları devamlı dinlediğim şikayetlerdi.

Bende aynı şikayetlerden müşteki olan biri olarak başta “Win Eurasia” fuarını düzenleyen kuruluş olmak üzere fuar firmalarına buradan seslenmek istiyorum.

“Sektörel dergilere ihtiyacınız yoksa fuarınıza davet etmeyin, ihtiyacınız varsa doğru dürüst stand yeri verin. Bizlerin zamanını çalmaya ve hamallık yaptırmaya hakkınız yok.”

Ayrıca yine buradan Sektörel yayıncı arkadaşlarada “Şikayet edeceğinize katılmayın diyeceğim ama… İçlerinde öyle bir yağdanlık haline gelmiş olanlar var ki… hem şikayet eder, hem de koşa koşa giderler”

GELELİM BİZİM DERNEĞE

Yıllar evvelde bizim dernek dediğim İSDER’ le Material Handling dergisinin yıldızı hiç bağdaşmadı.

(Neden bağdaşmadığını bir sonraki sayımda anlatacağım)

Faruk Aksoy’un Genel Sekreterliği sırasında da şikayetçi olmuş ve çok uzun süre derneğe adım bile atmamıştım. Nedeni, İsder’de çalışan bir iki kişinin o zamanlar yeni çıkmış bir dergiye reklam toplamaya çalışmasıydı. Hatta Faruk Aksoy’a “ Basın İlan Kurumu musun?, Dernek misin?” diye şikayetimi dile getirmiştim. Aksoy “Böyle bir şey olamaz “ dedi ama gerçeği gördü sonrada gereğini yaptı.

Bu geçmiş zamandı şimdi ise… İSDER bir etkinlik yapıyor bazı dergiler bu etkinliğe katılamıyor,

İSDER Basın bülteni hazırlıyor bazı dergilere gönderiliyor bazı dergilere gönderilmiyor.

Telefonla arıyorsunuz cevap veren yok.. sonradan da dönüş yaparak nedeni izah edilmiyor.

Bunun sebebi nedir? İsder’den biri bunu bana anlatsın lütfen.

Not: Önümüzdeki sayımızda Sektörün, sayıları 1000’e yaklaşan ve hiç hesaba katılmayan Forklift Servislerinin sorunları ve şikayetleri bölge bölge yer alacak.

Perşembe, 01 Mart 2018 07:07

“Türkiye Forklift Tarihi”

Biraz nostalji yapalım,şöyle  zaman tünelinde bir  tur atalım istedim.

Dergimizin yayın hayatına başladığı 1998 yılından itibaren yavaş yavaş sektördeki firmaları ve sahiplerini tanımaya başlamıştım, çoğu bazı işyerlerinde birbirleriyle çalışmış şimdi rakip olmalarına rağmen birbirlerinden bahsederken gururla “ O benim ustamdı ,beni yetiştiren insandı” “Benim müdürümdü” diyebiliyor ve birbirlerinden saygı ile bahsediyorlardı.

Sektöre yıllarını vermiş bu insanlardan biriside Türkiye’de forklift denince ilk akla gelen isimlerden olan …Hepimizin duayeni, Eyüp Karakuş,

“Karakuş firması Türkiye’nin ilk forklift yedek parça ithalatçısıdır.

 Eyüp Karakuş,Taksim’deki ilk dükkanından yedek parça almaya gelen müşterilerine adeta esnaflık dersi verirdi.  Çayınızı yudumlar veya yemeğinizi yerken  yine o zamanlar ilginç bir akvaryum’u izler, dinlenirdiniz,

O zamanlar yedek parça çeşitleri kısıtlı bazen çok gerekli olan  parçalar stokta,

 ama unutmamak lazım ki parça yoksa bile mutlaka bir çözüm vardı…Jeep parçalarından adaptasyon mu istersiniz son derece eski makinelerle çalışan tornacılarda yapılan iyileştirmeler ve tamirler mi…ama mutlaka bir çözüm üretilirdi.

1980 yılına gelindiğinde Türkiye’de bir kaç ilk yaşandı.Selahattin Tunç,çalıştığı Karakuş’dan ayrılıp Tunç Ticaret’i kurdu ve böylelikle sektörün ikinci bir Forklift yedek parçacısı olmuştu.

Karakuş ve Tunç firmalarının çözüm ortaklarından biri de “Tornacı Nihat Akkuş “idi.Farklı işler yaparken Karakuş ve Tunç’un  yönlendirmesive desteğiyle Forklift yedek parçaları üretir olmuştu.90’lı yılların başında işi oğullarına devretti ve Akkuşlar’ın temeli böylece atılmış oldu.

Daha sonra Anadolu yakasında sessiz sedasız bu işe soyunan Ünsal Kuyucu adı konuşulmaya başlanmıştı.

Ender Erkul,Türkiye’de ilk forklift kiralama işini

Fuat Aktüre ilk özel forklift servisini kurdu ve akülü işi yaptığı için o zamanlar rakipsizdi.

 80’lerin ortasında birden İzmir kökenli bir firmanın ciddi atılımlarla piyasaya girmesiyle İstanbul-İzmir  rekabetide başladı. İstanbul’dakiler birbirini tanıyordu ama  İzmir’lileri tanıyan yoktu.Ayrıca onlar imalat da yapıyordu Salih Can ve Yaşar Susup’un kurduğu firmanın adı ise Teknopar’dı.

İzmir’lilerin devamı Erkan Boylu’nın kurduğu Modern Dış Tic.Ltd.Şti.

ve Mehmet Partal’ın kurduğu Gimakforklift firması geliyordu.

O zamanlar Lindeforkliftin imalatınıise  Tatmak yapıyordu. Piyasada Halit Soyubelli diye birinin adı konuşulmaya başlanmıştı. Şeref Özkan’la birlikte çalışıyorlardı.

 90’lı seneler  ÖzellikleBalkancar hakimiyetindeki tam  bir curcunaydı.

 Konuyu ilk fark eden HASEL olmuştu.Halit Soyubelli, Şeref Özkan,Sezai Hivel,Hikmet Azaklı ve “Rahmetli” Coşkun Ekinci güçlerini birleştirip HASEL’i kurmuşlardı. Sezai Hivel’in Allah vergisi satıcılık nosyonları ve disiplini Balkancar’ı (daha sonra kapandığı için adı “Record” olmuştu ) birden Türkiye’nin en çok satılan Forklift’i haline getirdi. Bulgaristan’ın yakın oluşu ithalat için bir avantaj,parçaların legal veya illegal ama ucuz ve sürekli bulunur oluşu markaya ciddi bir satış artışı getirmişti.

Balkancar furyası daha sonra Teknika’nın ve Çukurova’nın atılımları ile tarihe karışıyordu. Müşteriler yeni model Clark’ları ve Kore malı Halla’ları da benimsemişti. Yedek parça ve servis sıkıntısından bıkan tüm müşteriler her yeni markayı “mecburen” benimserdi zaten.

Balkancar’ın krallığı bitmeye yüz tutunca Halit Soyubelli  yine önce davranıp bu sefer rekabet ve yanlış politikalar yüzünden iyice kan kaybeden Tatmak’ın elinden Linde’yi  almıştı.

Hasel, Linde’yi alınca ortaklar iş bölümü yapmış  SezaiHivel ve Şeref Özkan, “Boskar”  ünvanı ile Koçkaya’nın elinden aldıkları Samsung’un mümessili olarak devam ederken  daha sonra Halit Soyubelli ve Hikmet Azaklı için  Linde macerasına başlamıştı.

SoyubelliHasel ile Linde’ye, Sezai Hivel ve Hikmet Azaklı ise Boskar firması ile CatForklift ile devam halen devam etmektedir.)

Sönmez Yazıcı İstanbul’da Balkancar yedek parçacılığına başlamıştı.Sonra  tek başına yine Bulgar malı olan önce Record daha sonra Hercu ve son olarak da Çin malı olan HELI Forkliftisatmaya  bir yandan da yıllardır hayal ettiği imalatlara başlamıştı ve bu yolda gayet başarılı bir şekilde ilerliyor.

Yukarıda özetler halinde yazdığımız hikayenin  sahibi 40 yıllık forkliftçi Fuat Aktüre,

Sektöre yarım asır hizmet vermiş kişilerle “Türkiye Forklift Tarihi” başlıklı köşemizde  seri röportajlara bir sonraki sayımızda başlayacağız.

Şimdilik kalın sağlıcakla...

Sayfa 1 / 2
We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…