All for Joomla All for Webmasters

İletişim Tel: +90 544 795 01 01

Metin ATALAY

Metin ATALAY

31 Mayıs 2019 tarihinde yayınlanmış bir araştırma gözüme çarptı.  “20 En İyi Üstün-Teknoloji Şirketi.”

Teknolojiden bu kadar uzak kalmış olan ülkemizde bu konulara artık ne yazık ki pek değinilmiyor. Çok farklı konular gündemimizi işgal ediyor durmadan.

Gelişmiş ülkelerin teknoloji anlayışıyla bizim anlayışımız arasında da uçurumlar var. Onlar yapay zekâ çalışmalarını yürütürken bir taraftan da uzaya gitme ve orada koloniler kurma çabası içindeyken biz zamanında “kendi kendine yeten 7 ülkeden birisiyiz” diye öğündüğümüz tarım konusunda bile değil teknoloji geliştirmek, yabancı ülkelere el avuç açar hale geldik. Döviz bulursak ne ala, ithal ediyoruz. Ama bu tempoyla devam edersek ileride yiyeceğimizi, içeceğimizi ithal etmek için gerekecek dövizi bile bulamayacağımız dönemleri de görmemiz şaşırtıcı olmaz.

Neyse canınızı sıkmayayım. Aşağıda bu araştırmadan çıkardığım bir özeti bulacaksınız.

----------------------------------------------------------------------------

Araştırma yayın tarihi: 31 Mayıs 2019

Araştırma yazısının başlığı şöyleydi:

“Mühendislere İyi Ödeme yapan 20 En İyi Üstün-Teknoloji Şirketi”

Araştırma da özetle şöyle:

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

“İşte size en iyi 20 yazılım ve donanım şirketinde ödenmekte olan mühendislik maaşları araştırması

ABD’de bir araştırmacı kuruluş, “Glassdoor”, mühendisler için en cazip işverenler konusunda bir araştırma yaptı. Aşağıdaki bölümlerde şirketleri mühendislerin nasıl gördüğünü görebilirsiniz. En büyük mühendislik işverenlerinden bazılarını araştırmaya dahil ettiler ve mühendislik maaşlarından bir örneklem çıkardılar.

Ayrıca, 5 puanlık bir ölçekte her bir şirketin Glassdoor işveren derecelendirmesini ve çalışanlardan gelen lehte ve aleyhte yorumları bulacaksınız.

GE

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,7

Ücretler:

Makina Mühendisi: $87,944/yıl

Baş Mühendis: $100,292/yıl

Mühendis: $81,537/yıl

İnternet sitesi: www.ge.com

Genel merkezi: Boston, MASSACHUSETTS

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1892

Tipi: Halka açık şirket (GE)

Sektör: Kurumsal Yazılım ve Ağ Çözümleri

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

----------------------------------------------------------------------------------------------------

Ford Motor Co.

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,9

Ücretler:

Ürün Geliştirme Mühendisi: $92,388/yıl

Finansal Analist: $66,328/yıl

Bölge Müdürü: $63,523/yıl

İnternet sitesi: www.ford.com

Genel merkezi: Dearborn, MICHIGAN

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1903

Tipi: Halka açık şirket (F)

Sektör: Taşıma Ekipmanları İmalatı

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

----------------------------------------------------------------------------------------------------

Boeing

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,6

Ücretler:

Sistem Mühendisi: $98,039/yıl

Yazılım Mühendisi: $82,585/yıl

Yazılım Mühendisi III: $104,561/yıl

İnternet sitesi: www.boeing.com

Genel merkezi: Chicago, ILLINOIS

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1916

Tipi: Halka açık şirket (BA)

Sektör: Havacılık ve Uzay Sanayii ve Savunma

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

Microsoft Corp.

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 4,1

Ücretler:

Yazılım Geliştirme Mühendisi: $120,380/yıl

Testte Yazılım Geliştirme Mühendisi (SDET): $111,606/yıl

Program Müdürü: $124,435/yıl

İnternet sitesi: www.microsoft.com

Genel merkezi: Redmond, WASHINGTON

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1975

Tipi: Halka açık şirket (MSFT)

Sektör: Bilgisayar Donanımı ve Yazılımı

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

Rakipleri: Google, Amazon, Apple

----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

 

Cisco Systems

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 4,0

Ücretler:

Yazılım Mühendisi: $112,841/yıl

Yazılım Mühendisi IV: $132,640/yıl

Yazılım Mühendisi III: $112,796/yıl

İnternet sitesi: www.cisco.com

Genel merkezi: San Jose, CALIFORNIA

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1984

Tipi: Özel şirket

Sektör: Bilgisayar Donanımı ve Yazılımı

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

Çalışan yorumları:

Artıları

-Son derece destekleyici iş arkadaşları (tanıdığım en yardımcı insanlar)
-Sağlanan yan faydalar inanılmaz - sadece 401K / PTO / Sağlık Sigortası değil, Cisco'nun aynı zamanda çok sayıda devam eden öğrenme etkinlikleri ve kaynakları bulunuyor, 5 günlük VTO (gönüllü izin süresi), çalışanların katılacağı çalışanlara kaynak organizasyonları, kurum içi spor salonları (inanılmaz güzel) ve sağlık tesisleri, ayrıca diğer gruplarla karşılıklı işbirliğini teşvik etmek için birçok kurum içi etkinlikler.
- Ücretler inanılmaz.
- Tüm değişiklikler / düşünceler çok iletişimsel ve şeffaf. CEO ve Üst Yöneticilerin çoğunun bizi şirketteki en son gelişmelerden haberdar ettiği Cisco TV aracılığıyla yayınlanan All-Hands programımız var.
- Başarıya hazırlıklı olmanızı sağlamak ve sürekli olarak üstlenebileceğiniz rolleri tanımlamanıza ve planlamanıza yardımcı olmak için çok destekleyici liderlik programları mevcut.

Eksileri

- Birçok büyük şirketlerde olduğu gibi, işinizi yapmak için kullanmanız gereken birçok eski püskü araçlar, süreçler ve sistemler de mevcut. Ancak onları modernize etmek için de çok çaba harcıyorlar!
- Yine, diğer birçok büyük şirkette olduğu gibi işten çıkarmalar olabiliyor (ancak Cisco, yerinden edilenlerin, durumdan etkilenenlerin sahip oldukları becerilerine dayanarak açık pozisyonları denemeleri ve yeniden doldurmaları için geçenlerde bir kurum için kariyer fuarı düzenledi.)

----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

 

Texas Instruments

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 4,0

Ücretler:

Elektrik Tasarım Mühendisi: $108,955/yıl

Ürün Mühendisi: $90,210/yıl

Uygulamalar Mühendisi: $96,009/yıl

 

İnternet sitesi: www.ti.com

Genel merkezi: Dallas, TEXAS

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1930

Tipi: Halka açık şirket (TXN)

Sektör: Elektrikli ve Elektronik Ürünler İmalatı

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

 Çalışan yorumları:

Artıları

Harika şirket kültürü
İyi iş-yaşam dengesi
Zorlu ve hızlı tempolu

Eksileri

En başta büyük öğrenme eğrisi, yani bir kişinin deneyim kazanma veya yeni beceriler edinme konusundaki ilerleme hızı.

----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

Apple

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 4,0

Ücretler:

Uzman - Saatlik Ücreti: $17/saat

Yazılım Mühendisi: $132,829/yıl

Mac Uzmanı (Apple Store) - Saatlik Ücreti: $14/saat

İnternet sitesi: www.apple.com

Genel merkezi: Cupertino, CALIFORNIA

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1976

Tipi: Halka açık şirket (AAPL)

Sektör: Bilgisayar Donanımı ve Yazılımı

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

 

Intel Corp.

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,9

Ücretler:

Yazılım Mühendisi: $101,559/yıl

Elektronik Mühendisi: $110,063/yıl

Proses Mühendisi: $107,061/yıl

İnternet sitesi: www.intel.com

Genel merkezi: San Clara, CALIFORNIA

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1968

Tipi: Halka açık şirket (INTC)

Sektör: Bilgisayar Donanımı ve Yazılımı

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

 

SpaceX

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 4,2

Ücretler:

Yapı Mühendisi: $86,999/yıl

Tahrik Sistemleri Mühendisi: $91,920/yıl

İmalat Mühendisi: $85,925/yıl

İnternet sitesi: www.spacex.com

Genel merkezi: Hawthorne, CALIFORNIA

Büyüklüğü: 5001 - 10000 çalışan

Kuruluş yılı: 2002

Tipi: Özel şirket

Sektör: Havacılık ve Uzay Sanayii ve Savunma

Gelir: Bilinmiyor / Uygulanamaz

Rakipleri: United Launch Alliance, Orbital Sciences, Arianespace

 Çalışan yorumları:

Artıları

Müthiş projeler, atmosfer ve şirket misyonu.

Eksileri

Çok fazla iş ve stres.
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

 

Caterpillar

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,6

Ücretler:

Mühendis: $87,563/yıl

Kıdemli Tasarım Mühendisi: $98,454/yıl

Kıdemli Yardımcı Mühendis: $79,549/yıl

İnternet sitesi: www.caterpillar.com

Genel merkezi: Deerfield, ILLINOIS

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1925

Tipi: Halka açık şirket (CAT)

Sektör: Endüstriyel İmalat

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

 

General Motors

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,4

Ücretler:

Yazılım Geliştirmeci: $71,969/yıl

Kıdemli Proje Mühendisi: $112,828/yıl

Tasarım Onay Mühendisi: $84,213/yıl

İnternet sitesi: www.gm.com

Genel merkezi: Detroit, MICHIGAN

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1908

Tipi: Halka açık şirket (GM)

Sektör: Taşıma Ekipmanları İmalatı

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

Çalışan yorumları:

Artıları

GM çalışmak için mükemmel bir şirket Yan faydalar harika ve liderlik şeffaf ve dürüst

Eksileri

Otomotiv endüstrisinde iniş çıkışlar fazla
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

 

Amazon

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,8

Ücretler:

Yazılım Geliştirme Mühendisi II: $134,877/yıl

Yazılım Geliştirme Mühendisi I: $106,777/yıl

Depo Sorumlusu - Saatlik: $15/saat

İnternet sitesi: www.amazon.jobs

Genel merkezi: Seattle, WASHINGTON

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1994

Tipi: Halka açık şirket (AMZN)

Sektör: İnternet

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

 Çalışan yorumları:

Artıları

- Çok kısa sürede çok hızlı bir şekilde öğrenebiliyorsunuz
- İnanılmaz derecede akıllı ve yönlendirici bireyler dışında sizi çevreleyen hiçbir şey yok.
- Maaş ve imkanlar beklentilerimin çok ötesinde ve uygun kelimesi yetersiz kalıyor.
- Şirket genelinde ilginizi dağıtmayan ve sizi her daim odaklı tutan heyecan verici projeler.
- Amazon dünyayı değiştiriyor.

Eksileri

- Ezici derecede zor olabilir, çok dik bir öğrenme eğrisi
- Kendi kendinizi motive etmiyorsanız, yetişip tempoyu yakalamak zor olabilir
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

Honeywell

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,6

Ücretler:

Kıdemli Mühendis: $107,084/yıl

Proje Müdürü: $101,108/yıl

Kıdemli Yazılım Mühendisi: $107,396/yıl

İnternet sitesi: www.honeywell.com

Genel merkezi: Charlotte, NORTH CAROLINA

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1885

Tipi: Halka açık şirket (HON)

Sektör: Bilgisayar Donanımı ve Yazılımı

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

Çalışan yorumları:

Artıları

Şirkete giriş süreci çok heyecan verici, günlük işinizle uğraşırken her adımda şirket hakkında yeni yeni bilgiler ediniyorsunuz.

Eksileri

Birkaç gün içinde yönetip bitirmeniz gereken tonlarca bilgi var, ancak işiniz bittiğinde işinizin tadını çıkarabilirsiniz.
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

IBM

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,6

Ücretler:

Kıdemli Danışman: $99,375/yıl

Yönetim Kurulu Danışmanı: $132,235/yıl

Bilgisayar Programcısı: $77,391/yıl

İnternet sitesi: www.ibm.com

Genel merkezi: Armonk, NEW YORK

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1911

Tipi: Halka açık şirket (IBM)

Sektör: BT Hizmetleri

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

Lockheed Martin

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,7

Ücretler:

Yazılım Mühendisi: $80,274/yıl

Sistem Mühendisi: $80,858/yıl

Kıdemli Yazılım Mühendisi: $103,484/yıl

İnternet sitesi: www.lockheedmartin.com

Genel merkezi: Bethesda, MARYLAND

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1995

Tipi: Halka açık şirket (LMT)

Sektör: Havacılık ve Uzay Sanayii ve Savunma

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

 Çalışan yorumları:

Artıları

Şirket genelinde yüksek seviyede dürüstlük, açık iletişim ve doğru olanı yapma konusunda samimi ilgi.

Eksileri

Ne yazık ki, yirmi kelimeyle de eksiler hakkında birşeyler söylemem gerekiyor. Gerçekte, BT'de 41 yılı aşkın çalışmam sonrasında, Lockheed Martin için söyleyebileceğim hiçbir eksi yok. Belki mükemmel değiller ama son derece olumlu özelliklere sahip bir kuruluş.

Yönetime Öneri

Vereceğim tek tavsiye, muhtemelen, süreçleri basitleştirmek için çok fazla çaba sarf etmeleri gerektiğidir. Süreçler doğru ama inanılmaz derecede ayrıntılı. Bazıları daha basitleştirilip ayrıntılar azaltılabilirdi.
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

Google

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 4,3

Ücretler:

Yazılım Mühendisi: $131,751/yıl

Kıdemli Yazılım Mühendisi: $172,254/yıl

Yazılım Mühendisi III: $144,347/yıl

İnternet sitesi: www.google.com

Genel merkezi: Mountain View, CALIFORNIA

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1998

Tipi: Halka açık şirket (GOOG)

Sektör: İnternet

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

Rakipleri: Microsoft, Apple, Facebook

Çalışan yorumları:

Artıları

Önemli olan iş. Google çalışanları, çalışmalarının başkalarının yaşamları üzerinde olumlu bir etkisi olduğuna inandıkları için motive olurlar.

Eksileri

Deneyimsiz yönetime sahip büyük bir şirket.
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

Northrup Grumman

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,7

Ücretler:

Yazılım Mühendisi: $78,099/yıl

Sistem Mühendisi: $90,602/yıl

Yazılım Mühendisi II: $86,064/yıl

Website:www.northropgrumman.com

Genel merkezi: Falls Church, VIRGINIA

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1939

Tipi: Halka açık şirket (NOC)

Sektör: Havacılık ve Uzay Sanayii ve Savunma

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

 Çalışan yorumları:

Artıları

Büyük şirket, işleri ve iş alanlarını defalarca değiştirme olanağı sağlar ve asla şirketten ayrılmak zorunda kalmazsınız. İş-yaşam dengesini teşvik eder, bilgi artışına ve paylaşımına çok önem verir, mükemmel yan faydalar sağlar.

Eksileri

Büyük şirket oluşu, bireysel katkılara değer verilmemesine, personel sorunlarını çözme yeteneğinin bulunmamasına ve sorunlu kişilerin zamanında uzaklaştırılmamasına veya düzeltilmemesine yol açmaktadır.
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

Raytheon

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,6

Ücretler:

Yazılım Mühendisi II: $81,475/yıl

Kıdemli Yazılım Mühendisi II: $114,865/yıl

Sistem Mühendisi II: $83,062/yıl

İnternet sitesi: www.raytheon.com

Genel merkezi: Waltham, MASSACHUSETTS

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1922

Tipi: Halka açık şirket (RTN)

Sektör: Havacılık ve Uzay Sanayii ve Savunma

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

 Çalışan yorumları:

Artıları

Büyüleyici iş ortamı ve insanlar harika!

Eksileri

Kararlar ve ilerleme temposu yavaş olabiliyor. (sektörün ortak sorunu)
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

Oracle

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,4

Ücretler:

Yazılım Mühendisi: $117,941/yıl

Programcı Analist: $74,900/yıl

Yazılım Mühendisi III: $117,211/yıl

İnternet sitesi: www.oracle.com

Genel merkezi: Redwood City, CALIFORNIA

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1977

Tipi: Halka açık şirket (ORCL)

Sektör: Kurumsal Yazılım ve Ağ Çözümleri

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

 Çalışan yorumları:

Artıları

Zeki insanlar
Maaş ve İmkanlar Harika
Müthiş Yan Faydalar
Sürekli Gelişen Teknoloji
Rekabetçi

Eksileri

Gerçekten bir eksi değil, ama etkileyici. Buraya ense yapmak için gelmiyorsunuz. Zaman sizin düşmanınız. Bu bir yarış ve her zaman başa güreşmeye hazır olun.
----------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

Qualcomm

Glassdoor derecelendirmesi: 5 üzerinden 3,8

Ücretler:

Yazılım Mühendisi: $101,503/yıl

Kıdemli Yazılım Mühendisi: $113,563/yıl

Kıdemli Donanım Mühendisi: $127,483/yıl

İnternet sitesi: www.qualcomm.com

Genel merkezi: San Diego, CALIFORNIA

Büyüklüğü: 10000+ çalışan

Kuruluş yılı: 1985

Tipi: Halka açık şirket (QCOM)

Sektör: Bilgisayar Donanımı ve Yazılımı

Gelir: $10+ milyar dolar (USD) / yıl

Rakipleri: Intel Corporation, MediaTek, Broadcom

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir SON DAKİKA Haberi!

“Savunmada 121 milyar dolarlık dev birleşme!

“United Technologies’in havacılık ve uzay sanayisi bölümü Raytheon ile birleşti!

ABD’nin başlıca havacılık ve savunma sanayisi şirketlerinden United Technologies, havacılık ve uzay sanayisi bölümünün Raytheon ile birleşmesini kabul etti. Savunma sanayisinin bugüne kadarki en büyük birleşmesi sonucu 121 milyar dolar büyüklükte bir şirket ortaya çıkacak. United Technologies ticari uçak üreticilerine elektronik ve iletişim ekipmanı üretirken, Raytheon temel olarak ABD devletine savaş uçağı ve füze üretiyor.

Yeni şirket sivil havacılıktan askeri havacılık ve silah üretimine kadar geniş bir yelpazede faaliyet göstererek sektörün rekabet yapısını değiştirecek.

Birleşme sonucu oluşacak şirkete Raytheon Technologies Corporation adı verilecek ve United Technologies hissedarları şirketin %57’sine sahip olacak. İki şirketin müşterileri ortak olmasına rağmen faaliyet alanları birbirleriyle kesişmiyor. Anlaşmanın 2020 yılının ilk yarısında tamamlanması bekleniyor.”

Şimdilik hoşça kalın.

Perşembe, 02 May 2019 22:58

Geleceğin Forklifti...

Teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki, kısa süre önce “yok canım, bu kadar da olmaz, bu mümkün değil” dediğimiz birçok şeyin bugün artık gerçek olduğunu görüp şaşırıyoruz.

Teknoloji her sektörde geleceğe imzasını atıyor.

Bunlardan biri de, “Material Handling” sektörü.

Öyle ürünler ve teknolojiler geliştiriliyor, öyle inanılmaz yenilikler yaşama geçiriliyor ki,  gerçekten şaşıp kalıyoruz.

Makinalar artık yıllar önce bildiğimiz makinalar değil, büyük çoğunluğu yerlerini akıllı makinalara terk etmiş. Üstelik bu makinalar ortamdaki diğer makinalarla, üretim sistemleri ile ve depo yönetim sistemiyle iletişim kuruyor.

Forklift operatörlerinin de işi bir taraftan kolaylaşıyor, bir taraftan da “robotik sistemler işimizi elimizden alacak mı” endişesi yaşıyorlar.

Aşağıda, Material Handling sektöründe son yıllarda geliştirilen bazı mekanizmalar, sistemler, teknolojilere değinilmiştir. Ancak, bilinmesi gereken gerçek, bunların henüz bir başlangıç olduğu ve gelişmelerin çok hızlı yaşanmakta olduğudur.

----------------------------------------------------------------------------

Geleceğin forkliftini inşa etmek...

Forkliftlerin eskiden güçlü, kuvvetli olması beklenir ve aranırdı.

Geleceğin forkliftinde ise akıllı olması, otomasyona elverişlilik ve yazılım üstünlüğü ön planda olacak.

Ve göreceksiniz, gelecek, zannettiğinizden de yakın.

http://mmh.com/images/MMH1508_F_CvSty_TruckofFuture.jpg

Bir ünlü reklamda şöyle bir sahne vardı: "Bir şeyleri kaldırırım ve sonra indiririm."

Bunu, kaldırdığı oldukça ağır bir levyeyi ustalıkla bir aracın ön camına neredeyse değecek kadar yaklaştırıp geri çeken, güçlü kaslara sahip bir halterci söylemişti.  

Forklift filonuz için de aynı şekilde düşünebilirsiniz:  hepsi kaslı, güçlü kuvvetli, ama beyinleri yok.

Onlar da bir şeyleri alıyor, kaldırıyor, indiriyor ve bırakıyorlar.

Daha basit ne olabilir, değil mi?

Haydi, bir defa daha düşünelim. Günümüzün forkliftleri - ve tasarım planlarındaki forklift teknolojisi - basit mi, hiç de değil. Elbette, forkliftler yine bir şeyleri alıp kaldırıyor ve sonra indiriyorlar, ama aynı zamanda, operatörün performansını takip ederek ve mekanik ve güç sistemlerini izleyerek bu indirip kaldırmalar hakkında çeşitli bilgiler de topluyorlar. Ve onlar artık öyle rastgele hareket eden makinalar değiller;  forkliftler artık diğer depo ve üretim sistemleriyle gerçek zamanlı olarak iletişim kurabiliyorlar.

ITA (Endüstriyel Forklift Birliği) başkanı, kendisiyle yapılan bir röportajda bunu şöyle açıklamıştı "forkliftler giderek başka sistemlerle daha bağlantılı, hatta onlarla entegre çalışan bir duruma geliyor, ve bizler de artık pazarda giderek daha fazla otomasyon ve entegre çözümler görmeyi bekliyoruz."

Geleceğin forkliftinin neye benzeyeceği hakkında bir fikir edinmek için, dört forklift tedarikçisi, bir akü üreticisi, bir akü şarj cihazı üreticisi, bir ataşman üreticisi ve bir de filo yönetimi çözümleri sağlayıcısı dahil olmak üzere sektörün sekiz oyuncusu ile görüşülmüş.  Hepsine basit bir soru sorulmuş:  "Önümüzdeki bir ila beş yıl için öncelikleriniz nelerdir - ürününüzü geleceğe taşımak için üzerinde çalıştığınız proje nedir?" İşte öğrenilenler.
 
Forklift tedarikçisi-1: Telemetri, vizyon ve GPS
Genişleyen dijital ağlar, akıllı bağlantılı cihazlar ve entegre sistemler çağında, işletmeler kararlara yön vermek için veri odaklı zekaya yöneliyorlar. Şirket şöyle açıklıyor durumu: Bu konuda fikriniz yok ve bir şey bilmiyorsanız, sorunu gideremezsiniz. Filo yönetimi için bilgi giderek önem kazandığından, verimliliği arttırmak ve müşterinin kar hanesini yükseltmek için telemetri verilerinin elde edilebilmesi ve kullanılabilirliği kritik önem taşıyor.

Bu, kablosuz varlık yönetim sistemi gibi operasyonel verileri toplayan ve ileten telemetri programlarında zaten görülüyor. Birçok tesis henüz filo verilerini en yüksek potansiyeline kadar kullanmamış olsa da, telemetri teknolojisindeki gelişmeler gelecek için öncelikler arasında.

Telematik, daha görünür ve ölçülebilir bir operasyon anlayışı oluşturma potansiyeli sunuyor. Ekipman filolarına uygulandığında, bu veriler müşterinin toplam operasyon maliyetini azaltmak için düşük maliyetler ve rekabetçi avantajlar elde etmesine yardımcı olabilir. Boşta geçen verimsiz zaman, güvenlik prosedürleri ve etkileri de dahil olmak üzere çeşitli ölçümleri izleyerek, telemetri sisteminin kullanılması, operasyonların maliyetlerinin yönetilmesine, varlıkların korunmasına ve verimliliğin optimize edilmesine yardımcı olabilir.

Firma, aynı zamanda uydu tabanlı bir global konumlandırma sistemi (GPS) özelliğini vizyon sistemine eklemeyi planlıyor. Bu özellik, müşterilerin, forkliftlerinin ne yapmakta olduklarını, nerede olduklarını ve meydana gelen arızaları bilmelerini sağlayacak. Bu, müşterilerin yüksek riskli çarpışma alanları ve rota verimsizliği hakkında bilgi edinmelerini ve bilinçli, duyarlı yönetim kararları alınmasını sağlayarak önlem almayı mümkün kılan gerçek zamanlı veriler sunmalarını sağlayacak.

Ataşman üreticisi: Akıllı ataşmanlar
Otomasyon, forkliftin kendisi ile sınırlı kalmamakta, onun da ötesine yayılmaktadır. Bazı ataşman üreticileri de, ürünlerine forkliftin yeteneklerini daha da artıran zeka özellikleri ekliyor. Bu, eş zamanlı olarak ürün hasarını azaltarak operasyonları daha akıllı, daha güvenli hale getiriyor ve üretkenliği arttırıyor.

Önemli olan, kararın operatör tarafından verilmesini en aza indirirken forklift ve ataşman sistemlerinin daha üretken olmasını, daha fazla iş yapmasını sağlamak. Bunun da anlamı, giderek daha fazla otomasyon.

O noktaya ulaşmak için, şirketin Ar-Ge çalışmaları, örneğin ataşman sıkma kuvveti gereklilikleri ve yük yapılandırmaları gibi, elleçlenen ürünler hakkında daha fazla bilgi toplamak ve ardından bu bilgileri forklifte iletmek için ataşmanın neler yapabileceği üzerine odaklanıyor. Geçmişte bazı engellerin mevcut olduğu, ataşman ile forklift arasındaki uyuşumu, uyum ilişkisini iyileştirmek için çalışıyoruz, diyorlar. Bu çabalar, gelecekte gerçek bir akıllı ataşman elde etmenin anahtarı olacak gibi görünüyor.

Uygulamada, bir operatör bir yüke yaklaşırken, ataşman ürünün özelliklerini otomatik olarak belirlemek ve buna göre yükü ürüne zarar vermeden güvenli bir şekilde taşımak için sıkma kuvvetini ayarlama yeteneğine sahip olacak. Şirket: Bugün tam otomatik olmayan, ancak operatörün ürünü görsel olarak tanımlamasını ve sıkma kuvvetini iki veya üç ekran dokunuşu ile ayarlamasını kolaylaştıran ve sezgisel hale getiren Touch Force Control (TFC) teknolojisine sahibiz, diyor. Böyle böyle, nihai hedef, ekipmanın giderek bütün işi otomatik olarak yapması.
 
Forklift tedarikçisi-2, depo ürünleri grubu: Ürün toplama verimliliğini arttırmak
Toplama işlemlerini iyileştirmenin yollarını düşünürken, gündemimizde olan her zaman forklift değil, ancak dolu palet ve kasa toplama operasyonlarında stok kalemlerinin (SKU) sayıca patlamasıyla, sipariş seçme-toplama üniteleri her zamankinden daha fazla sipariş toplama yerlerini ziyaret etmek zorunda, diyorlar.

Eskiden, bir sipariş seçme-toplama ünitesi dolu paletleri toplar ve onları sevkiyat için toplu halde istiflerdi. Şimdi, yalnızca şişelenmiş su için ziyaret edilmesi gereken 140'tan fazla SKU olduğu görülüyor. Operatörün tüm bu yerlere mümkün olduğunca etkin ve verimli bir şekilde ulaşması gerekiyor.

Beş yıl önce, bu firma, daha önce operatör tarafından yapılan işlemleri, hatta koltuğunda oturan bir operatörle bile, yarı otomatik hale getiren Depo Navigasyonu sistemini tanıtmıştı. Örneğin, bir depo yönetim sistemi (WMS) forklifte toplama veya boşaltma için bir sipariş gönderdiğinde, gidilmesi gereken en iyi rotayı (güzergahı) araç üstü navigasyon sistemi belirliyor.

Operatör, forklifti ile çok dar koridor (VNA) raf sistemine girdiğinde, forkliftin doğru paleti doğru yerden alma görevini navigasyon sistemi üstleniyor. Sürücü, paleti almak için toplama konumunu veya onun raftaki yüksekliğini araştırmak zorunda değil. Ama, bir ayarlama yapılmasının gerekmesi durumunda, biliniyor ki, sürücü uzakta değil, hala orada. Sistem geribildirim yapıyor ve bilgileri raporlama ve analiz için WMS'ye geri gönderiyor. Bu gibi yarı otomatik çözümlerden elde edilebilecek faydaların daha fazla insan farkına vardıkça, onların daha fazla fayda elde etmek için gelecekte tam otomasyon arayışında olacakları düşünülüyor.

Akü üreticisi: Telematik akü
Son beş yılda sektördeki en çarpıcı öykülerden biri, elektrikli forklift pazarının büyümesi olmuştu. Sonuç olarak, bir vardiya boyunca gerekli gücü sağlayan akü, bir forklift üzerindeki en önemli bileşen haline geldi..

Seçilecek forklift için gerekli özellikleri belirlerken, görülecek ki, operasyonlar üzerinde en fazla etkiye sahip olan şey, güç paketinin verimliliği. Firmanın önceliği, şu anda çoğu forkliftlerde kullanılmakta olan akü sistemlerinin ömrünü uzatan akü yönetim araçlarını geliştirmek için lityum iyon ve yakıt hücreleri gibi yeni teknolojilerle paralel çalışmak olmuş.

Şirket, akülerin durumunu ölçmek, izlemek ve raporlamak için filo yönetiminde kullanılan aynı telematiği uygulamakta. Bir akünün düşük performans göstermesi nedeniyle değiştirilmesi veya bir şeylerin yanlış gittiği görüldüğünden test edilmesi gereken bir durum olup olmadığını anlamak için, akünün yapması gereken işe nasıl tepki verdiğine bakılabilir. Telematik çözümleri ayrıca, müşterilerin kendi akülerinin ömrünü uzatmak için aküyü şarj etme, değiştirme ve su ekleme işlemlerini optimize etmelerini sağlayan geri bildirim de sağlayacak.

Yakın gelecekte, akülerden toplanan veriler, karlılığı ve performansı etkileyen çok özel Temel Performans Göstergeleriyle (KPI) gösterge panosu raporlaması için analiz edildiği bulut tabanlı bir portala aktarılacak. Denilebilir ki, bir performans KPI değeri, akü ömrünü ve gidişatın nasıl olduğunu gösterebilir. Daha detayına girmek istenirse, kullanıcının aküleri nasıl boşalttığı veya su eklediği gibi, kök nedenler için diğer başka ayrıntılara da inilebilir. Sonuçta, bu bilgiler, birden fazla tesis genelinde verimliliği izlemek ve akü performansını iyileştirmek için bir eylem planı ve kriterler oluşturmak için kullanılabilir.

Forklift tedarikçisi-3: Otomatik karar verme
Dağıtım merkezleri, doğası gereği karmakarışık, düzensiz, kaotik yerlerdir. Ürün, alım istasyonundan sevk istasyonuna taşınırken - tümüyle öngörülebilir olmayan - durmayan, sürekli bir dizi hareketler vardır. Bu hareketler daha karmaşık hale geldikçe, geleneksel manuel malzeme elleçleme işlemlerinden oldukça yüksek oranda otomatikleşmiş sistemlere kadar sürekli gelişim gösteren bir elleçleme sistemleri süreci oluşturulmaktadır.

Kaos ortamına düzen getirilmesine yardımcı olmak için, forkliftin diğer sistemlere entegre çalışması konusunda giderek daha fazla talep ortaya çıkıyor. Şirket, “Tüm yapmaya çalıştığımız şey, forklifti daha verimli hale getirmek ve üretkenliği artırmak. Ama, siz depoyu baştan aşağıya dağıtıp tamamen otomatik hale getirmeden önce, bunun bir sınırı olduğunu da bilmelisiniz.” diyor

Şirketin telematik sunumu olan InfoLink, uyumluluk, etkiler ve verimlilik ile filonun performansı da dahil olmak üzere operatörün forklifti ile ne yaptığını izlemek için araçlar sunuyor. Bu, yöneticilerin operasyonları ve filolarını optimize etmek için daha iyi kararlar vermelerini sağlıyor.

Bir sonraki yinelemede, bu sistemler, operatörlere de, bir gözetmenin müdahale etmesine gerek bırakmadan kendi davranışlarını değiştirebilmeleri için çeşitli bilgiler, örneğin aşırı hız veya olumsuz etkiler, şoklar için göstergeler de sunacak.

Benzer şekilde, Şirket, sipariş seçme-toplama ünitesinin bir toplama bölgesinde yukarı ve aşağı gidip gelirken bir akülü transpaleti uzaktan çalıştırmasını sağlayan özel bir eldiven gibi yarı otomatik çözümler geliştirmiş. Tam otomasyona geçilecekse, bir deponun baştan aşağıya yeniden tasarlanmasının gerekli olduğu bilinmelidir. Ancak, çabalarına rağmen daha hala tam otomasyona geçiş yapamayan depoların mevcut olduğu da biliniyor. Şirket, görevini; tam otomasyona geçmeden önce işi forkliftle mümkün olduğu kadar sürdürebilmeyi sağlayan QuickPick gibi çözümler üretmek, olarak açıklıyor.

Akü şarj cihazı üreticisi: Akıllı şarj
Geçmişte akü şarj cihazı beyinsiz, aptal bir üründü. Temel olarak, tek bir işlevi vardı:  Elektrik şebekesinden aküye tek yönlü bir enerji akışı sağlamak. Bilindiği gibi, bazı bilgisayar iş istasyonlarına aptal terminaller deniliyor ki, burada kullanılan aptal ifadesi bir hakaret anlamında kullanılmıyor. Akıllı forklift bağlamında bu, öylesine sıradan bir bağlantı olarak düşünülebilir.

Yeni nesil şarj cihazları, şarj ettikleri forkliftler kadar zekidir. Şirket; Bir şarj cihazı üreticisi olarak, gelişmekte olan zekâ grafiğine filo yönetiminin bir bileşeni olarak nasıl uyum sağlamaktayız, ona bakıyoruz, diyor. Ve ilave ediyor: Her gün sadece kaliteli bir şarj sunmakla bitmiyor görevimiz, aynı zamanda günlük şarj sorunlarını da yakalayıp izlememiz gerekiyor, böylece bir kullanıcının şarj işlemleri geçmişinden bir şeyler öğrenmesini sağlayabiliyoruz.

Şirketin ürettiği şarj cihazları bugün depolama ve iletişim yeteneklerine sahip bağlantılı, entegre edilebilir cihazlar. Ardından analitik yetenekler geldiğini ifade ediyorlar. Zamanla filo yöneticilerine öngörücü bakım konusunda yardımcı olacak analizler sağlayabileceğimizi düşünüyoruz, diyorlar. Örneğin, günlük şarjlara bakıldığında, gereken voltaja yükselmeyen volt seviyeleri tespit edilebiliyorsa, akü paketi içindeki hangi akü hücresinde bir sorun olabileceği tespit edilebiliyor.

Ve, bir depo yönetim sisteminden aldığı bilgilere göre otomatik ayarlamalar yapabilen forklift gibi, bir şarj cihazı da zaman içinde biriktirdiği bilgiye dayanarak kontrollü bir şarj gerçekleştirebiliyor. Şirket, bu yıl, bulut üzerinden iki yönlü bilgi akışı olan bir prototipi devreye sokuyor. Devreye sokulan bu şarj cihazlarından aldıkları bilgileri analiz edecekler ve ardından şarj cihazına yapılacak değişiklikler hakkında önerilerde bulunacaklar. Başlangıçta, analiz ve öneriler insanlar tarafından yapılacak. Ancak zamanla, süreci otomatikleştirmek için algoritmalar geliştirilmesi bekleniyor.

Forklift tedarikçisi-4: Güvenlik ve verimlilik
Firma elektrikli ürün planlama ve ürün destek müdürüne göre, forklift müşterileri gerçek sahip olma maliyetini anlamak için satın alma fiyatının ötesine bakıyorlar. Ayrıca satın almak için ödedikleri paranın karşılık değerini görmek istiyorlar. Bu, güvenlik özelliklerine, çevresel performansa, enerji verimliliğine, verimlilik seviyelerine, atıl (devre dışı) kalma sürelerine, bakım maliyetlerine ve daha fazlasına bakmak anlamına geliyor.

Araştırma ve tasarım sürecinde güvenliğin Şirket için birinci öncelikli olduğunu söylüyorlar. Operatörün konforu üretkenlikte büyük bir rol oynadığından, ergonomiye ağırlık vermeye devam edilecek, diyorlar. Çalışanların mutluluğu ve şirketin kar hanesi için önemli olan bu konu, forkliftlerde güvenlik özelliklerinin ve düşük işletme maliyetlerinin göz önünde bulundurulması sonucunu doğuracak.

Güç konusu da gözardı edilmiyor. Şirket, bu yıl bir dizi yeni elektrikli forkliftler, akülü transpaletler ve yaya kumandalı istif makinaları tanıttı ve lityum ve yakıt hücresi aküleri gibi yeni güç teknolojilerini araştırmaya devam ediyor. Ayrıca, üretkenliği ve karlılığı artırmak ve forklift filosu sahipleri için önemli güvenlik ve operasyonel faydalar yaratmak için T-Matics çözümünü başlattı.

Güvenli oluşu, kalitesi ve üretim sistemleriyle tanınıyor şirket, diyorlar. Ayrıca ileri görüşlü ve müşteri odaklı olduklarını ifade ediyorlar. Şirketimiz için müşterilerinin beklentilerini aşmak son derece önemli, diyorlar. Ve ekliyorlar: Müşterilerimiz başarılı olduğunda, biz de başarılıyız demektir.

Filo yönetimi çözümleri sağlayıcısı: Bulut tabanlı hesap verebilirlik
Firma başkanı, sürücü sorumluluğunun filo yönetim sistemlerinin yıllardır önemli bir bileşeni olduğunu söylüyor. Eski günlerde, herkes bir forkliftin koltuğuna atlayabilir ve onu sürebilirdi, diye hatırlıyor. İlk sistemlerini tanıttıkları 20 yıl öncesinden bugüne kadar, yalnızca eğitimli ve yetkili operatörlerin ekipmana erişimini ve onu kullanabilmesini sağladıklarını ifade ediyorlar. Yıllar içinde, bu sistemin ürün hasarı ve son kullanıcı deneyimlerinin miktarında büyük bir fark yarattığını belirtiyorlar.

Çok yakın geçmişte, Şirket, 36 saate kadar sürekli video kaydı yapan ve aşırı hız, forkliftin çalışmasının durdurulması veya darbe, çarpma gibi bir olayla tetiklenebilen çözümüne Wi-Fi kamera teknolojisini de eklemiş. Bir sürücü çarpma gibi bir duruma yol açtığında, sistem olaydan 20 saniye öncesinden 20 saniye sonrasına kayıt yapıyor ve neler olup bittiğini inceleyebilecek bir denetmene e-postayla gönderiyor. Ayrıca, bir operatörün, örneğin yüklenmekte olan ürünün durumu veya yeni gelen ve hasar görmüş bir yükün durumu gibi bir olayın görüntülerini kaydetmesine olanak tanıyor.

Filo yönetiminin evrimindeki bir sonraki adım, iç mekan GPS teknolojisini, kullanıcının bir binanın içindeki forkliftin hareketini gerçek zamanlı olarak takip etmesini ve 1,5 metreye kadar hassasiyetle konumunu izlemesini sağlayacak olan bulut tabanlı bir Wi-Fi teknolojisine entegre etmek olacak.

Sistem Wi-Fi kamera teknolojisi üzerine inşa edilecek. Son kullanıcı, bir operatörün bir yükü ne zaman aldığını ve yükün nerede bırakıldığını, bunların tümünü gerçek zamanlı olarak görebilecek. Ve… GPS teknolojisi sayesinde, yönetici, operatörlerin en verimli rotaları takip edip etmediklerini görmek için "operasyon sonrası analizleri" yapabilecek. Bu tür bir analizin de verimlilikte artışa yol açabileceğine şüphe yok.

Salı, 05 Mart 2019 21:43

“ÖNEM başka, ÖNCELİK başka”

Üniversite yıllarımdaki Rektörüm

300 yıl erken doğan Son Centilmen, Son Şövalye, Cumhuriyet Beyefendisi

Sn.Prof.Dr.Erdal İNÖNÜ anısına

(06.06.1926–31.10.2007)

 

Kısa Biyografisi:

6 Haziran 1926 tarihinde Ankara’da doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Ankara’da yaptı. 1947 yılında Ankara Fen Fakültesi’nden Fizik Lisansı diploması aldıktan sonra ABD’ye gitti. California Teknoloji Enstitüsü’nde Lisans Üstü öğrenimi yaptı, Yüksek Lisans ve Doktora derecelerini aldı. Teorik Fizik alanında araştırmalar yaptı. Yurda dönünce Ankara Üniversitesi’nde Fizik Asistanı olarak göreve başladı. Askerlik görevini yaptıktan sonra üniversite Doçentlik sınavını verdi. 1957-60 arasında tekrar ABD’ye giderek “Atom Enerjisinden Yararlanma” Programı içerisinde çeşitli üniversite ve araştırma enstitülerinde araştırmalar yaptı. 1964-74 arasında ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi)’de Fizik Profesörü olarak çalıştı. Öğretim üyeliği yanı sıra araştırma ve yönetim görevleri de yaptı. Teorik Fizik Bölümü Başkanlığı, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, Üniversite Rektörlüğü yaptı. 1974’de İstanbul Boğaziçi Üniversitesi’ne geçti. 1974-83 arasında fizik profesörlüğü yanı sıra Temel Bilimler Fakültesi Dekanı olarak da çalıştı. Türk Fizik Derneği Başkanlığı yaptı. Balkan Fizik Birliği’nin kuruluşunda yer aldı. TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu) kuruluşuna katkıda bulundu ve Temel Araştırmalar Enstitüsü’nde kurucu müdürlük görevini yürüttü. Aynı zamanda NATO Fen Komitesi’nde çalıştı ve UNESCO Yürütme Kurulu’nda görev aldı. 1983-95 yılları arasında çevre baskısına direnemeyerek siyaset sahnesinde Parti Genel Başkanlığı, Başbakan Yardımcılığı, Devlet Bakanlığı, TBMM Dışişleri Komisyon Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde bulundu. 2001’de siyasetten tamamen ayrılarak sevdiği bilim alanına döndü. 1953’te ünlü fizikçi Wigner ile birlikte yaptığı “İnönü-Wigner Grup Kontraksiyonu” çalışması ile, Nobel’den sonra verilen en önemli ödül kabul edilen Wigner Madalyası’nı 2004 yılında aldı.

Kitaplığımda yer alan yapıtları:

Anılar ve Düşünceler-I (1995),

Anılar ve Düşünceler-II (1998),

Anılar ve Düşünceler-III (2001),

Kurultay Konuşmaları (1998),

Fikirler ve Eylemler (1999),

Üçyüz Yıllık Gecikme (2002)

Aşağıdaki yazı Sn.İnönü’nün ilk kitabı “ANILAR VE DÜŞÜNCELER-I”in “ÖNEM BAŞKA, ÖNCELİK BAŞKA” başlıklı 17.Bölümünden kısmen kısaltılarak alınmıştır. Bir topluluğun gündeminde yer alan çeşitli projelerden hangilerini hangi sırayla ele almaları gerektiğine yol gösterebilecek bir çözüm yaklaşımı. Ki, ben uzun yıllardır buna benzer bir yöntemi günlük işlerimin öncelik sıralamasında dahi kullanıyorum, örneği yazı sonunda.

Erdal İnönü anlatıyor:

Paris’te UNESCO Yürütme Kurulu’nun bir toplantısındayız. Genel direktörlüğün hazırlamış olduğu yıllık faaliyet programını görüşüyoruz. Kırk beş üyenin her biri söz alıp bu programdaki projelerin hangilerini öncelikle desteklediklerini, hangilerini pek yararlı bulmadıklarını söylüyorlar. Bütün dünyayı kapsayan yıllık programda UNESCO’nun ilgi alanları olan Eğitim, Bilim, Kültür ve İletişim konularında pek çok irili ufaklı proje var. Bu projelerin öncelik sıralaması üzerinde görüş birliği sağlamak olanaksız. Gelişmiş ülkelerin tercihleri farklı, az gelişmişlerinkiler farklı. Sıralamayı nasıl, hangi ölçülere göre yapmalı?.. Söz sırası bana gelince genel değerlendirmenin nasıl yapılabileceği konusunda şöyle bir konuşma yaptım:

“Genel Direktör, üye ülkelerle yaptığı sürekli temaslar sonucunda bize bütün dünyayı kapsayan büyük bir faaliyet programı getirmiştir. Buradaki projelerin hepsi değerlidir. Hepsi insanların önemli ihtiyaçlarına yöneliktir. Ama hepsini önerildiği şekilde gerçekleştirmeye paramız yetmeyecektir. Bir öncelik sıralaması yapmak zorundayız. Bunu nasıl yapacağız. Projelerin göreceli önceliklerine nasıl karar vereceğiz?”

“Bu konuda aklıma gelen bir yöntemi, fiziksel bilimlerde kullanılan yöntemlerden esinlenerek, dikkatinize sunmak istiyorum. Sonuçlarından insanların yararlanacağı bir projenin önemini sayısal olarak nasıl ölçebiliriz? İnsanlar arasında ırk, cinsiyet, servet ya da yaşadıkları bölge farklılıklarına göre ayrım yapamayacağımıza göre bu projenin önemini ilk olarak belirleyecek ölçek; projeden yararlanacak insanların sayısı olabilir. Sonuçlarından on kişinin yararlanacağı bir proje, bir kişinin yararlanacağı bir projeden elbet daha önemlidir. O halde proje başarı ile tamamlandığında, sonuçlarından yararlanacak insan sayısını o projenin ‘a-priori’ önemi diye tanımlayabiliriz.”

“Önceliklerin belirlenmesinde ilk olarak ele alınacak ölçek kuşkusuz bu ‘a-priori’ önemdir. Ama bu, ilk yaklaşıklıkta da yetmez. Çünkü öncelikleri belirlemekten maksat, hangi projelere yardım etmenin daha faydalı olacağını önceden tahmin ederek bu faydaları elde edebilmektir. ‘A-priori’ önem ölçeği, gerçekleşmiş projeler arasında bir sıralama getirecektir. Ama bunun için önce projelerin gerçekleşmiş olması gereklidir. Her projenin gerçekleşme şansı, olasılığı ise farklıdır. Öyleyse, her proje için bir de, sonuçlarının alınacağı noktaya kadar gerçekleşme olasılığı diye bir sayı belirlemeliyiz. İlk yaklaşıklıkta projenin önceliğini verecek sayı, projenin ‘a-priori’ önemi ile gerçekleşme olasılığının çarpımları olarak tanımlanabilir. Gerçekleşme olasılığını belirlemek elbet zor olacaktır. Ama olanaksız değildir. Nasıl her proje için bir olabilirlik (fizibilite) raporu hazırlanıyorsa, aynı yöntemlerle bir gerçekleşme olasılığı tahmin edilebilir.”

“Basit bir örnek vereyim: Birisi gelse ve bize ölüme çare bulacağını iddia ettiği bir proje getirse, bu projenin önceliği ne olacak? Projenin en büyük ‘a-priori’ önemi taşıyacağı açık. Çünkü ölüme çare bulunması, bugün yaşayan her insanı ilgilendirir. Ama öte yandan bu projenin gerçekleşme olasılığı nedir?... Ölümün çaresi olmadığına göre, sıfır. Sıfırla bütün insanların sayısını çarparsanız, sonuç gene sıfır olur. Demek ki projeye hiçbir öncelik verilemez.”

“Genel Direktörlüğün getirdiği projeleri bu objektif ölçekle değerlendirip bir öncelikler sırası kurabiliriz. Örneğin; birden fazla ülkeyi ilgilendiren uluslar arası projeler, daha çok kişi yararlanacağı için, eğer gerçekleşme olasılıkları aynı ise, ulusal projelerin önüne geçerler. Barış gibi önemli bir konuda toplanacak bir konferans, konusu itibariyle çok kimseyi ilgilendirir ve yüksek ‘a-priori’ önem taşır. Ama konferansın yapılması, sadece propagandaya yönelik olacak, savaş nenlerini ortadan kaldıracak somut sonuçlar vermeyecekse; projenin gerçekleşme olasılığı çok düşük olur ve konferansın önceliği de somut projelerin gerisine düşer.”

“Sözlerimi, proje kümelerinin bu esaslara göre nasıl bir öncelik sırası aldıklarını belirterek bitirdim. Konuşmamda önerdiğim bu yaklaşım, bloklar arasındaki propaganda mücadelesinin dışında kalan objektif bir ölçek getirdiği için epey ilgi uyandırdı.”

“Çeşitli kalkınma projeleri arasında olabildiği kadar objektif bir öncelik sıralaması nasıl yapılabilir, sorusuna iyi bir yanıtı, bu yaklaşımı biraz daha olgunlaştırarak verebileceğimize inanıyorum. Yukarıda anlattığım ve ‘ilk yaklaşıklık’ denilebilecek yaklaşıma, projelerin gerçekleştirilmesi için gerekli zaman etkeni ile gerçekleşen bir projenin aynı doğrultuda başka hangi projelere yol açacağını gösterecek çoğaltma etkenini de bir şekilde ekleyerek, öncelik sırasını dört etkenli bir formülle (‘a-priori’ önem, gerçekleşme olasılığı, gerçekleşme zamanı, çoğaltma etkisi) ifade etmek oldukça gerçekçi sonuçlar verecektir, diye düşünüyorum.”

“Özetle; bir projenin önceliğini, en basit şekilde, “projenin önemi ile gerçekleşme olasılığının çarpımı” olarak belirlemek, pratikte çok faydalı sonuçlar verecektir. Öncelik sırasının (‘a-priori’ önem) çarpı (gerçekleşme olasılığı) şeklinde tanımı üzerinde genel bir görüş birliğine varılırsa, önemli bir zaman ve enerji kaybından kurtulunacaktır. Yanlış öncelikler üzerinde ısrar etmek hem ilgiyi dağıtıyor, hem de gereksiz hayal kırıklıklarına yol açıyor. Bir projenin önemi ile önceliğinin farklı şeyler olduğuna dikkat edilse, gereksiz suçlamalar kendiliğinden ortadan kalkar ve boş yere enerji sarf edilmemiş olur. Olayların öncelik sırasını tamamen bir tarafa bırakarak onları sadece görünüşteki önemleri açısından ele almak, sonuçta, sayısız sorunlarla dolu olan ama hiçbirinin çözülmediği ve yakın gelecekte de çözülme umudunun bulunmadığı bir kaos’a sürükler toplumu. Önemle öncelik birbirine karıştırılırsa, öncelikler bir tarafa bırakılıp her önümüze çıkan sorunla uğraşılmaya kalkılırsa sonuç kaos’tur. Her kademedeki yöneticiler ve yorumcular bir an önce öncelik tanımı üzerinde anlaşmalı ve kargaşa ve yersiz tartışmalardan kurtulmalıdırlar.”

ERDAL İNÖNÜ ESPRİLERİNDEN BİR DEMET

              Bilim adamlığı yanında renkli siyasi kimliği ile de hatırlanacak olan Erdal İnönü, ince espri anlayışıyla da çevresindekileri kahkahalara boğan bir kişiydi. İşte İnönü'nün tebessümle okuyacağınız esprilerinden bazıları:

GÖREMEZSİNİZ TABİİ!

Kendisini sinema çıkışında yakalayan bir gazeteci sorar:
- Sayın inönü, sizi bu sıralar sinema salonlarında göremiyoruz pek?
- Tabii göremezsiniz sinema salonları karanlık oluyor.

ÖLÜRÜM YOLUNA

Seçmenlerden biri seçim otobüsünün önüne atılır ve Erdal Bey'e hitaben "Ölürüm yoluna" diye haykırır.
Erdal Bey cevap verir: “Dur, ölme. Bir oy bir oydur.”

O BENİM İŞTE!

Erdal Bey bir gün İstanbul'da taksiye binmiş. Şoför:
"Sen ne kadar Erdal İnönü'ye benziyorsun" demiş.
"O, benim" diye cevap vermiş Erdal Bey...
Şaşırmış taksi şoförü...
"Yahu" demiş, "...birisi daha var. Harbiye'nin oralarda dolaşıyor. O da aynı Erdal İnönü".
Bunun üzerine Erdal Bey, espriyi patlatmış:
"O da benim....!"

BİRBİRİMİZİ YİYECEĞİZ

SHP genel başkanlığı döneminde diğer sol parti liderleri ve bürokratlarla bir restorana gider. Garsonun "Birşey almak ister misiniz, efendim" sorusu üzerine

"Teşekkürler biz birbirimizi yiyeceğiz" yanıtını verir.

FİLM İYİ Kİ BİTTİ


SHP Genel Başkanıyken Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Paris'e gitmişti. Beraberinde SHP Genel Sekreter Yardımcısı İstemihan Talay da vardı. Toplantıdan sonra Champs Elysees bulvarındaki bir sinemaya gittiler. Filmin öyküsü, iki mafya ailesi arasındaki çatışmaydı. İki saat boyunca beyaz perdede silahlar konuştu. İnönü film bittikten sonra koltuğundan kalktı. İstemihan Talay, "Filmi nasıl buldunuz?' diye sordu.
İnönü cevapladı:
- Çok beğendim ama iyi ki bitti. Yoksa çok daha fazla adam ölecekti?

KARAYALÇIN YAPAR!

Kars ve Van mitinglerinden Ankara'ya dönüyordu. Sivas üzerinde uçağın pilotu "Efendim Ankara semaları kapalı. Kirli bulutlar var. İnişimiz çok güç olabilir. " dedi.

Ön koltukta gazete okuyan İnönü'nün cevabı ise şöyle oldu: “Hiç bir şey olmaz merak etmeyin. Ankara Belediye Başkanı Karayalçın çok çalışkandır. O kirli bulutları hemen temizler!”

PLATONİK AŞK

İnönü SHP Genel Başkanıyken dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ile görüşecekti. O günlerde İnönü Yılmaz'ı sert biçimde eleştiriyordu. Yılmaz, Necatibey caddesinde bulunan SHP Genel Merkezine geldi. SHP ile ANAP Genel Başkanları baş başa uzun bir görüşme yaptılar. Herkes sert tartışmalar yaşanmasından endişeliydi. Görüşme sonrası dönemin SHP Genel Sekreteri Fikri Sağlar, İnönü'ye biraz da endişe ile görüşmeyi sordu. İnönü şöyle dedi:
- Çok iyi geçti, Mesut bey partimize aşık oldu. Ama platonik.

BEN KEDİ MİYİM ?

İnönü gençlik yıllarında evinde otururken mutfaktan bir çığlık duydu.

Eşi Sevinç Hanım "Erdal koş fare var' diye bağırıyordu.

İnönü istifini bozmadı ve eşine öyle seslendi:
- Ne yapayım Sevinç. Ben kedi miyim? ?

ÜLKEMİ BENDEN KÖTÜLER YÖNETMESİN DİYE

Erdal Bey’e bir gün, hiç sıcak bakmadığı siyasete yıllar sonra neden girdiğini sorarlar. Yanıt müthiştir:

- Ülkemi benden daha kötüleri yönetmesin diye!

SEN BANA DEĞİL CİZRE’LİLERE TEŞEKKÜR ET

Bir seçim dönemi... SHP Genel Başkanı İnönü, Diyarbakır ve Cizre’deki mitinglerde konuştuktan sonra Siirt’te halka hitap edecektir. Ancak Cizre’de bir grup protesto gösterisi yapıp parti otobüsünü taşlayınca buradaki miting iptal edilir, hiç beklenmeden Siirt’e gelinir. Seçim gezilerinde program sarkmasına alışık Siirt İl Başkanı, parti otobüsünün tam zamanında geldiğini görünce biraz şaşkın, İnönü’ye teşekkür eder. Aldığı yanıt:
- Sen bana değil, asıl Cizre’lilere teşekkür et...

ANTİDEMOKRATİK KARARLARDA OYLAMA OLMAZ

Erdal Bey fanatik bir sigara düşmanıdır, Parti Meclisi toplantılarında dumanaltı olmaktan fena halde rahatsızdır. Bir Parti Meclisi toplantısında ilk sözü:
- Bundan böyle bu toplantılarımızda sigara içilmeyecek, olunca arka sıralardan bir üye;
- Bu kararınızı oylamaya sunsak efendim, diye itiraz etmeye kalkışınca cevabı aldı:
- Antidemokratik kararlarda oylama olmaz!

DURUN YAV, MESELENİN KÖKÜNE İNELİM

Seçim otobüsüyle bir yere gidiliyor. Otobüsün kornası aniden bozulmuş, ötüp duruyor. Şoför otobüsü sağa çekip durdurmuş, arızayı gidermeye çalışıyor ama nafile. Yolculardan birinin şoföre:
- Kablosunu kopar, diye akıl verdiğini duyan İnönü itiraz ediyor:
- Durun yav, koparmayın. Bir derdi var ki inliyor. Meselenin köküne inelim.

SİZDE DEVLETTE ÇALIŞAN BİRİ YOK MU?

DEP’li Sırrı Sakık, SHP’den milletvekili adayı olmak için başvurur ve İnönü’yle görüşmeye gelir:
- Hakkımda bir sürü dedikodu çıkardılar. Önceden bilesiniz; ağabeyim (Şemdin Sakık) dağda devlete karşı savaşır. Kardeşlerimden biri hapiste...
İnönü şaşırır:
- Yav, sizde hiç devlete çalışan biri yok mu?

NORVEÇ’TE BAŞBAKAN OLURSUNUZ
Gazeteci der ki:
- Sizin için Norveç’te başbakan olabilir, diyorlar.
İnönü’nün cevabı:
- Çok teşekkür ederim. Bu herhalde, “Türkiye’de bu işleri beceremiyorsun” demenin kibarcası.

MASAYA YUMRUĞUNU VURUR SONUNDA
Bir miting öncesi SHP milletvekili, İnönü’ye der ki:
- Sayın Genel Başkanım siz iyi konuşamıyorsunuz, bakın Özal’a esip gürlüyor.
İnönü: - Peki ne yapacağım? der.

Milletvekili cevap verir:
- Konuşurken masaya yumruğunuzu vuracaksınız, biz şöyle partiyiz, şöyle yaparız, böyle yaparız, diye kükreyeceksiniz.
İnönü kürsüye çıkar, yumruğunu masaya vurur ve şöyle der:
- Biz öyle bir partiyiz ki, adamı...
Burada durur ve şöyle devam eder:
- Devamını bu arkadaş söyleyecek.

Derginin geçen sayısında çıkan yazımızda, son zamanlarda şimdiye kadar pek karşılaşmadığımız çok sayıda sözcük ve terimlerin ortalarda uçuştuğundan bahsetmiş ve gündemden düşmeyen “İnovasyon” konusuna kısaca değinmiştik. (Tabii bu arada, sayfa düzeni yapan kardeşimizin bir hata sonucu, son yazımın içine forklift dünya klasmanını ele aldığım daha önceki bir yazımın giriş bölümünden bir paragraf eklediğini ve böylece o son yazımın anlamını bozmuş olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim.)

Bugün de, İnovasyon deyince, onu tamamlayan bir diğer terimden, Girişimcilik’ten bahsedeceğiz.

Ne demişti Einstein;

“Aynı işi yapıp farklı sonuç beklemek, aptallara özgü bir özelliktir.”

Dolayısıyla, rekabette öne çıkmak için artı değer yaratan bir farklılık ortaya koymak,  farklı bir iş yapmak, ya da işi farklı yapmak, yani İnovasyon gereklidir.

İnovasyon genellikle kendiliğinden ortaya çıkmaz, elverişli ortam gerekir. Bu, ait olunan toplumun kültürel yapısı ve gelenekleri yanı sıra içinde bulunulan kurumun genel yapısı, olanakları, kültür ve anlayış özellikleri ve daha birçok faktörle yakından ilgilidir.

 ----------------------------------------------------------------------------

 Farklı toplumlarda farklı kültürel değerlerin oluşmasının yeni işletmeler oluşturma kararını etkilediğini; bu nedenle, tüm toplumların girişimcilik faaliyetlerini ve inovasyonu eşit etkinlikle teşvik etmediğini biliyor musunuz? İş kurma oranları toplumdan topluma değişmektedir. Toplumlar arası farklılıklar, farklı kültürlerin yeni bir girişime başlamanın çekiciliği ve fizibilitesi hakkında farklı inançlara sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Sosyo-kültürel bağlamdaki bu farklılıklar, diğerlerinin yanı sıra, girişimci kariyer tercihini teşvik eden veya engelleyen kurumsal girişimcilerin statüsünü ve sosyal olarak tanınmasını etkileyebilir. Firmanın yenilikçilik boyutu, yeni fikirler, yenilik, deney ve yaratıcı süreçlere girme ve bunları destekleme eğilimini yansıtmakta, böylece firma yerleşik uygulamalar ve teknolojilerden uzaklaşmaktadır. Yenilikçilik boyutunun ima ettiği gibi yüksek bir teknolojik ve/veya ürün pazarı inovasyonu, firmanın yeni fırsatlar peşine düşmesi için kullanılabilir. Proaktiflik, pazarda gelecekteki ihtiyaç ve talepleri öngörme ve eyleme geçme, dolayısıyla rakipler karşısında ilk hamle avantajı yaratma anlamına gelir. Böyle ileriye dönük bir bakış açısıyla, proaktif firmalar öncü olma arzusu içindedirler ve böylece yeni fırsatlardan yararlanırlar. Risk alma, başarısızlık maliyetinin yüksek olabileceği projelere daha fazla kaynak sağlama isteğiyle bağlantılıdır. Ayrıca bu, sonuçların bilinir olmadığı projelere kaynak sağlama anlamına da gelir. Büyük ölçüde, şirketin denenmiş ve doğru olandan kopmaya ve bilinmeyene girmeye istekli olduğunu yansıtır.

Böylece inovasyon için girişim ve girişimcilik gerektiği, bunun bir risk alma durumunu ortaya çıkardığını görüyoruz. Girişim işletmelerden bağımsız olarak da gerçekleştirilebilir, bir kurum içinde o kurumun olanaklarından faydalanılarak da. Elbette kurumun bu gibi düşüncelere açık olması, finansal yapısının yeterli olması, hepsinden önce de ortamın rekabetçi bir ortam / Pazar olması gerekir. Burada tanımlama yaparsak; kurumdan bağımsız girişimde bulunan kişi “Girişimci” olarak, kurum içinde kurum olanaklarından faydalanan girişimci ise “Kurumsal Girişimci” ya da “İçgirişimci” olarak anılmaktadır. Kurum içi girişimcilik (ya da, içgirişimcilik) görüşleri, dört boyutta sınıflandırılıyor: (1) yeni iş girişimciliği, (2) yenilikçilik, (3) kendini yenileme ve (4) proaktif olma. Aslında, girişimcilik stratejisinin merkezi unsurları inovasyon, risk alma ve proaktif olma gibi eylemlerdir. Bir diğer tanımlama şöyledir: Firma sahiplerinin / ortaklarının / üst düzey yöneticilerinin, kendi firmaları için rekabetçi avantaj elde etmek ve diğer firmalarla agresif bir şekilde rekabet edebilmek amacıyla, iş ile ilgili riskleri alma, değişim ve inovasyonu (ya da sürekli inovasyonu) destekleme eğilimlerinin derecesi kurumun girişimci özelliğinin boyutunu yansıtır.

Girişimci bir kuruluş, farklı bir yetkinlik geliştirmek için yenilikçi faaliyetlere girerken, girişimci olmayan bir kuruluş, yeniliği, zorluklara tepki olarak yapılan, yalnızca gerekli olduğunda ortaya çıkan bir şey olarak görür. Hem kurumsal hem de bağımsız girişimcilerin ekonomik fayda yaratmak için kaynak tahsisinde bulunduğu kabul edilse de, yine de bağımsız girişimcilerin davranışlarını tanımak daha kolaydır. Birisi bir iş kurmaya başladığında, yeni ve ayrı bir organizasyonun oluşturulması söz konusudur ve kaynaklar genellikle el değiştirir. Bunların ikisi de çok göze çarpar. Aksine, kurumsal girişimcilik genellikle bunların hiçbirini içermez. Kurumsal girişimciliğin üç boyutunu sıralarsak: (1) şirket stratejisinden önemli ayrılmalar, (2) bir organizasyonda aşağıdan gelen inisiyatif, ve (3) özerk çalışma. Bu boyutların herhangi biri veya tamamı, bir kurumsal girişimci rolünde yer alabilir.

İçgirişimci veya kurumsal girişimci kişiliği günümüzde şöyle tanımlanmaktadır:

• Faaliyetlere değil, sonuçlara odaklanma

• Mevcut durumu (statükoyu) sorgulama

• Sorun çözerek motive olma, değişim ve inovasyonu etkileme.

• Bürokratik sistemlerden bıkmış olma.

• Hırslı ve rekabetçi olma.

Herhangi bir organizasyonda içgirişimcilik anlayışı yerleşmişse, bu, çalışanların yeni yollar açmasına, yeni girişimler başlatmasına, statükoya meydan okumasına ve altlarındaki hazır zemini kırmasına olanak sağlar.

Girişimcilik ve içgirişimciliği daha net çizgilerle ifade etmek istersek; Kurumsal girişimcilik ve kurumsal girişimler olarak da bilinen içgirişimcilik, yeni bir fırsattan yararlanmak ve ekonomik değer yaratmak için mevcut bir organizasyonda yeni bir girişim geliştirme uygulamasıdır. Girişimcilik ise, bunun aksine, var olan bir organizasyonun dışında yeni bir girişim geliştirme faaliyetidir. İşgirişimcilik ruhu, yöneticilerin yenilik yapmak ve genel iş performanslarını geliştirmek için işlerini yenilemelerine ve ona yeniden canlılık kazandırmalarına yardımcı olur.

Girişimcilik, inovasyon ve teknoloji, yüksek gelirli ülkelerde kalkınma süreçlerinin ana itici güçleri olmuştur. İnovasyon ve girişimcilik faaliyetleri, uzun vadeli ekonomik büyümenin en önemli iki dinamiğidir. Girişimciler, yenilikçi yeni ürünlerini ticarileştirebilir ve böylece ekonomiyi dinamik hale getirirler. Uzun vadeli ekonomik büyümeyi sürdürmek için, ekonomik faaliyetlerde yer alan şirketlerin ürün ve süreç inovasyonu ve girişimcilik faaliyetleri için motivasyona sahip olmaları gerekmektedir. Piyasa ekonomisi ve güçlü mülkiyet hakları, inovasyon ve girişimcilik için teşvikler yaratır.

1980'lerden sonra girişimcilik, inovasyon ve teknoloji, yeni sanayileşen ülkelerin hızlı gelişim ve değişim sürecine büyük ölçüde katkıda bulunmuştur. Özellikle son yıllarda BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Kore) ülkeleri, bilgi-yoğun endüstriler, inovasyon ve girişimcilik yoluyla yüksek büyüme oranları ve etkilenen / şekillenen küresel ekonomik büyüme oranları deneyimlediler. Onlar bu açıdan bir model olarak hizmet vermekteler.

Şirketlerin inovasyon yetenekleri, sürdürülebilir rekabetçi avantajın ana kaynağıdır. İnovasyon faaliyetlerini yoğun bir şekilde yürüten şirketler, geleceğe yönelik belirsizlikleri en aza indirebilir, rekabetçi güçlerini artırabilir ve faaliyet alanında teknolojik açıdan öncü olmalarını sağlayabilir. Firmalarda yenilikçi faaliyetleri yürütmek için inisiyatif alan girişimciler, yeni ürünler, süreçler ve hizmetler ortaya çıkarabilir.

Yenilikçilik, bir firmanın yeni fırsatlar ve orijinal çözümler bulma çabasını ifade eder. Bu, yeni ürünler, yeni hizmetler veya gelişmiş teknolojik süreçlerle sonuçlanan yaratıcılık ve deneyimleri içerir. Yenilikçilik, girişimcilik stratejisinin temel bileşenlerinden biridir. Bununla birlikte, yenilikçiliği yönetme işi oldukça meşakkatli olabilir. Yenilikçilik, firmaların mevcut teknolojilerden ve uygulamalardan ayrılmasını ve mevcut gelişim seviyesinin ötesine geçmesini gerektirir. İcatlar ve yeni fikirler, getireceği faydalar belirsiz olduğunda bile beslenmelidir. Bununla birlikte, günümüzün hızlı değişim ikliminde, inovasyonları etkili bir şekilde üretmek, özümsemek ve onları kullanıp yararlanmak, rekabetçi avantajlar elde etmek için önemli bir yol olabilir.

Rekabetçi düzeyde agresif firmaların girişimci konumlarını geliştirmelerinin iki yolu:

1. Piyasalara zorlayıcı biçimde düşük fiyatlarla giriş. Küçük firmalar genellikle kaynakça zengin büyük firmaların kendi pazarlarına girmesinden korkarlar. Çünkü, büyük firmaların genellikle cepleri derindir. Bu nedenle, düşük kar marjlarından ciddi zarar görmeden fiyatları uzun süre düşük tutmayı başarabilirler.

2. Başarılı rakiplerin iş uygulamalarını veya tekniklerini kopyalama. Hepimiz taklitin, övme, kompliman ve alkışçılığın en yüksek biçimi olduğunu duymuşuzdur. Ancak taklit, işi rakiplerden kapmak (veya çalmak) için de kullanılabilir. Ve, fikir veya uygulama fikri mülkiyet hakkı yasaları tarafından korunmadığı sürece, bu hareket tarzı yasadışı değildir.

Kuruluşların ve onların yöneticilerinin karşılaştıkları üç risk tipi, iş riski, finansal risk ve kişisel risktir. Şöyle ki:

• İş riski alma, başarı olasılığını bilmeksizin bilinmeyene yapılan yolculuğu içerir. Bu, test edilmemiş pazarlara girmek veya kanıtlanmamış teknolojilere imza atmakla ilgili risktir.

• Finansal risk alma, bir şirketin büyümek için ağır borç altına girmesini veya kaynaklarının büyük bir kısmını buna yatırmasını gerektirir. Risk, bu bağlamda, finansal analizde yaygın olan risk/getiri dengesine atıfta bulunmak için kullanılmaktadır.

• Kişisel risk alma, bir yöneticinin stratejik bir eylem çizgisi lehinde tutum takınarak üstleneceği riskleri ifade eder. Bu tür riskleri üstlenen yöneticiler, tüm şirketinin gidişatını etkilemekte ve kararları da kariyerleri için önemli sonuçlar doğurabilmektedir.

Araştırmacılar, girişimci firmaların muhafazakâr firmalardan farklı olarak, ürün-pazar stratejilerinde önemli riskler alırken cesurca ve düzenli olarak inovasyona ağırlık verdiklerini iddia ediyorlar. Çalışanların risk almasını teşvik, pek çok firmanın başarıya ulaşmasında son derece önemli bir faktör olmuştur. Yazımızı, inovasyon, girişimcilik, çalışana güvenme, inisiyatif tanıma, risk alma gibi konularda Toyota ile ABD üreticileri arasındaki görüş farklılığını ortaya koyan bir yazıdan yaptığımız bir alıntıyla bitirelim.

“Toyota'da çalışanların beyin gücünün harekete geçirilmesi. Neden Amerikan otomobil üreticilerinin Toyota ile aralarındaki verimlilik açığını azaltmaları bu kadar uzun sürdü? Bunun nedeni, büyük ölçüde, Toyota’nın sonu gelmeyen iyileştirme kapasitesinin altında yatan radikal yönetim ilkesini Detroit’in keşfedip ortaya çıkarmasının 20 yıldan uzun sürmesiydi. Batılı rakiplerinden farklı olarak, Toyota uzun süredir, birinci basamaktaki çalışanların ruhsuz bir üretim makinasındaki bir dişliden daha fazlası olabileceğine inanıyordu; onlar sorun çözücüler, yenilikçiler ve değişimin etkin temsilcileri olabilirlerdi. Amerikan şirketleri, süreç iyileştirmeleri için uzman personeline güvenirken, Toyota, sorunlar ortaya çıktıkça bunları çözmek ve oluşmazdan önce yeni sorunların önünü kesmek için her çalışana gereken beceriyi kazandırdı ve gerekli alet edevatı sağladı ve çözme iznini verdi. Sonuç: Yıllar boyu, Toyota, rakiplerinin çalışanlarından elde edebildiğinden daha fazlasını kendi insanından elde edebildi. Bu, inanç sağlamlığına dayanan yönetimin gücüdür ki, Amerikan otomobil üreticileri sonunda, Toyota'nın başarısını değeri düşük yen, yumuşak başlı, itaatkâr işgücü, Japon kültürü, üstün otomasyona bağlayan her türlü açıklamalarının iflasının ardından, nihayet, Toyota'nın gerçek avantajının “sıradan” çalışanların akıl gücünden yararlanma olduğunu kabul edebildiler. Bu örnekte de görüldüğü gibi, inanç sağlamlığına dayanan yönetim taraftarları yönetici düşüncesine genellikle çok derinden bağlıdırlar ve neredeyse görünmez olduklarını ve bu yüzden pratikte şüphe götürmez şekilde samimi olduklarını düşünürler Bir yönetim inovasyonunun temelini oluşturan ilke ne kadar alışılmadık olursa, rakiplerin tepki vermesi de o kadar uzun zaman alacaktır. Bazı durumlarda, böyle kafa karıştırıcı saç-baş yolma durumu onlarca yıl sürebilir.”

Şimdilik hoşça kalın.

Einstein’in şöyle bir sözü vardı:

Aynı işi yapıp farklı sonuç beklemek, aptallara özgü bir özelliktir.”

Doğru mu, evet doğru.

Peki farklı şey yapmak nasıl mümkün olabilir?

Yanıt: İnovasyon ile.

Peki, inovasyon (yani bir anlamda Yenilik) nedir, nasıl yapılabilir?

Denir ki, İnovasyon, farklı bir şey yapmak, ya da bir şeyi farklı şekilde yapmak, bir yeniliğe imza atmaktır.

Peki, bu kendi kendine olacak bir şey mi?

Elbette değil.

Bir de, bunun sıradan bir yenilik olmaması lazım.

Peki ne yapmalı?

 

 

Yakın zamana kadar pek duymadığımız bir takım sözcüklerin bugün havalarda uçuştuğunu, manşetlerden inmediğini görüyoruz. İnovasyon, start-up, inovatif, girişimci, içgirişimci, ve diğerleri.

Bugün bunlar arasından son zamanlarda gerçekten gündemi fazlasıyla işgal eden “İnovasyon” konusuna eğileceğiz.

İnovasyon, bir başarı hikayesine dönüşecek bir girişim için olmazsa olmaz ön koşuldur. Yakın zamanda, duymuşsunuzdur, yurdumuzdan bazı girişimciler inovasyonlarını yurt dışı dev teknoloji firmalarına önemli meblağlar karşılığı sattılar. Örneğin; Trendyol, Alibaba’ya, Gram Games, Zynga’ya, OpsGenie ise Atlassian firmalarına satıldı. Bunların tümü Türk girişimcilerin imza attıkları inovasyonların meyveleriydi.

Yine, yakın zamanda yapılan bir araştırma, dünya çapında inovasyonlara imza atan girişimcilerin 1 milyar dolara ne kadar zamanda ulaştıklarına ışık tutuyordu. Ve beklendiği gibi, bunların önde gelenleri inovasyonlara imza atan girişimciler. Alınan sonuçlar şöyle:

Mark ZuckerbergFacebook (1 yılda)

Jeff Bezos – Amazon (2 yılda)

Larry Page ve Sergey Brin – Google (5 yılda)

Bill Gates – Microsoft (5 yılda)

Jack Ma – Alibaba (10 yılda)

Ve böyle devam ediyor.

Peki, başlıkta “inovasyon nedir?” demiştik.

İnovasyon, kısaca ve genel anlamıyla yeni fikirlerin, süreçlerin veya ürünlerin üretilmesini ve yaşama geçirilmesini ifade eder.

Örneğin, bir şirket için inovasyonun anlamını ele alırsak;

Diyelim ki, aşırı rekabetçi bir piyasada güçlü rakipler arasında en azından yaşamınızı sürdürmek, hatta bir şekilde aradan sıyrılıp, mümkünse liderlik koltuğuna oturmak istiyorsunuz. Peki, bunu nasıl başaracaksınız?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, elbette bunun ön koşullarını yerine getirmeniz gerekir. Bunun için once şirketinizin 2 önemli özelliğini incelemeniz ve gerekiyorsa bunlarda düzeltmeler yapmanız gerekir. Bunlar, şirketin “İnovasyon Kapasitesi” ve “İnovasyon Yeteneğidir”.

İnovasyon kapasitesi nedir?

Kısaca; İnovasyon Kapasitesi, şirketin pazar gereksinimlerini karşılamak için yeni ürünler geliştirme fırsatlarını araştırmak ve kullanmak için sahip olduğu toplam yeteneklerin ve kaynakların sürekli iyileştirilmesi olarak tanımlanmaktadır.

İnovasyon Yeteneği ise; şirketin (1) pazar gereksinimlerini karşılayan yeni ürünler geliştirme kapasitesi; (2) bu yeni ürünleri üretmek için uygun süreç teknolojilerini uygulama kapasitesi; (3) gelecekteki gereksinimleri karşılamak için yeni ürünler ve işleme teknolojileri geliştirme ve benimseme kapasitesi; (4) rakip teknoloji faaliyetlerine ve rakiplerin yarattığı beklenmedik fırsatlara cevap verme kapasitesi olarak ifade edilir. Kısaca tanımlarsak; ya tüketicinin gereksinimlerini karşılayabilecek ürünler geliştirme becerisi, ya da mevcut teknolojiyi yeni ürünler geliştirmek veya mevcut ürünleri iyileştirmek için kullanma becerisi olarak özetlenebilir. Buna göre, inovasyon yetenekleri; (1) öğrenme yeteneği; (2) Ar-Ge yeteneği; (3) üretim yeteneği; (4) pazarlama yeteneği; (5) örgütsel yetenek; (6) kaynakları kullanma yeteneği (7) ürün ve süreç yenileme yeteneği ve (8) stratejik yetenek olarak sıralanabilir.

Bir başka açıdan ele alırsak, İnovasyon yeteneği, firmaların yeni ürünü hızlı bir şekilde piyasaya sunmasını ve yeni sistemler benimsemesini kolaylaştırır, bunun yanı sıra süregelen rekabetçi duruşu besleyip ayakta tutmak için önemli bir faktördür.

İnovasyon fikirlerle başlar ve bu nedenle fikir üretimi, firmaların inovasyon kapasitesinin önemli bir değişkeni olarak kabul edilir. Firmaların inovasyon kapasitesi denince, fonksiyonlar arası entegrasyonun ve ekip çalışmasının önemi de yadsınamaz. İnovasyon; tedarikçiler, müşteriler, diğer işletmeler ve araştırma merkezleri arasındaki etkileşimli ilişkilerin mükemmelliğine bağlıdır. Yeni ürünler tasarlamak için pazar bilgilerini toplamak, analiz etmek ve etkin bir şekilde kullanmak inovasyon yeteneğinin, ya da yenilikçi yeteneğin önemli bir cephesidir.

İnovasyon performansının iki farklı boyutu: yararlılık ve verimliliktir. İnovasyon yararlılığı bir inovasyonun başarı derecesini yansıtır. Öte yandan, inovasyon verimliliği, bu başarı derecesine ulaşmak için harcanan çabayı yansıtmaktadır.

İnovasyon kapasitesinin incelenmesinde üç değişkene bakılır: iç kaynaklar, yetenekler ve ağ üzerinden elde edilen dış girdiler. Şirketin sahip olduğu inovasyon kapasitesi ne kadar yüksekse, o şirket o kadar fazla teknolojik bilgi birikimi oluşturur ve o kadar çok yenilikçidir

Gelelim İnovasyon’un belli başlı iki türüne. Bunlar genel anlamda iki grupta incelenir: Ürün (ya da teknolojik ürün) İnovasyonu ve Süreç (ya da teknolojik süreç) İnovasyonu. Bunlara bir göz atarsak;

Ürün İnovasyonu:

Ürün İnovasyonu, tüketiciye nesnel olarak yeni veya iyileştirilmiş hizmetler sunmak gibi geliştirilmiş performans özelliklerine sahip bir ürünün yaşama geçirilmesi/ticarileştirilmesidir. Ürün İnovasyonu, firmaların yeni teknolojiler, yanı sıra pazarlar ve süreçler hakkında önemli ölçüde bilgi sahibi olmalarını sağlayan, müşteriler, tedarikçiler ve grup firmaları ile işbirliğine dayalı bir ilişkiden doğar. Tedarikçilerle işbirliği, firmalara ürün geliştirmenin risklerini azaltma ve teslim sürelerini kısaltma olanağı sağlar.

Pazar yöneliminin etkisi ile ilgili olarak ürün inovasyonunun iki boyutu:

Birincisi, müşterinin bakış açısına göre; ürün inovasyonu, bir inovasyonun müşterilerin deneyimleri ve tüketim modelleri ile ne ölçüde uyumlu olduğu ile ilgilidir. Bu, yeni ürünün benimsenmesi için gereken kullanıcıların davranış değişikliğinin derecesini yansıtır.

İkincisi, firmanın bakış açısına göre; ürün inovasyonunun derecesi, bir inovasyon ile halihazırda piyasada olanlar arasındaki farkın derecesini ifade etmektedir.

Ürün inovasyonları, bu nedenle, seri genişletmeleri ve ürün modifikasyonları gibi 'yeniden formüle edilmiş Yeni Ürünler', ve yepyeni ürün hatları ve dünyaya yeni gelen ürünler gibi 'orijinal Yeni Ürünler' olarak kategorize edilir.

Ürün inovasyonu dinamik iş ortamında, bir firmanın rekabet gücünün anahtarıdır ve

yoğun rekabetçi ortamlarda faaliyet gösteren firmaların ürün tanıtımlarında da daha yenilikçi olmaları gerekmektedir.

         Süreç İnovasyonu:

Süreç İnovasyonu ise, yeni veya önemli ölçüde geliştirilmiş üretim veya dağıtım yöntemlerinin uygulanması / benimsenmesidir. Ya da, diğer bir ifadeyle, Süreç İnovasyonu, "yeni veya önemli ölçüde geliştirilmiş üretim veya dağıtım yöntemlerinin uygulanması" olarak da tanımlanabilir.

İnovasyon aslında üzerinde çok şeylerin yazılabileceği oldukça derinlikli bir konu, çeşitli stratejiler, kurumsal özellikler, altyapılar, varlıklar ve iç ve dış kaynaklar ile ilgili ya da bunları içeriyor. Ancak, konuyu fazla dağıtmamak için, İnovasyon üzerine söylenebilecek daha çok şeyler olmasına rağmen, bu aşamada bu kadarı ile yetinelim. Özetlersek, yukarıda belirttiğimiz gibi, firmalar için, özellikle yoğun rekabet ortamında güçlü rakipler arasında en azından yaşamını sürdürmek, hatta bir şekilde aradan sıyrılıp, mümkünse liderlik koltuğuna oturmak için tek çıkar yol; İnovasyon üzerine eğilmek ve bunun şirket bünyesinde yeşermesine ortam ve olanak sağlamaktır.

Bir sonraki yazımızda, daha önemli bir konu ortaya çıkmazsa, inovasyon gibi yine gündemden düşmeyen girişimci ve iç-girişimci (yani kurumsal, ya da kurum içi girişimci) konularını ele alacağız ve ifade etmek gerekir ki, gerek inovasyon, gerek girişimci, ve gerekse de iç-girişimci, ayrılmaz bir bütünün parçalarıdır, biri diğerini hem etkiler hem de tetikler.

Şimdilik hoşça kalın.

Cumartesi, 01 Eylül 2018 10:27

TOP 20 2018’de YENİ ZİRVELER

Geçen yıl, 2017 sonuçlarını verirken yaptığımız değerlendirmede

özetle şunları söylemiştik:

“Yeryüzünde devletler parçalanıp kontrolü daha kolay daha küçük devletler oluşurken

sektörümüzde bunun tersine şahit oluyoruz.

Şirketler arası eskiden de satınalmalar, birleşmeler olurdu, ama o dönemlerde genellikle alım-satımlar aynı sektör dalı içinde olurdu,

sektör dalları arasında satınalmalara birleşmelere pek rastlanmazdı.

Şimdi ise, şirketler özellikle farklı sektör dallarından satınalmalar, birleşmelerle devasa konglomeralar haline geliyor.

İşte, TOP-20 2017’de de bunun yansımalarını görüyoruz.

Elbette büyümek iyi bir şey, ama büyüyen organizmaların kontrolünün de o derece zorlaşacağını hesaba katmak gerekir.

Bakalım bunun arkası gelecek mi?”

Ve arkası geldi, Endüstriyel Forklift Tedarikçileri Küresel pazarı 2017 sonu itibariyle büyük gelişmeler kaydetti ve yeni zirvelere ulaştı.

Şimdi diyebiliriz ki;

“Teknolojik gelişmeler yanı sıra güçlü ve gelişmekte olan ekonomiler tarafından küresel olarak desteklenen forklift endüstrisi tam gaz ilerliyor.”

Aşağıda, “Modern Materials Handling” dergisinin Ağustos 2018 sayısında yayınlanan 6 Ağustos 2018 tarihli yazıyı dikkatlerinize sunuyorum. Türkiye piyasasını yorumlamak için, dünya liderlerinin uluslar arası sahalarda kaydettikleri gelişime ve geldikleri noktalara bir göz atmak gerekir diye düşünüyorum. Artık iç sektörümüz ile uluslar arası sektörü karşılaştırıp değerlendirmek sizlere kalıyor.

Forklift sektörünün iyi gittiğini söylemek, gelinen noktayı ifade etmede oldukça eksik ve yetersiz kalacaktır. 2016 yılında yeni zirvelere ulaştıktan sonra, satışlar 2017'de önceki rekorları tam anlamıyla egale etti. Küresel anlamda, endüstriyel forklift pazarının yaklaşık %16 oranında büyüdüğü görülüyor. Bu, sakin bir 2015 yılının ardından 2016 yılında kaydedilen büyüme oranının şimdi ikiye katlandığı anlamına geliyor.

Yükselen dalga, Modern dergisinin yıllık yayınladığı Top 20 forklift tedarikçileri listesinde yer alan şirketlerin topluca 2017 gelirlerini %21 oranında artırdı.

Bu bir yazım hatası değil.

Listede yer alan şirketlerin satışları 2016'da %7,5 büyüme kaydettiğinde, bunun sakin bir yılın ardından erişilen bir rekor seviye olduğu söylenmişti. Bu kez, ister döviz kurları, ister arkadan esen rüzgar, vb., ne denirse densin, hiçbir şey, sektördeki bu keskin yükselişi gölgeleyemez. Elektrikli forkliftlerin hakimiyeti devam ediyor, ancak ITA Yönetim Kurulu Başkanı ve Clark Material Handling'in pazarlama ve satış başkan yardımcısı Scott Johnson, endüstrinin momentumundan yararlanan tek segment olmadıklarını söylüyor.

Johnson, “Bütün forklift sınıfları yıl boyunca olumlu performans gösterdi” diyor. “Elektrikli ürünlerdeki ilerlemeler ve lityum-iyon ve yakıt hücreli ürünlerinin yükselişiyle birlikte içten yanmalı (IC) ürünlerin artık ölüm fermanının yazılacağını öngörenler, bu arada IC sınıfı forkliftlerde hala çift haneli büyüme kaydedildiğine şahit oldular."

"Forkliftlerin yeteneklerinde ve ilgili teknolojilerde kaydedilen önemli ilerlemelerin bir sonucu olarak, bu büyüme trendinin devam etmesi bekleniyor."

Johnson, “Üretim hacmi ve maliyet perspektifi açısından, önemli bir müşteri kitlesinin forklifte işin ayrılmaz bir parçası olarak baktığına kesinlikle inanıyorum.” diyor. "Günümüzün forkliftleri daha verimli çalışıyor, sahip olma maliyetleri daha düşük ve bazılarının parça sarfiyatı da oldukça az. Bir dizi forklift alıcısı, yeni ürünlerin avantajlarından yararlanmak istiyor. ”

Büyükler daha da büyüyor

Sıralamada 1. basamaktaki yerini korumak için önceki yılın 10 milyar dolarlık satış rakamını geride bırakan Toyota Industries Corp., 2016'daki satışlarına 11.000 adet ekleyerek 263.000 adede ulaştı ve % 33 büyüyerek 11,4 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi.

Toyota'nın bir sözcüsü, Çin'in başı çektiği ve gelişmekte olan ülkeler, ABD ve Avrupa tarafından yönlendirilen malzeme elleçleme ekipmanları pazarının tüm dünyada küresel anlamda genişlediğini ifade etti. Açıklamaya göre, “Bu gelişme ikliminin ortasında yer alan Toyota Industries firması, üretim ve satış yapılarını güçlendirmiş ve ilgili pazarlara uygun yeni ürünleri kullanıma sunmuştur. Aralık 2017'de, Toyota Industries, Japonya'da yeni “Rinova” tipi elektrikli forkliftlerinin satışına başladı. Bu girişimler, ilgili bölgelerde temeli oluşturan forklift gruplarının birim satışlarında bir artışa yol açtı. ”

Buna ek olarak, ABD merkezli Bastian Solutions ve Hollanda merkezli Vanderlande Industries Holding, Nisan 2017 ve Mayıs 2017'de Toyota Industries Group'a katıldı ve net satışlarda 294,9 milyar yen veya diğer bir ifadeyle, %30 artış elde edildi.

Çift haneli rakamlarla büyüyen bir düzineden fazla şirket arasında 2. basamakta yer alan Kion Grubu'nun gelirleri, ABD doları cinsinden %15, Euro olarak da %8,2 arttı. Kion 2017 yılında %13 artışla 201.000 adet sattı ve Modex 2018'de ABD pazarına uyarlanan beş yeni forklifti piyasaya sürdü. Modex, Dematic, Linde ve Baoli ürünlerinin ortak vitrini oldu. Kion ayrıca, 2 ve 3 ton kapasiteli modelleri ile lityum iyon teknolojisindeki iddiasını yeniledi. EP ile ayrıcalıklı, küresel ve stratejik bir ortaklığın yanı sıra, giriş seviyesi depo ekipmanlarına odaklanarak, bir azınlık hissesi anlaşmasına da Ocak 2018'de imza attı.

Tedarikçiler nasıl sıralandı

Yıllık Top 20 forklift tedarikçileri sıralamasında yer alma hakkını kazanabilmek için, şirketlerin ITA'nın (Endüstriyel Forklift Birliği) aşağıda belirtilen yedi forklift sınıfından en az bir tanesinde yer alan forkliftleri üretiyor ve satıyor olmaları zorunlu: elektrik motorlu sürücülü forkliftler; elektrik motorlu el forkliftleri; içten yanmalı motorlu forkliftler; havalı lastikli forkliftler; elektrikli ve içten yanmalı motorlu çekici traktörler; ve arazi forkliftleri.

Sıralama, her bir firmanın en son mali yılı içinde motorlu endüstriyel forkliftlerden dünya çapında elde ettiği gelirlere göre belirleniyor. Yabancı para (döviz) cinsinden bildirilmiş olan gelir rakamları, 31 Aralık 2017 tarihinde geçerli kurlardan dolara çevriliyor.

Johnson, yurtiçi ve yurtdışında sektörün bir süre boyunca sağlıklı konumunu sürdüreceğine olan inanç ve güvenin yüksek olduğunu söyledi.

“Üretimde gerçek bir yeniden canlanmaya şahit olunuyor ve Kuzey Amerika'daki sürekli büyüme ile ilişkili olarak yönetim kurullarında iyimserlik devam ediyor” diye ekledi. “Yılın ilk yarısı çok iyi geçti ve bunun ikinci yarıda da devam etmesi konusunda herhangi bir büyük engel görmüyorum. Ekonomistler büyümenin artık daha yumuşak olacağını öne sürebilir, ancak %5 veya %6'lık bir daralma durumunda bile bu sene olağanüstü bir yıl olarak kayda geçecektir.

“2017'de rekor sonuçlara ulaşan Kion Grubu, kurumsal stratejisini geliştirerek daha da kârlı bir büyüme için bir rota belirledi” diyor, kurumsal iletişimden sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Michael Hauger. “Bu, tüm bir mali yıla ait rakamlara, 2016 sonunda bünyemize katılan otomasyon ve tedarik zinciri optimizasyonu uzmanı Dematic firmasının da ilk kez dahil edildiği bir yıl oldu. Organik büyüme ve Dematic'in satın alınmasıyla hız kazanan Grup, alınan siparişler ve gelirler, faiz ve vergi öncesi düzeltilmiş gelirler (FVÖK), düzeltilmiş FVÖK marjı ve net gelir değerinde yeni rekorlara erişti."

Bir basamak tırmanarak üçüncü sıraya yerleşen Jungheinrich, alınan siparişler ve üretim adetlerindeki %13'lük artışın ardından Euro cinsinden %11,3 büyüme kaydetti. Şirket, Kuzey Amerika ürün hattına yeni bir ayakta yaya kumandalı istif makinasını piyasaya sürdü,  5.500 lb kapasiteli bir transpaleti tanıttı ve man-up (operatör yukarda) taret forkliftlerinin kapasitesini artırdı.

Jungheinrich yönetim kurulu başkanı Hans-Georg Frey, “Jungheinrich büyüme yolunda hızla ilerliyor ve 2017 mali yılını tüm önemli göstergelerde dikkat çeken bir artışla kapattı,” dedi. “Bu olumlu eğilim, Avrupa'nın çekirdek pazarındaki yeni forklift işletmeciliği ve lojistik sistemler sektöründeki güçlü büyümeden kaynaklanmaktadır. 2020 yılı için net yıllık satışlarımızdaki 4 milyar dolarlık hedefimize ulaşarak önemli kilometre taşlarından birini daha aştık.”

Jungheinrich ürünleri, Kuzey Amerika'da, bir üretim ve dağıtım anlaşması kapsamında Mitsubishi Caterpillar Forklift America (MCFA) aracılığıyla dağıtılmaktadır. MCFA'nın ana şirketi Mitsubishi Nichiyu, 2015 yılında bünyesine katmış olduğu UniCarriers ile 2017 yılının Ekim ayında bir yönetim entegrasyonuna girdi.Sonuç olarak, %12,5 büyüyüp 3,8 milyar dolara ulaşarak sıralamada 4. basamağı işgal eden firma artık Mitsubishi Logisnext olarak anılıyor. Şirket, 2017 yılında toplam 113.000 adet olmak üzere, 2016 yılından 5.000 daha fazla ünite sattı.

Mitsubishi Forklift ve Cat, Tier 4 Final dizel pnömatik lastikli forkliftlerini piyasaya sürdü ve UniCarriers Americas, bir pnömatik lastikli içten yanmalı dizel forklifti tanıttı.

25'inci yıldönümünü kutladığı yıl içinde, MCFA, Kuzey, Orta ve Güney Amerika'daki müşterileri desteklemek için 40 dönümlük Houston merkezli üretim tesisini genişletti ve ürün sunumlarını arttırdı. MCFA, Dallas'taki yeni bir bölgesel dağıtım merkezinin ardından, şimdi ABD çapında beş bölgesel parça tesisinde yaklaşık toplam 60 milyon $ 'lık parça stokluyor. MCFA ve Jungheinrich, 2017 yılının ağustos ayında yeni bir ortak girişimin, Texas Endüstriyel Bileşenleri'nin (ICOTEX) büyük açılışını duyurdu. Texas'ın Conroe şehrinde bulunan ICOTEX’in yeni 71.000 metrekarelik tesisi, endüstriyel parça ve aksam üretecek.

Beşinci basamaktaki Crown Equipment, yaklaşık %6'lık büyümenin ardından 3 milyar dolarlık çizgiyi aştı.

Altıncı basamakta yer alan Hyster-Yale Materials Handling, 2017 yılında 2016 yılına göre %10 daha fazla ünite ile toplamda 93.400 adet sevkiyat gerçekleştirdi. Buna, gelirde de %12'den fazla bir büyüme eşlik etti ve firma yılı 2,9 milyar dolarla kapattı. Bir sözcü, 2016'ya kıyasla artışın büyük ölçüde daha yüksek ünite ve parça satış hacimleri ve forklift işinde anlaşmaya özel fiyatlandırma yönteminden kaynaklandığını belirtti. Amerika'daki gelir artışı, esas olaeak yüksek fiyatlı forkliftlerin özellikle yeni Class 5 IC motorlu standart forkliftin artan ünite sevkiyatlarının ve yüksek kapasiteli, 3.5 ila 8 tonluk Class 5 forkliftlerin ve ayrıca Class 1 ve Class 2 elektrikli forkliftlerin artan satışlarının bir sonucuydu.

2017 yılı gelirleriyle doğrudan bağlantılı olmasa da, Aralık 2017'de Hyster-Yale, Zhejiang Maximal Forklift Co'nun çoğunluk mülkiyet hissesini satın almak için bir anlaşma yaptıklarını açıkladı.

Genel amaçlı ve standart forkliftler için OEM üreten bir Çin'li özel şirket olan Maximal, 2006'da kuruldu ve yaklaşık 600 kişi istihdam ediyor. Maximal ve Samuk markaları altında yerel Çin ve dünya pazarlarında Class 1 elektrikli ve Class 5 IC denge ağırlıklı ekipman ve standart platformlar ile Class 2 ve Class 3 elektrik depo ürünlerinin tasarımı, üretimi, servisi ve dağıtımı konusunda faaliyet göstermektedir. Maximal ayrıca liman ekipmanı ve arazi forkliftleri segmentlerinde özel ürünler tasarlamakta ve üretmektedir.

Anhui Forklift yedinci basamakta kalmayı sürdürdü, ancak listedeki ikinci en yüksek büyüme oranını kaydetti. Önceki yıla göre %40 daha fazlasını, 121.033 adet üretti. 1,3 milyar dolarlık 2017 yılı gelirleri, ABD doları cinsinden% 45'lik bir artışa işaret ediyor.

Ana markası Heli'ye ek olarak, Anhui, 2017 yılında, gelişmekte olan pazarlara yönelik yeni markası CHL'yi piyasaya sundu.

Hangcha, gelirlerini yerel para biriminde yaklaşık %30 oranında artırdıktan sonra bir basamak yükseldi ve 8. sıraya oturdu. Toplamda 105.091 ile 2016'ya göre %28 daha fazla ünite üretti. Bir sözcüye göre, 2017 yılı, Hangcha Group'un Çin'de Şanghay Menkul Kıymetler Borsası'na alındıktan sonraki ilk tam takvim yılıdır. Şirket daha sonra Shenzhen Uluslararası Finansal Kiralama A.Ş.'de hisse satın alarak finansal kiralama sektörüne girdi. Ayrıca aksesuar üretim kapasitesini artırmak için ilgili bir araştırma ve geliştirme firmasına da yatırım yaptı. Hangcha sözcüsü, "Çin hükümeti, Belt & Road Initiative ve Made in China 2025 tarafından Supply Side Reform da dahil olmak üzere ulusal stratejilerin ve girişimlerin derinlemesine tanıtımı sayesinde, yerel üretim sektöründe ılımlı toparlanma görüldü ve iç talep potansiyeli de daha fazla arttı, ”diyor.

Dokuzuncu sıradaki Clark Material Handling Company, %5,5 büyüme kaydetti. Clark, mühendislik, satış, pazarlama ile Kuzey Amerika, Asya, Avustralya ve Avrupa genelinde son kullanıcılar arasında işbirliğini içeren “temiz bir sayfa” tasarım inisiyatifi sonucunda açıkladığı yeni S-Serisi IC forkliftlerini tanıttı. Üç yıl süren küresel tasarım girdisi, prototip ve saha testlerinden sonra S-Serisi forkliftler, LPG, çift yakıtlı ve dizel konfigürasyonlarında üretilmektedir.

“Clark, küresel üretim platformlarında önemli yatırımlarını sürdürüyor,” diyor satış ve pazarlama başkan yardımcısı Scott Johnson. “Bu yatırımlar, şirketin tüm uluslararası amaç ve hedeflerinin stratejik olarak desteklenmesini sağlıyor. Lexington, Ky.'de, yüksek hacimli IC üretiminin yeniden başlaması, imalat ve mühendislik dahil kritik pozisyonlar için istihdamda bir artışa yol açtı. S-Serisinin küresel sevkiyatları, şirket için önemli bir dönüm noktasıdır.”

10. basamaktaki konumu ile tablonun Top 10'inde yer alan Doosan, 2017 sonu itibariyle %21 büyüyerek 1 milyar dolar çizgisine yaklaştı. Bir sözcü, Kore pazarındaki güçlü ticari faaliyetleri yanı sıra Kuzey Amerika ve Avrupa gibi gelişmiş pazarlardaki faaliyetlerinde de önemli ölçüde artış kaydedildiğini belirtti.

Dört bir yanda geniş kapsamlı büyüme

Komatsu %5.4 büyüyerek 11. basamaktaki yerini korudu. Onun hemen altında, Hyundai, gelirlerini tablonun yayınlanma zamanına kadar deklare edemedi ve yarışı yine 12. sırada bitirdi.

Lonking Forklift, gelirlerini ikiye katladıktan sonra 16. basamaktan 13. basamağa çıktı. Şirket, 2016 yılındaki  40.000 satış adedini %40 artışla 50.000 adede yükseltti.

Big Joe transpaletleri, istif makinaları (stackers) ve sipariş toplayıcıları (orderpickers) üreticisi olan EP Equipment firması, %18'lik bir artışla, 14. basamak için yeterli olan 236 milyon dolarlık bir gelir beyan etti. Bir sözcüye göre, Sınıf 3 segmentindeki yeni ürün lansmanlarının gücüne dayanarak söz konusu yıl için 50 bini aşkın ünite satışı gerçekleştirildi.

15 numarada Combilift, 680'lik bir artışla 5.030 adet sattı. Şirketin dört yönlü forklift, yan yükleme ekipmanı ve destek ayaklı taşıyıcı satışları, gelirlerde% 14'lük bir artışa yol açtı. Bir temsilci, üretim tesislerinin büyüklüğünü artırmak zorunda kalmadan üretim çıktısını büyütmek için Combilift’in yüksek yoğunluklu çözümlerini kullanan üretim şirketleri ve yapı inşaat sektöründeki sıçramaya dikkat çekti.

Listede 17. sırada kendini ilk gösterdikten sonra, Manitou, %45'lik bir gelir artışının ardından 16. basamağa yükseldi.

Manitou'da küresel endüstriyel satışlar ve geliştirme başkan yardımcısı Jean-Pierre Guerand, “Güçlü yeni ürünlerimizi tanıtırken coğrafi varlığımızı geliştirme çabalarımız sayesinde, 2017 yılında asansörlü forklift satışlarımızda önemli büyüme kaydedildi," diyor. “Bu, önemli hedef pazarlarımızda piyasa trendlerini yenmemize olanak sağladı. 2018 yılında endüstriyel forklift serilerimizi Kuzey Amerika pazarına sunmak için yatırımlar yapıyor ve başarılı bir yıl bekliyoruz. Manitou Group, küresel forklift piyasasında varlığını önemli ölçüde artırmaya kararlıdır.”

Konecranes Konecranes, gelirlerini baskı zamanına kadar yetiştiremedi ve bu nedenle 185 milyon dolarlık 2016 gelirlerini 2017 yılına taşımak zorunda kaldık. Sonuçta, 15. basamaktan 17. basamağa düştü.

18. basamakta Hubtex, çok yönlü sideloader forkliftler, dizel veya LPG dört yönlü sideloader forkliftler, sipariş toplama sistemleri, cam taşıma sistemleri ve erişimli istif araçları (reach trucks) da dahil olmak üzere özel amaçlı ekipmanlar üretmektedir. 2016 yılında 589 olan ünite satışlarında yaklaşık %5 artışla 2017'de 617 adet sattı. Pazarlama müdürü Michael Röbig'e göre, satışlardaki bu artış iki temel faktöre dayanıyor.

Röbig, “Büyük ölçüde istikrarlı bir ekonomik ortamda, yeni geliştirilen çok yönlü forkliftimiz 'Flux' ve dört yollu sideloader "Maxx" ürünlerimiz müşterilerimizi ikna etmeyi başardı. “Ayrıca, özel amaçlı araçlar grubunda da satışlar artmaya devam etti.”

Brezilya merkezli Paletrans, baskı zamanına kadar gelirlerini bildiremedi ve 19. basamakta yer aldı.

Top 20'nin son basamağında, 20. sıradakiHindistan'ın Godrej & Boyce firması, bir Class 2. erişimli istif aracı (reach truck) ile 1,3 ve 3 ton kapasiteli yeni seri Class 4 ve Class 5 hafif dizel forkliftler yelpazesini piyasaya sürdükten sonra, 2017 yılında yaklaşık 3.000 adetlik bir satış hacmine ulaştı.

Çarşamba, 11 Temmuz 2018 07:26

Forklift Güvenlik Günü

2 hafta önce ABD’de 5. Ulusal Forklift Güvenlik Günü kutlandı. ITA sponsorluğunda düzenlenen ve her yıl tekrarlanan bu güvenlik gününün ana teması, operatör eğitimlerine ağırlık vererek forklift kazalarının ve bu nedenle kaybolan atıl sürelerin azaltılması.

Bu etkinliklerin katılımcıları ise forklift üreticileri, bayiler ve operatörler yanı sıra karar vericiler, müşteriler ve sektör yöneticileri ile çalışanları.

Yurdumuzda geçmişte bir iki girişim dışında buna benzer bir sektörel etkinlik nedense düzenlenmedi. Sektör ilgilileri ancak fuarlarda aynı ortamda görünüyorlar. Gönül ister ki, ister ithalatçı ister üretici olsun, sektörümüzün önde gelen kuruluşları da, ister yılda bir ister iki yılda bir olsun, buna benzer etkinlikler düzenlesinler artık. İnanıyorum ki, bu tür etkinlikler en çok, düzenleyicilere ve katılımcı firmalara fayda sağlayacaktır.

“Sektör, beşinci Ulusal Forklift Güvenlik Günü'nü kutladı”

(ITA Yönetim Kurulu Başkanı Scott Johnson, Ulusal Forklift Güvenlik Günü'nün (NFSD) geçmişi ve geleceği ile ilgili yorumları.)

https://www.mmh.com/images/safetyday_topstory_061218.jpg

Medya'da Ulusal Forklift Güvenlik Günü çeşitli biçimlerde yer aldı

Medya’da yeralan Ulusal Forklift Güvenlik Günü ile ilgili bir yazıdan alıntılar:

5. Ulusal Forklift Güvenliği Günü'nde, işçi güvenliği konusu Washington, D.C.'de dikkatleri üzerine çekti.

Endüstriyel Forklift Birliği (ITA) sponsorluğunda düzenlenen Ulusal Forklift Güvenlik Günü, forklift üreticilerini, bayileri ve operatörleri, kazaları ve atıl süreleri azaltmak için gerek operatörün sürekli eğitim ihtiyacını ve gerekse operatör eğitiminin ve günlük ekipman kontrollerinin önemini vurgulamak üzere ortak bir amaç çerçevesinde bir araya getirdi.

Etkinlik, müşteriler, karar vericiler ve yöneticilere forklift işletim güvenliği uygulamaları konusunda eğitici bilgiler sağladı. ITA'nın, Kuzey Amerika forklift kamyon pazarının yaklaşık %90'ını topluca temsil eden 23 asli üyesi ve 40 ortak kuruluşu temsil eden üyeleri bulunmaktadır.

ITA Yönetim Kurulu Başkanı ve Clark Material Handling şirketinin pazarlama ve satış başkan yardımcısı Scott Johnson, Washington'daki etkinliğin konuşmacıları arasında yer aldı ve NFSD'nin geçmişini ve geleceğini yorumladı.

“ITA gerçekten mühendislik ve güvenlik standartlarına, politikalarına ve istatistiklerine odaklanmıştır ve biz de serbest ve adil ticareti destekliyoruz. Sektörümüzdeki meslektaşlarımla çok gurur duyuyorum, çünkü günlük işlerde rakipler olmamıza rağmen, ITA şemsiyesi altında bir araya geldiğimizde ve mühendislik, güvenlik ve istatistiklerle adil ticaret hakkında konuştuğumuzda, biz birleşmiş bir cephe oluşturuyoruz. İşleri yürütme tarzımızla da çok gurur duyuyorum ve bu, ITA ve üyeleri nezdinde bir örnek liderlik övgüsüdür.”

Johnson, malzeme elleçleme sektörünün ABD'de gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) 25 milyar dolar katkıda bulunduğunu ve istihdam üzerinde de geniş bir etkisi olduğunu söyledi.

“Bu gerçeği kesinlikle çok etkileyici buluyorum: bir işçi, endüstriyel forklift sektöründe işe alındığında, bunun Kuzey Amerika ekonomisine katkısı ile aslında 2,5 işgücü yaratılmış oluyor. Böylece, üyelerimizden birinin ilaveten bir kişi istihdam etmesi, buna bağlı olarak 2.5 kişi için iş imkanı yaratıyor - ve bunlar satın alma, BT, satış, kaynakçı, montajcı gibi tercih edilen işler. Sektörümüz çok çeşitli istihdam olanakları ve iyi ücret ödenen iş alanları sunuyor."

NFSD kapsamından seçkiler

ITA, 2016 yılında, ITA üyelerine ve ulaştırma ve genel endüstri sektörlerindeki diğer kuruluşlara, işyerinde meydana gelen ve motorlu endüstriyel forkliftlerin kullanımı ile bağlantılı kazaları azaltarak işçilerin güvenliğini ve sağlığını korumak için bilgi ve kaynak sağlamak amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İdaresi (OSHA) ile bir işbirliği anlaşmasını yeniledi.

Johnson, ITA üyelerinin, OSHA ile birlikte çalışarak, forkliftleri daha iyi denetleyecek müfettişler yetiştirmek için uyum eğitimi sunmaya devam edeceklerini söyledi. Clark firması, her yıl NFSD haftası boyunca, sektör müşterisi bir düzineden fazla işletmeye - ister Clark müşterisi olsun ister olmasın - ücretsiz olarak “eğitmenin eğitimi” programları sağlamak için ulaşıyor.

Johnson:

“NFSD'nin ilk yılında etkinlik sonrası medya izlenimleri yaklaşık 20 milyon idi. Geçen yıl 60 milyona çıktı. Bunu, kendi sektörlerinde bir farkındalık hissi yaratmak için ülke çapında yerel etkinlikler başlatmış ve bunu çok geliştirmiş olan üretim iş ortakları ve diğer OEM'lerle işbirliğine bağlıyorum. Burada, Clark'da, yetenekli sürücüler ve daha önce hiç forklift kullanmamış olanlar için kurslarla bir forklift rodeosu gününe ev sahipliği yapıyoruz. Yemekler var, ödüller var, güzel bir gün, ama güzel bir gün olması yanı sıra eğitimli bir operatörün güvenli bir operatör olduğu konusunu bilinç altına yerleştiriyoruz.”

Johnson, 2015'ten 2017'ye kadar ardı ardına rekorlar kıran forklift satışlarında güvenliğe verdikleri değerin önemli etkisini vurguladı.

“Bu bana, günümüzde güvenlik ve eğitimli bir operatörün öneminin bugüne dek hiç olmadığı kadar önemli olduğu mesajını iletiyor. Bu satış seviyeleri ile, daha fazla insan çalışıyor ve yine, eğitimli bir operatör güvenli bir operatördür. ITA'nın, elbette kendi başına geliştirmediği, ama günlük operatör kontrol listeleri ve denetimler gibi temel görevlerin sektörde daha geniş çapta kabul görmesini sağladığına inandığımız bir güvenlik kültürü var ve bundan çok gurur duyuyoruz. Bayiler ve MHI ve MHEDA gibi derneklerle yapılan görüşmeler sonucunda, mesajın başarıyla işlendiği ve genel endüstri standartları ve güvenliği üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğuna inanıyoruz. ”

NFSD Etkinlik Programı
11 Haziran 2018 Pazartesi
15:00 – 17:00 – Eğitim Seansı (Oriental Balo Salonu A) (Tüm ITA Üyeleri ve Davetli Konuklara Açık)

Konular ve Konuşmacılar:
OSHA Güncellemeleri, Sn. Gary Cross, ITA Hukuk Danışmanı, Dunaway & Cross
Uluslararası Ticaret Politikası Güncellemeleri, Sn. Linda Dempsey, Başkan Yardımcısı, Uluslararası Ekonomik İşler, Ulusal Üreticiler Birliği
Güncel Kongre Etkinliği Güncellemeleri, Sn. Scott Klug, Eski Kongre Üyesi, (WI) Foley & Lardner
Kongre Üyeleri ile Buluşma için, Sayın Scott Klug, Eski Kongre Üyesi, (R-WI) Foley & Lardner
17:30 – 18:30 – NFSD Resepsiyonu (Capitol Odası) (Tüm ITA Üyelerine ve Konuklara Açıktır)

12 Haziran 2018 Salı
08:00 – 08:45 – Kahvaltı (Hillwood Odası)
09:00 - 11:00 - Ulusal Forklift Güvenliği Günü Etkinliği (Oriental Balo Salonu A)

Konuşmacılar:
*Brian Feehan, President, Endüstriye Forklift Birliği
*Scott Johnson, ITA Yönetim Kurulu Başkanı ve Satış & Pazarlama Başkan Yardımcısı, CLARK Material Handling
*Tommy Nguyen, Senato Sağlık, Eğitim, Çalışma ve Emeklilik (HELP) Komitesinin İstihdam ve İşyeri Güvenliği Alt Komitesi'nde Senatör Johnny Isakson (R-GA) için Genel Müdür
*Loren Sweatt, Yardımcı Sekreter Yardımcısı, İş Güvenliği ve Sağlık İdaresi (OSHA)
*Jane Terry, Kıdemli Direktör, Devlet İşleri, Ulusal Güvenlik Konseyi
*Jim Mozer,  ITA Ulusal Forklift Güvenlik Günü Başkanı ve Kıdemli Başkan Yardımcısı, Crown Equipment Corporation
*Wes Scott, Başkan, CEO, Küresel EHSS Liderlik Çözümü

11:30 - 16:30 - Kongre Toplantıları (Capitol Hill)

Pazartesi, 30 Nisan 2018 15:23

3D BASKILI OTOMOBİL ŞASİSİ

Bugün sizlere son zamanların çokca konuşulan konularından otomobil sektöründe 3-boyutlu yazıcı yardımıyla 3-boyutlu otomobil parçaları baskısı yoluyla üretim konusundan söz açacağım.

Biliyorsunuz, Türkiye bir taraftan ilk (!) yerli ve milli otomobili üretmek için adımlar atarken, dünya, otomobil üretim teknolojisinde çığır açacak yeni üretim yöntemleri peşinde koşuyor ve bunlardan biri de 3-boyutlu yazıcı yardımıyla 3-boyutlu otomobil parçaları üretimi.

Geçenlerde bu konudaki yayınları tararken gözüme yaklaşık 1 yıl önce yayınlanmış bir yazı ilişti. 3-boyutlu yazıcı yardımıyla 3-boyutlu otomobil parçaları üretimi konusunda atılmış bir adımı kısaca anlatan bu yazıyı dikkatlerinize sunmak istedim.

Bu yöntem geliştikçe bir bakacağız, sektörümüzde de yakın zamanda 3-boyutlu yazıcı yardımıyla 3-boyutlu forklift parçaları üretimine başlanmış.

“Design News” dergisinden alıntıladığım bu yazıyı aşağıda veriyorum.

**************************************************

“Peugeot 3D Baskılı Otomobil Şasisi Konusunda Araştırmalarını Sürdürüyor

Peugeot'nun yapımcıları PSA Group, tamamen farklı bir 3D baskı yöntemi kullanarak yüksek üretim hacimleri ile otomobil şasisi üretim ve birleştirme yönteminin ABD'li mucitleri olan Divergent 3D ile ortaklık kuruyor.

Geçen yıl piyasaya sunulan “Blade Supercar”, tamamen farklı bir 3D baskı yöntemi kullanarak yüksek üretim hacimleri ile otomobil şasisi üretim ve birleştirme yöntemini ortaya koyan bir teknoloji sunumu. Şimdi, bu yöntemin ABD'li mucidi olan Divergent 3D firması, teknolojiyi uygulamak için Fransız şirketlerinden, Peugeot üreticisi PSA Group ve bir mühendislik Ar-Ge firması olan Altran ile ortaklık kuruyor.

 

PSA Group, Divergent 3D teknolojisini üretim süreçlerinde kullanmanın, daha verimli bir otomotiv üretimine yönelme hedefine ulaşmaya yardımcı olacağını söylüyor. Şirket, Divergent 3D ile birkaç ortak geliştirme projesini hedefleyen ve uzun vadeli bir ilişki geliştirmeyi amaçlayan bir Stratejik Ortaklık Niyet Mektubu imzaladı. Şirket, yaptığı açıklamada, bu ortaklığın "daha hafif, yapısal olarak güvenli, daha düşük maliyetli ve çevreye duyarlı otomobiller inşa etmek amacıyla genel araç yapılarının tasarımını ve üretimini dönüştüreceğini" belirtti.

Divergent Yazılım-Donanım Üretim Platformu, sert metal kalıp ve baskı ekipmanı için açıkça belirgin sermaye gereksinimlerini ve buna bağlı fabrika maliyetlerini 10 kata kadar ve hatta daha fazla oranda azaltarak 3D baskılı otomobil şasisini daha ucuza üretebilir hale getirmiş. Divergent 3D kurucusu ve CEO'su Kevin Czinger, Design News'e verdiği demeçte, standart bir beş yolcu kapasiteli otomobilin yapısal ağırlığını %50'den daha fazla ve parça sayısını da % 75'ten fazla azalttığını belirtti.

Üretim hattından bir görünüm

 

“Bu teknoloji, bir ölçüde LEGO'lar gibi görünen bir birleştirme yöntemi ile doğrudan metal lazer sinterleme (DMLS) sistemi kullanılarak yapılmış 3D baskılı alüminyum bağlantı düğümleri veya konektörleri birleştiriyor. Karbon fiberden yapılmış lazerle kesilmiş borular, çok güçlü, çok hafif bir yapı oluşturmak için bağlantı düğümleri ile - elle, birkaç dakikada - birleştiriliyor. DMLS, metal olmayan parçalar için hem metal düğümleri hem de kalıpları üretmek için kullanılan bir sistem. Sadece metal düğümleri, yüksek silikonlu alüminyum olarak da adlandırılan alüminyum tozu 4046'dan yapılmıştır,” diyor Czinger. "Bizim uyguladığımız yöntem kullanıldığında, bu malzeme standart T6 dökme alüminyumdan çok daha yüksek performans gösterecektir. Bu malzeme ile yapılan düğümler, T6 dökme alüminyuma göre %10 ila %5 daha hafif olmasına rağmen, ona eşit sertliğe ve mukavemete sahip,”

Czinger, otomobil üretiminin, özellikle elektrikli otomobillerin üretiminin sadece pahalı değil aynı zamanda yüksek oranda kirletici olduğunu ifade etti. Diğer taraftan da ekledi, "şasinin tamamı gibi çok büyük yapılar oluşturmak için 3D baskı kullanmak istemezsiniz; çünkü çok uzun zaman alır. Ama buna karşılık, bu yöntemle yapılan şasi yapısı, sermaye yoğun problemler, kirlilik sorunları ve otomobil endüstrisinin ürün döngüsü sorunlarının üstesinden gelir,”.

Bir birleştirme örneği

 

Czinger ayrıca şu açıklamada bulunuyor, "Bu bağlayıcıları düşük maliyetli alüminyum ekstrüzyon yöntemi ile, ve hafif ve yine düşük maliyetli olan havacılık-sınıfı karbon elyafı ile oluşturmak için 3D baskı yöntemini kullanıyoruz, çünkü zaten karakterize edilmiş karbon elyaflı yapısal parçaları, buna karşın ıslak döşeme yöntemlerini kullanıyoruz. Sonra bu modüler yapıları bir araya getirip birleştiriyoruz, böylece herhangi bir kaynak veya fikstüre ihtiyacımız olmuyor ve sonuçta kusursuz bir yapı ortaya çıkıyor. Birleştirme platformu çok çeşitli otomobil modelleri için kullanılabiliyor. Bu platform tasarıma-özel bir platform değil, bu nedenle yeniden programlama veya yeniden düzenleme gerektirmiyor. Herhangi bir tasarım değişikliği, bir takım-aparat değişikliği gerektirmiyor, çünkü sadece bir yazılım değişikliği ile çözüme ulaşılıyor,".

Czinger, bu yöntemin, bir girişimcinin yüksek ön maliyetinden ötürü yüksek ön sermaye gerektiren bir otomobil üreticisi olma yolundaki sermaye engellerini önemli oranda düşüreceğini söyledi. "PSA Group'a, bu yöntemi kullandığında, otomobil endüstrisinde kullanılan mevcut yapısal malzemelere göre çok daha iyi bir performans elde edebileceğini gösterdik."

PSA Group'un yönetim kurulu başkanı Carlos Tavares, “Bu yöntem, üretim ayak izimizin boyutunu ve kapsamını önemli ölçüde küçültme, toplam araç ağırlığını ve karmaşıklık oluşumunu azaltma potansiyeli yaratırken, tasarım çıktılarında da neredeyse sınırsız esneklik sağladı. Sonuçta, sektörümüz için radikal bir değişimden bahsediyoruz," dedi. PSA grubu, bilindiği gibi üç otomobil markasının sahibi; Peugeot, Citroën ve DS.

Otomotiv, havacılık, savunma ve enerji gibi çeşitli endüstriyel sektörlerde deneyim kazanmış olan mühendislik firması Altran ise, "Bu, Altran’ın yeni araç mimarisi girişimlerinin bir parçası olarak, üretim teknolojisi platformunun uygulanmasını ve lisanslanmasını kıta çapında hızlandırmak için destek sağlayacak" dedi. Firma, Divergent 3D hisselerine belirli bir miktarda ortak oldu ve kendisinin otomotiv ve diğer sektörlerdeki kapsamlı ilişkilerini ortaya koyarak bu şirketle bir stratejik geliştirme iş ortağı olarak uluslararası boyutta çalışacağını söyledi. “

Gelecek sayıda buluşmak ümidiyle, şimdilik hoşçakalın.

Gelişmiş ülkelerde ölümcül olsun ya da olmasın, forklift kullanımı sırasında meydana gelen tüm kazalar kayıt altına alınmakta ve çeşitli kurumlarca bu kazaların analizleri yapılarak kaza oluşumunun önlenmesi için gereken önlemlerle ilgili bir dizi kurallar ve yönetmelikler hazırlanıp yayınlanmakta, daha sonra meydana gelen / gelebilecek farklı türlerdeki kazalar için de ayrıntılı simülasyonlar yapılıp bunların önlenmesi için geliştirilebilecek önlemler üzerinde çalışmalar yapılmakta ve bunlar periyodik aralıklarla güncellenmektedir.

Ülkemizde ne yazık ki, bu gibi kazalar ölümcül olmaması halinde ilgili makamlara yansıtılmayıp bir şekilde örtbas edilmekted,r. Hatta, ölümcül kazaların da belirli bir kısmının şu veya bu şekilde karşılıklı anlaşma ile örtbas edilip yine ilgili makamlara bildirimde bulunulmadığı da bilinen bir gerçektir.

Önlemler konusunda, ister üretici olsun ister satıcı, ya da forklift operatörü ve onun amirleri yanı sıra ilgili kuruluşun tüm ilgili yöneticileri dahil, sektörde yer alan tüm kesimlerin üzerine düşen sorumluluklar vardır. Bu konuda elbette devlete düşen önemli sorumluluklar da vardır.

Bugünkü yazımızda bu konularda dış medyada yayınlanmış gözümüze çarpan son bazı gelişmelerden bahsedeceğiz.

Tasarıma dayalı Güvenlik

Her yıl forkliftlerin katıldığı endüstriyel kazalar konusunda endişe verici raporlar yayınlanmaktadır. Bu kazaların birçoğu yaralanma, sakatlık ile sonuçlanmaktadır ve iyi bir forklift tasarımının güvenliği arttırıp arttıramayacağını ve en yaygın forklift kazalarının çizim masasında önlenebilir olup olmadığını sorgulamamız gerekir.

Alman Sosyal Kaza Sigortası Grubu (DGUV), geçtiğimiz günlerde, Almanya'da 2012'de 10.500 olan rapor edilmiş ölümcül olmayan forklift kazalarının 2016'da 12.809'a yükseldiğini gösteren istatistikleri yayınladı. Bu arada uzmanlar İngiltere'deki forklift kazalarında yılda yaklaşık 1.000 kişinin ağır yaralandığını belirttiler ve endişeli bir şekilde son yıllarda bu sayılarda iyileşme olduğuna dair önemli bir kanıt bulunmadığını ifade ettiler.

Lojistik ekipmanlarına olan talebin artması, forkliftlerin her zamankinden daha hızlı, daha uzun süreli ve daha dar mekanlarda çalışıyor olması anlamına gelmektedir. Bunlar daha ağır yükler taşıyor ve yükleri daha yükseğe kaldırıyorlar. Talep arttıkça yaralanma riski de o ölçüde artıyor.

Ölümlü vakaların sayısı dünya genelinde sabit kalırken, ölümcül olmayan forklift kazalarında rahatsız edici bir artış eğilimi görülüyor. Doğru, düzenli ve kapsamlı sürücü ve işyeri eğitimi temel zorunluluktur. Forklift tasarımında güvenlik unsurlarının ön planda tutulması da çok önemlidir. Bir uzman, tasarımın mesleki sağlık ve güvenlik alanındaki rolü konusundaki yazısında, tasarımın bir projede yaralanmanın önlenmesi için en büyük fırsatı temsil eden aşama olduğunu belirtiyor.

Sık rastlanan kazalar ve tasarım çözümleri

Bir diğer uzman, nesneler veya insanlarla çarpışma ve ezilme yaralanmalarının çok sık rastlanan kazalar olduğunu söylüyor. Tüm forklift kazalarının üçte ikisinde, araç kullanıcısı dışında bir insana zarar verilmektedir

Son yıllarda, üreticiler depo içinde ve dışında meydana gelen yaralanmaların sayısını azaltmak için büyük çaba sarf ettiler. Bunun önemli bir etkisi, sürücülerin daha titiz bir şekilde eğitilmesi ve çalışma uygulamalarına daha iyi bağlılık göstermeleri olmasına rağmen, ihmal edilmemesi gereken diğer bir önemli faktör de, üreticilerin ürünlerini daha güvenli hale getirmek için tasarım aşamasında gösterdikleri yoğun çabalar olmuştur. Örneğin, elektrikli forkliftler alanında yeni bir güvenlik özelliği olan otomatik elektrikli park freni, bir operatör el frenini tam olarak çekmeden istif aracından atladığında, makina bir rampada veya eğimli bir yerde terk edilse dahi, makinanın ilerlememesini garanti altına almaktadır.

Bir uzman, üç temel potansiyel risk alanını şöyle ifade ediyor: forklifte gerek binerken gerek inerken bir potansiyel kayma riski mevcuttur; ikincisi, sürüş sırasında devrilme, kapaklanma riski; üçüncü olarak da, servis veya bakım sırasında servis elemanlarının keskin parçalar ve bileşenler tarafından yaralanması, sıcak parçalardan yanması veya sıcak sıvılardan haşlanması ve dönen parçalar nedeniyle yaralanması riski. Üreticiler şu üç tasarım ilkesine uymak zorundadır: tasarım yoluyla potansiyel güvenlik risklerini ortadan kaldırmak; risk tasarım anında ortadan kaldırılamazsa, kişisel yaralanmalara neden olabilecek herhangi bir parçayı izole etmek; ve eğer ilk iki önlem uygulanabilir değilse, ilgilileri çok kapsamlı güvenlik bilgileri ile donatmak.

İdeal bir dünyada, risk ve sorunları zarar vermeden önce tespit edip yakalayabilir ve ortadan kaldırabiliriz. Bir kaza durumunda gösterilecek ilk tepki insan hatasına bakmaktır, ancak bu, sorunu çözmek ve tekrarlanan kazaları önlemek için temel nedeni bulmuş olmak anlamına gelmez. Aracın neresini ayarlayabileceğimizi, geliştirebileceğimizi veya yeniden tasarlayabileceğimizi görmek için forklift tasarımını daha yakından incelememiz gerekir. Yaya kumandalı forkliftler için yeniden uyarlanmış bir güvenlik cihazı tasarlandı. Reach truck tipi istif araçları için Backbone standardı olan güvenlik barı, bir raf kirişinin operatör kabinine girerek operatörü kiriş ile kabin ve / veya bom arasında ezmesi şeklinde meydana gelen ayakta sürülür forkliftlerin bir tehlikesine çözüm getirmektedir. Risk nedeni, genellikle reach truck tipi forklift kabinlerinin arkaları açık olduğundan, operatör ile yatay çapraz kirişler arasında herhangi bir fiziksel engel bulunmamasıdır. Backbone, Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü (ANSI) uyumlu, eksik olan fiziksel engeli sağlayarak tampon görevi gören bir güvenlik çubuğudur.

Kısıtlanmış ön görüş alanı nedeniyle çarpışmalar ve uygun yük çizelgesi / denge üçgeni dışında çalışan forkliftlerin devrilmesi, hemen her zaman rastladığımız iki yaygın kazadır. Tasarım buluşları, güvenlik zorluklarının üstesinden gelmek için en başından itibaren odaklanılması gereken temel nokta olmalıdır. Elbette, sürecin müşteri gereksinimlerine odaklı olmasına da özen gösterilmelidir. Üretici kesimi, mevcut modellere göre kıyaslama yapmalı, gerekli ürün özelliklerini tanımlamalı ve bir yenilik kriteri belirlemeli; daha sonra da tasarımı yaparak bir prototip üretmeli, test ederek uygunluğunu kanıtlamalıdır. Bu sürecin bir sonucu yük-moment kontrol göstergesidir. Bu ürün, operatörü bir öne devrilme/kapaklanma riski konusunda uyarmak için tasarlanmıştır. Forklift, yük çizelgesinin dışında çalıştırıldığı takdirde hidrolik sistem otomatik olarak devre dışı bırakılır.

Forklift kazalarının oluşumuna düzenli olarak katkıda bulunan iki hareketten biri, sürücünün asansörü yanlışlıkla çalıştırması ve asansörün hızla aşağıya düşmesi, diğeri de forkliftin devrilmesine yol açan aşırı hızlanmadır. Tasarım bu her iki eski sorunu çözebilmeli ve olası yeni sorunları öngörüp çözüm getirmelidir. Forklift tasarımı, indirildiğinde asansörün dengeli olmasını sağlayan bir asansör tamponlama sistemi ve sürücü forklift koltuğuna oturmadıkça asansörün hareket ettirilememesini sağlayan bir asansör kaldırma / indirme kilitleme fonksiyonunu içermelidir. Sürüş hızı 5 km/saatten fazla olduğunda ve direksiyon açısı da önceden ayarlanan açıdan fazla olduğunda sürüş hızı otomatik olarak düşecek şekilde bir dönüş hızı sınırlama fonksiyonu tasarlanmıştır. Yeni bir sorun ortaya çıktığında da tasarımın geliştirilmesi gerekir, dolayısıyla tasarım sürecinin durdurulmasına asla izin verilmemelidir.

Genellikle, yaralanmaları azaltmanın en iyi yöntemi, bir başparmak kuralı olarak, kazaların oluşumunu önlemektir. Kötü forklift bakımı, yaralanmaya yol açan nedenlerin en önemlilerindendir. Üniteler, bakım hizmetleri kolayca yerine getirilebilecek şekilde, kolay-bakım odaklı tasarlanmalıdır. Yani, tasarım, düzenli bakım gerektiren tüm parçalara ve bileşenlere erişim kolayca ve hızlıca mümkün olacak şekilde gerçekleştirilmeli, böylece ekipmanın bakımını gereği gibi yapmamak için geride hiçbir mazeret bırakılmamalıdır.

Güvenlik eğitimi önemlidir, ancak ekipman üreticilerinin güvenlik uyumu standartlarını karşılaması esastır. Tasarım sürecinde, mekanik aksamı eşleştirmek ve montajdan önce hidrolik sistemi simule etmek için 3D (üç boyutlu) bilgisayar görüntüleme yönteminin kullanılması, CE sertifikası alınması ve uyum standartlarının karşılanmasında kolaylık sağlayacaktır.

Tüm yaralanmaların öngörülüp önlenebileceği konusunda bir anlayış hakim olmalı ve üreticiler bunları önlemek için her çabayı gösterecekleri konusunda eksiksiz bir taahhütte bulunmalıdır. Günümüzde, başarısızlık modu efektleri analizi, problem çözme, sanal gerçeklik, fonksiyonel test stantları gibi program veya süreçlerin - sorunları tasarım aşamasında tespit edebilen ve çözebilen süreçler - kullanımı halinde bile, beklentileri karşılamak için ürün kullanımından edinilen müşteri geri bildirimine hala ihtiyaç duyulmaktadır. Alınan bilgilere göre, bir üretici, bir forkliftteki kasnak hortumunu örten bir termoplastik kılıf tasarlamış. Bu kılıf, malzemeler forklift tarafından palet üzerinde taşınırken, hortumlarla temas ederek onları aşındırmasını engelleyecek dirence sahip. Bilindiği gibi, hortum arızaları felaket sonuçlar doğurabilir, işçilerin üzerinde kayabileceği tehlikeli yağ saçılmalarına veya basınçlı yağın püskürmesi sonucu yaralanmalara neden olabilir. Yağ püskürmesinden kaynaklanan yaralanmalar bir iğne deliğine benzemekle birlikte, tıp uzmanları tarafından müdahale edilmezse önemli sağlık sorunlarına neden olabilecektir.

İyi tasarım ve yenilik, bazı uygulamalar daha önce norm olarak kabul edilmiş olsa dahi, işleri nasıl yapmamak gerektiği konusunda farkındalığı artırabilir. İdeal bir dünyada, bir çözüm bir sorun haline gelmeden önce ele alınabilir. Ancak ne yazık ki, belirli bir ürünü yeniden düşünmek veya onu yeniden tasarlamak için tetikleyici unsur, genellikle ancak bu ürünle ilgili kazalar veya bir kaza olasılığının fark edilmesi oluyor.

Forkliftler operatörler için sezgisel olmalıdır. Uzmanlar müşterilerden - geçmişte diğer ürün türlerini sıklıkla kullanmış olan yöneticiler, sürücüler ve servis mühendis ve teknisyenleri - pek çok geri bildirim alırlar ve tasarımcılar yeni ürünler tasarlarken onların deneyimlerine çok değer verir. Operatörün dar koridorlarda raf ve forklift arasına girmesi gereken diğer yaya kumandalı forkliftlerle ilgili kaçınılmaz sorunun önüne geçmek için başlangıçtan itibaren çok konumlu bir kumanda kolu ile tasarlanmış Combilift tipi yaya kumandalı forkliftler gibi örnekler mevcuttur.

Sonuç

Tasarım, bir tavuk ve yumurta durumudur: hangisi önce gelir - sorun mu, yoksa çözüm mü? Kuşkusuz, tüm ekipman üretiminin çekirdeği, tasarımda yatar. Tasarım, sektörle ilgili herkes için bitmeyen tükenmeyen sürekli bir endişe kaynağı olan aşırı yüklenme, hızlanma, devrilmeler ve çarpışma gibi güvenlik sorunlarına nasıl çözüm getirir: Kayıp saatler, kayıp zaman, kayıp paralar ve en önemlisi yaşamını kaybeden insanlar meselesi bir noktada gelip forklift tasarımını zorlamakta, sıkı ve bağlayıcı kurallar getirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bazılarının önerdiği en iyi önleme yöntemi, ekip üyelerinin sistemlerle ilgili riskler konusunda kapsamlı bir şekilde eğitilmesi ve arıza modlarını bunlar gerçekleşmeden önce fark etmelerini sağlamaktır. Ancak operatör bilinci, güvenlik meselesinin yalnızca bir parçasıdır: sorunun diğer parçası ise, bir ekipmanın, arızaya geçme modlarının azaltılması açısından, ne derece iyi tasarlanmış olduğudur. Tasarım, uzmanların önemle vurguladıkları gibi, kazaların ve yaralanmaların önlenmesi için en büyük fırsatı temsil eden bir projenin önemli bir aşamasıdır.

Şimdilik hoşçakalın...

Bundan böyle Yapay Zeka (AI) hep gündemimizde olacak gibi. Daha birkaç sene önce varlığından haberdar olmadığımız bu inanılmaz büyük buluş, yeni bir çağın, - ki öncekilerle kıyaslanamayacak kadar önemli olan - belki de insanlığın geleceğini belirleyecek bir buluş. Gün geçmiyor ki yapay zekânın yeni bir uygulamasını duymayalım. Hemen her yerde bunun bir uygulaması şu veya bu şekilde karşımıza çıkıyor. AI’nın ufak çaplı olarak telefonlardan bilgisayarlara, ev aletlerinden, yaşlı insanların bakımına çeşitli uygulamalarını duymuştuk. Büyük ölçeklilerde son duyduklarımız arasında AI tarafından yönetilen otomobiller, kamyonlar, trenler ve son olarak da bunun uçaklara uygulanması yer alıyordu. Bugünlerde AI’nın “Materials Handling” sektörüne de el attığına ilişkin haberler gelmeye başladı. Bugünkü yazımızda bu konuda gözümüze çarpan son bazı gelişmelerden bahsedeceğiz.

Yüzyılımızın en önemli konularından biri olan ve hatta başı çeken Yapay Zekâ (AI-Artificial Intelligence), son günlerde gündemi bir hayli işgal ediyor. Bir tarafta Yapay Zekâya sahip robot çalışmaları (bkz. örneğin Boston Dynamics firmasından Robot HANDLE: https://www.youtube.com/watch?v=-7xvqQeoA8c, ve Robot SpotMini: https://www.youtube.com/watch?v=tf7IEVTDjng ve bir de Robot ATLAS: https://www.youtube.com/watch?v=rVlhMGQgDkY. Bu da aynı firmanın bazı Yapay Zekaya sahip robot prototip çalışmaları: https://www.youtube.com/watch?v=-e9QzIkP5qI. İnanılmaz, değil mi, sanki bir Transformers filmi izliyormuşuz gibi), bir tarafta, daha önceki birkaç yazımızda bahsettiğimiz gibi, Yapay Zekâ ile hareket eden otomobiller (örneğin TESLA yanı sıra bazı büyük otomotiv üreticilerinin çalışmaları), bir de Yapay Zekâyı kullanan müthiş yüksek hıza sahip trenler ve son olarak Yapay Zekâya sahip uçaklar konusundaki ilk çalışmalar.

Peki, bizim sektörümüzde bu yönde çalışmalar yok mu? Genelde baktığımızda, otomotiv sektöründe kaydedilen yeniliklerin bir kısmı bir süre sonra Materials Handling alanında da uygulanma olasılığı buluyor. Şu ana kadar basına yansımış örneklerini görmesek de, eminim kısa süre içinde çağın bu önemli gelişimi, Yapay Zekâ faktörü sektörümüze de sıçrayacak. Elbette bunun sonucu ne olur diye şimdiden düşünmeye başlamaK, uzun vadeli planlar yapmak gerekiyor. Örneğin, bildiğimiz operatörlü forkliftler yerine, sağlanan bir yazılıma göre hareket eden ve operatör kullanımına gerek bırakmayan Yapay Zekâlı forkliftler, çekiciler ve hatta dar koridor forkliftleri ve ötesi.

Gördüğümüz kadarıyla bu konuda ilk çalışmalar başlamış bile. Küresel basına yansıdığı kadarıyla ilk hareket Kuzey Amerika kıtasında görülüyor. Şimdilik ağırlıklı olarak üzerinde çalışılan araçlar çekiciler, çekici platformlar ve bazı basit istif araçları gibi. Elbette bunlarla kalmayacak. Kısa süre sonra, herhalde başta dar koridor forkliftleri olmak üzere sektörün diğer istif araçlarına da yansıyacak bu dalga.

Kapalı saha istif araçlarında otomasyon yönünde ilk çalışmaların, AGV denilen otomatik yönlendirmeli malzeme taşıma ve istifleme araçları olduğunu biliyoruz. Bunların ilk örneklerinin 1980-90’lı yıllarda yurdumuzda da uygulamalarına rastlamıştık. Elbette onlar o günün koşullarına göre oldukça ileri ama bugün artık birçok yerde rastladığımız ve basit bulduğumuz taşıma araçları idi.

AGV’leri ele alalım. Klasik anlamda AGV sistemleri, zemine gömülü kablolar (teller), duvarlarda lazer hedefleri, zeminde bant veya zemin altı mıknatıslar ile yönlendirilen araçlardır. Ancak bugün farklı AGV sistemlerine rastlıyoruz. Örneğin bugün bazı AGV sistemlerine stereo kameralarla araç üstü sensörler ve LİDAR (Işık Algılama ve Uzaklık Ölçümü) denilen iki boyutlu ya da üç boyutlu lazerler ve SLAM (Simultane Konumlandırma ve Haritalama) olarak adlandırılan bir akıllı otomasyon sisteminin uygulandığını görüyoruz. Peki, bunlar ne işe yarıyor. Eskiden bu araçlar daima bir fiziksel rotayı takip ederek belirlenmiş bir yol üzerinde hareket ediyordu. Ama bu yeni geliştirilen araçlarda bu güzergâh kısıtlaması ortadan kaldırılmış. Araç herhangi bir fiziksel rotayı takip etmeden kendi seçtikleri bir rota üzerinde hareket ediyor. Engelleri görüyor ve ona göre kendisi önlem alıyor.

Diğer bir ifadeyle diyebiliriz ki, önceden AGV ile ilgili meselelerin %95’i zemin altı ile ilgiliydi. Yani, insanlar (alıcılar) genellikle zemin üstündeki makinanın kendisine odaklanırken, aslında bu işin sadece çok küçük bir kısmıydı, esas sorun zemin altı idi. Halbuki şimdi, işin en önemli kısmı, bir aracın çıkış noktasından varış noktasına nasıl varacağı, yani NAVİGASYON. Bugün Navigasyon otomatik araçların en önemli öğesi, vazgeçilmezi. Navigasyon olmazsa, ya da yetersiz ise, gerisi boş. İşin en önemli yanı, Navigasyon sayesinde artık güzergâh değiştirmek için zemine gömülü tellerle uğraşmak, söküp tekrar gömmek gerekmiyor. Sabitlenmiş sistemlerden vazgeçiliyor, akıllı otomasyon teknolojisi ile özellikle güzergâh konusuna esneklik getirilmiş oluyor, güzergâh seçenekleri istendiği anda yazılım sayesinde anında değiştirilebiliyor, eskiden olduğu gibi değiştirme işi günler haftalar almıyor, zemini kazma, yeniden tel döşeme, kapatma yok. Herhangi bir şeyi kurmak, monte etmek gerekmiyor. Her an her şey değiştirilebiliyor. Örneğin 25.000 metrekarelik bir alanın haritalanması sadece 1-2 saat sürüyor. Diğer yeni özelliklerin sağladığı faydalar da cabası. Navigasyonun en popüler uygulaması Çekiciler. Örneğin ABD’deki bir çamaşır makinası fabrikasında kendi başına çalışan 54 adet robot çekici sürekli olarak iki düzine farklı çamaşır makinası parçalarını alt montaj ve montaj hatlarındaki 24 farklı konuma teslim ediyor. Sonuç, akıllı otomasyon ile bağlantılı işçilik tasarrufu yanı sıra akıllı yöntemlerle arttırılmış güvenlik, kalite ve hız. Ve nihayetinde, üretim ve dağıtımda odak noktası, akıllı otomasyon sistemleriyle donatılmış AGV araçları.

Söylemeden geçmeyelim. SLAM için uzmanlar bunu sahada karşı takımın savunmasını aşmak için bir delik arayan bir futbolcuya benzetiyorlar. Karşısındaki engel ne olursa olsun araç hedef noktaya ulaşmak için bunu aşmanın bir yolunu buluyor. Önce verileri işliyor, ardından aracın olası güzergâh seçenekleri için bir genel harita geliştiriyor. Ama Araç bu haritanın önerilerine kulak asmıyor, sadece ondan faydalanarak kendi yolunu kendi tespit ediyor.

LiDAR ise, yapının iki boyutlu bir haritasını çıkarıyor ve yapıdaki kolonları, duvarları ve rafları teşhis ederek ölçümleme yapıyor. Uzmanlar sistemin 2 saniyede 50.000 veri noktası kaydettiğini belirtiyorlar. Sonuçta, ister tek bir araç olsun ister bir filo, tüm bilgiler sistem içinde paylaşılıyor. Her aracın tesis içindeki kendi haritası oluşuyor ve hedef noktaya ulaşmak için güzergâh kararını kendisi veriyor. Bundan faydalanarak ilk aşamada kendi karar verip iş yapan kendi-yürür transpaletler ve çekiciler geliştirilmiş. Bunların her birinde beş çift kamera bulunuyor ve aracın çevresini 360 derece tarıyor. Sistem her çeyrek saniyede bir, milyonlarca veri noktasından veriler topluyor, bu veriler işleniyor ve dinamik ortamlarda en güvenilir güzergâhları içeren ayrıntılı bir harita oluşturuluyor. Ve değerlendirme sonucuna göre yol alınıyor. Elbette bu işlemler farkına bile varamayacağınız kadar büyük bir hızla gerçekleştiriliyor. Bu işlemler, mevcut akan araç trafiği, onların sahadaki olası konumları ve genelde araç trafiği yönetimi ile entegrasyon içinde yürütülüyor. Yani, aracın kendi kararlarını kendi başına alabilmesi ve kendi güzergâhını bağımsız tayin edebilmesi yeterli olmuyor. Bir filo içinde, herhangi bir anda yönetilecek çok sayıda araç mevcut. Sorun bu araçların tümünün güzergâhlarının birbiriyle kesişmesini önleyecek koordinasyonu, zamanında ve tekrarlanabilir şekilde gerçekleştirmek. Elbette bu çalışmada izlenecekler sadece bu araçlardan ibaret değil, güvenlikte en önemli unsur çalışma sahasındaki insanlar ve bunların güvenliği. Ve sistem yönetimi bunları da dikkate alarak gerekli koordinasyonu sağlıyor.

Peki, bunun ardından ne göreceğiz? Konunun uzmanlarına göre, sırada akıllı otomasyon sistemine sahip otomatik forkliftler, ARM denilen otonom mobil robotlar ve otomatik sistemle yönlendirilen depo içi malzeme taşıyıcı arabalar var. Öngörülen o ki, önümüzdeki 10 yıl içinde bu navigasyon sistemli akıllı otomasyon araçlarının Pazar büyüklüğü, günümüzün geleneksel araç pazarının büyüklüğüne eşit olacak (ama, elbette bunun istihdam sorununa da hayli olumsuz yansıması olacak).

Yazımı kapatmadan önce bugün basında gözüme çarpan bir haberi, bir Yapay Zekâ zaferini ileteyim size. Haber şöyle:

“Yapay zekânın insan neslini yok edebileceği tartışması sürerken, Google’ın satın aldığı AlphaZero şirketinin geliştirdiği yapay zekânın (AI) dört saat içinde satrancı öğrenip rakibini 1500 yıldır akıl edilemeyen hamlelerle mat ettiği bildirildi.

“İngiliz Daily Mail gazetesine göre, AlphaZero’nun yapay zekâsı 240 dakika boyunca oyunun nasıl oynandığını, nasıl hamleler atıldığını öğrendi. Şimdiye kadar en iyi satranç oynayan yapay zekâ kabul edilen Stockfisk8’e karşı 100 oyunluk bir maratona girişti. Ve AlphaZero’nun1500 yıldır görülmemiş hamleler geliştirerek rakibini alt ettiği görüldü. AlphaZero, ödüllü (insan) satranç ustasının karşısında da aynı kıvraklığı gösterdi. İngiliz satranç ustası Simon Williams “6 Aralık 2017’de satranç dünyasını AlphaZero ele geçirerek kendine köle etti” diye espri yaptı.

“Bu arada, Prof. Michael Wooldridge, yapay zekânın ‘asileşebileceği’ ve yaratıcı mühendislerin yarattıkları bu makinaları anlayamaz ve öngöremez hale gelebilecekleri konusunda uyarıda bulunmuştu.”

Gördüğünüz gibi, Yapay Zekânın sağlayacağı olağanüstü büyük yararlar var. Elbette, bunun istihdam konusunda ortaya çıkaracağı sakıncaları da öngörerek ona göre önlemlerin alınması gerek. Ama, Yapay Zekânın kontrolden çıkması olasılığı en korkutucu durum. Bu nedenle, bu konuya büyük yatırımlar yapan dünya çapında tanınmış yenilikçi girişimcilerin de tüm olası korkutucu durumları öngörerek ve bununla ilgili tüm çalışmaları tamamlayıp nihai yazılımları hazırlayıp defalarca test ettikten sonra piyasaya uygulama çalışmalarına geçmelerinde yarar var diye düşünüyorum.

Sonuç olarak; Yapay Zekâ ile tanışmamız sonucunda çok büyük avantajlar elde edebileceğimiz görünüyor. Ama şu anda aklımıza gelmeyen, öngöremeyeceğimiz sayısız sorunlarla da karşı karşıya kalmamız olasılığı yok değil.

Şimdilik hoşçakalın.

Sayfa 1 / 2
We use cookies to improve our website. By continuing to use this website, you are giving consent to cookies being used. More details…